Sayfalar

İzleyiciler

tıp etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tıp etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Kasım 2011 Cumartesi

Tüp bebekte kadının yardımına kocası yetişecek

Tüp bebek tedavisi yaptıracak kadınların 900 gün genel sağlık sigortası prim gün sayısı ve en az 5 yıllık genel sağlık sigortalısı olma koşulunu sağlamadığı durumlarda, eşinin gerekli koşulları sağlaması şartı aranacak.

Sosyal Güvenlik Kurumu'nun Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ Resmi Gazete'de yayımlandı. SGK, Tebliğ'le yardımcı üreme yöntemi tedavilerini yeniden düzenledi. Buna göre invitro fertilizasyon (klasik tüp bebek) işlemleri (IVF), 5510 sayılı Kanunun 63 üncü maddesinde tanımlanan "yardımcı üreme yöntemi" olarak kabul edilecek.
Ovulasyon indüksiyonu (OI) ve intrauterin inseminasyonu (IUI) işlemi bu kapsamda değerlendirilmeyecek. Tüp bebek işlemleri, evli olmakla birlikte eşlerden herhangi birinin evlat edinilmiş çocukları hariç soy bağı kurulmuş sağ çocuğunun olmaması koşuluyla; genel sağlık sigortalısı kadın ise kendisine, erkek ise bakmakla yükümlü olduğu karısına, en fazla iki deneme (siklus) ile sınırlı olmak üzere uygulanan klasik tüp bebek tedavilerine ilişkin giderler belirli şartlar dahilinde karşılanacak. (Tüp bebek ücreti daha önce birden fazla yapılan evliliklerde de çiftlerden her ikisinin sağ çocuk sahibi olması durumunda SGK tarafından karşılanmıyordu.)

Tüp bebek tedavisinde giderlerin karşılanacağı şartlar

SGK, tüp bebek tedavilerine ilişkin giderleri şu şartlar altında karşılayacak: "Yapılan tıbbi tedavileri sonrasında normal tıbbî yöntemlerle çocuk sahibi olamadığının ve ancak yardımcı üreme yöntemi ile çocuk sahibi olabileceğine dair sağlık kurulu raporu düzenlenmiş olması, 23 yaşını doldurmuş, 40 yaşından gün almamış olması, uygulamanın yapıldığı merkezin Kurum ile sözleşmeli olması, en az 5 yıldır genel sağlık sigortalısı veya bakmakla yükümlü olunan kişi olup, 900 gün genel sağlık sigortası prim gün sayısının olması veya halen genel sağlık sigortalısı olan kadının bu bentteki koşulları taşımaması halinde eşinin gerekli koşulları sağlaması, son üç yıl içinde diğer tedavi yöntemlerinden sonuç alınamamış olduğunun Kurumla sözleşmeli sağlık hizmeti sunucusu sağlık kurulları tarafından belgelenmesi gerekecek."
Daha önce en az 5 yıldır genel sağlık sigortalısı veya bakmakla yükümlü olunan kişi olup, 900 gün genel sağlık sigortası prim gün sayısının olması şartı aranıyordu. Yeni düzenlemeyle halen genel sağlık sigortalısı olan kadının bu bentteki koşulları taşımaması halinde eşinin gerekli koşulları sağlaması kolaylığı getirildi.

Klasik tüp bebek tedavinin yapılacağı durumlar

Yeni düzenlemede klasik tüp bebek işleminin hangi durumlarda yapılacağına da yer verildi. Buna göre klasik tüp bebek tedavisini gerektiren erkelere yönelik faktörler "Üro-androlojik tedaviye rağmen, en az 15 gün aralarla yapılan üç ayrı spermiyogramın hepsinde total progresif motil sperm sayısının 5 milyondan az olduğu oligoastenospermi olguları ile azoospermi olguları" olarak sıralandı.
Kadın faktörü ise şu üç başlıktan oluştu:
- Tubal faktör: Primer silier diskinezi - Kartegener Sendromu varlığı, laparoskopi ile onaylanmış bilateral tam tubal tıkanıklık saptanan (ağır distal tubal hastalık, bilateral organik proksimal tubal tıkanıklık, bilateral tubal tıkanıklık veya tüp yokluğu olan) olgular, ağır pelvik yapışıklık belirlenen veya tubal cerrahi (laparoskopi veya açık cerrahi ile ) sonrasında gebe kalamayan olgular.
-Endometriozis: Hafif ve orta derece endometriozis, ileri evre (evre 3-4) endometriozis. Hormonal - ovulatuar bozukluklar: DSÖ Grup I-II hastalarda anovulasyonda standart tedaviye yanıtsız olgular.
-Açıklanamayan infertilite: Hem erkek, hem de kadının tetkiklerinin normal olmasına ve gonadotropinlerle en az iki deneme OI + IUI uygulanmasına rağmen evlilik tarihinden itibaren 3 yıl veya daha uzun süreli gebe kalamama hali.
-Diğer endikasyonlar: Kötü ovaryan yanıtlı veya düşük ovaryan rezervli olgular.

TSK'ye bağlı tıp fakülteleri de yurtdışında tedavi içir rapor verebilecek

Yurtdışında tedavi için gerekli olan yurtdışı sağlık kurulu raporları arasına Türk Silahlı Kuvvetlerine bağlı tıp fakültesi hastaneleri tarafından verilen raporlar da eklendi. Yapılan değişikliğe göre Türk Silahlı Kuvvetlerine bağlı tıp fakültesi hastaneleri tarafından kendi mevzuatına uygun düzenlenen yurt dışı tedaviye ilişkin sağlık kurulu raporlarının Sağlık Bakanlığınca onaylanmış olması yeterli sayılacak.
Hamilelik - Tüp Bebek - Doğum Hamilelik,Tüp Bebek,Doğum,Gebelik,Annelik

26 Ekim 2011 Çarşamba

Rahim (Dölyatağı) Nedir

Rahim (Dölyatağı) Nedir



Rahim (dölyatağı) nedir?
Dölyatağı veya rahim, pelvisin ortasında bulunan armut biçiminde adaleli bir organdır. Yaklaşık 7,5 santim uzunluğunda, 5 santim genişliğinde ve 2,5 santim kalınlığındadır. Dışında düz bir örtü ortasında kalın adale dokularından bir tabaka bulunmakta ve iç boşluğu endometrium hücreleriyle astarlanmıştır. Rahim boşluğu serviks aracılığı ile dölyoluyla temas halindedir. Karın boşluğu ile teması ise Fallop tüpleri ile temin edilmektedir. Fallop tüpleri, karın boşluğunda yumurtalıklara yakın bir yerde açılmaktadır. Rahim birçok bağla desteklenmekte ve bağlı olarak asılı durmaktadır.

Rahmin bulunduğu yer neresidir?
Kasın kemiklerinin hemen üstünde, mesanenin arkasında, rektumun önünde ve dölyolunun üstünde bulunmaktadır.

Rahmin görevleri nedir?
a. Döllenmiş bir yumurtayı almak için hazırlık yapmak.
b. Cenin gelişirken onu barındırmak ve beslemek.
c. Çocuk gelişip doğuma hazır olunca onu dışarı çıkarmak.

Rahmin gebeliğe hazırlanmasına ne yol açar?
Yumurtalıklardan ve başka içsalgı bezlerinden ifraz olan hormonlar. Eğer döllenmiş yumurta gelmezse adet görme hali meydana gelir ve rahim çeperi dağılır. Bir gudde hastalığı ve gebelik olmadığı taktirde, bu işlem erginlikten yaş dönümüne kadar her ay yenilenir.

Rahim çarpıklığının ne anlamı vardır?
Genellikle bu durumun hiçbir anlamı ve önemi yoktur.

Rahim çarpıklığı ne gibi belirtilere neden olur?
Genellikle hiçbir belirtiye neden olmaz. Bazı nadir hallerde eğer rahim geniş ölçüde arkaya doğru yatmışsa, bu durumda bazen sırt ağrıları ve rahimde çekilme gibi bir his meydana gelebilir.

Çarpık rahim nasıl tedavi olur?
Bu olayların büyük çoğunluğu hiçbir tedavi gerektirmemektedir. (Geçmiş yıllarda rahmi düzeltmek için yapılmakta olan çok sayıda ameliyat, günümüzde gereksiz işlem olarak görüldüğü için artık yapılmamaktadır.) Bazı çok nadir vakalarda rahim ağzına konan plastik bir halkayla rahmin öne doğru getirilmesi ve bu pozisyonda durması temin edilmektedir.

Rahim çarpıklığı gebeliğe engel olur mu?
Kesinlikle hayır.

Rahim çarpıklığı cinsel teması engeller mi?
Hayır.

Çocuksu rahim nedir?
Eskiden küçük kalan bir rahim böyle adlandırılırdı.

Çocuksu rahmin mahsuru var mıdır?
Eğer rahim normal çalışmaktaysa. Başka deyişle eğer adetler normal gelmekteyse ve kadın gebe kalabildiği takdirde çocuksu rahmin hiçbir mahsuru yoktur.

Çocuksu rahimleri olan kadınlar gebe kalmakta zorluk çekerler mi?
Adet fonksiyonları normalse hayır.

Kürtaj nedir?
Dölyolundan girilerek rahim boşluğunda yapılan bir ameliyattır. Bu ameliyatta rahmin astar dokuları kazınarak alınır. Serviksi genişletmek ve rahim boşluğunu kazıyarak temizlemek için özel aletler kullanılır.

Kürtaj ne gibi nedenlerden yapılır?

a. Teşhis için.
b. Tedavi için.
c. Kürtaj çok hallerde hem teşhis ve hem de tedaviye aynı zamanda yararlı olmaktadır. Örneğin endometrial hiperplazi veya rahim poliplerinde.

Teşhis maksadıyla kürtaj hangi hallerde yapılır?
a. Rahimde nedeni anlaşılmayan kanamalar olduğu zamanlar.
b. Rahim boşluğunda bir polip olduğu şüphesi uyandığı zamanlar
c. Rahim yapısında kanser şüphesi olduğu zamanlar.
d. Rahim içzarına verem bulaşmış olduğu şüphesi uyandığı zamanlar.

Tedavi maksadıyla kürtaj hangi hallerde yapılır?
a. Rahmin içzarına polip gibi bir hastalık bulunduğu teşhis edilmişse kürtajla bu hastalığın tedavi edilmesi gerçekleşebilir.
b. Rahim içzarında bir büyümüş teşekkül (endometrial hiperplazi) teşhis edilmişse, bu durum çok kez kürtajla tedavi edilebilinecektir.
c. Bir çocuk düşürüldükten sonra rahimde ceninden ve plasentadan parçalar kalmışsa. Bu gibi durumlarda kürtaj rahim boşluğunu temizleyecek ve kadının normal hale dönmesini temin edecektir.

Kürtaj sancılı bir ameliyat mıdır?

Hayır. Bu ameliyat genel anestezi altında hastanede yapılır.

Kürtaj ameliyatından sonra ne kadar süre hastanede kalınması gereklidir?
Genellikle birkaç saat, en çok bir gün.

Kürtajdan sonra yara izleri kalır mı?

Hayır. Ameliyat tamamen dölyolundan yapılmaktadır.

Kürtajdan ne kadar süre sonra yeniden çalışmaya başlanılabilinir?
Bir hafta içerisinde.

Kürtajdan sonra ne gibi hareketlerden kaçınılması gerekmektedir?
İki ile dört hafta arası lavaj ve cinsel temas yapılmamalıdır.

Kürtajdan sonra normal gebelik mümkün olmakta mıdır?
Evet. Yetenekli bir jinokoloğ tarafından hastanede yapılan bir kürtaj gebeliklere hiçbir şekilde engel olmayacaktır.

Endometrit nedir?
Rahim içzarında meydana gelen bir enfeksiyondur.

Endometrit hangi nedenlerden meydana gelir?
a. Gonore (belsoğukluğu.)
b. Çocuk düşürme veya çocuk aldırmadan sonra meydana gelebilir. Özellikle çocuk düşürmek için beceriksiz ve caniyane sayılabilecek teşebbüslere girişilmişse.
c. Normal doğumda rahimde kazara bir enfeksiyon gelişmişse.
d. Ciğerlerde veya böbreklerdeki verem rahme yayılmış ve burada tali bir enfeksiyona neden olmuşsa.

Endometritin belirtileri nelerdir?
Düzensiz kanamalar, dölyolu ifrazatı, alt karın bölgesinde rahatsızlık ve sancı, takatsizlik, nöbet, idrarda zorluk, vb.

Endometrit nasıl tedavi edilir?
İlk atılacak adım, asıl nedenini tespit etmektir. Eğer yetersiz bir çocuk düşürme hali olmuşsa o zaman rahim boşluğu bir kürtajla temizlenmelidir. Eğer endometrit bakteri enfeksiyonundan ileri gelmişse hastaya antibiyotik ilaçlar verilmelidir. Eğer enfeksiyon rahim içzarını aşmış ve rahim çeperine bulaşmışsa o zaman durumun tedavisi için rahmin cerrahi müdahale ile alınması gerekebilecektir.

Endometrit kendiliğinden iyileşebilir mi?

Bazı vakalarda evet ama genellikle enfeksiyon yayılacak ve rahim, Fallop tüpleri, yumurtalıklar ve hatta karın boşluğunun en derin katlarına kadar varacak ve bulaşacaktır.

Rahim polipleri nedir?
Rahim içzarından çıkan ve rahim boşluğuna uzanan arızi bir teşekküldür. Bu polipler çok kısımlı olmaktadırlar.

Rahim poliplerinin belirtileri nelerdir?
Adet halinde kramp benzeri sancı, adetler arası lekelemeler adetlerde aşırı kanama ve dölyolu ifrazatı.

Rahim polipleri nasıl teşhis edilir?

Teşhis için kürtaj veya bir "histerogram" yapmakla.

Histerogam nedir?
Rahim boşluluğunun X ışınları yoluyle yapılan incelenmesidir. Bu işlem serviksten rahim boşluğuna kesif (opaque) bir boyanın şırınga edilmesiyle yapılır. Filmler alındığı zaman bunlar boşluğun ana hatlarını gösterecektir.

Rahim polipleri habis olabilir mi?
Evet, bazen olurlar.

Rahim polipleri nasıl tedavi edilir?
Bunlar kürtaj yoluyla alınır. Serviksten dölyolu kanalına dışarı çıkıntı halinde fırlamış oldukları hallerde kıskaç yoluyla de alma-bilinir veya özel bir aletle dölyolu içerisinde ezile bilinir. Polip içinde habis bir durum görüldüğü hallerde ise bütün bir histerektomi (rahim ve serviksin tam olarak alınması) yapılması gerekli olacaktır.

Endometrial hiperplazi nedir?

Rahim içzarının fazla kalınlaşması halidir.

Endometrial hiperplazi neden meydana gelir?

Genellikle nedeni yumurtalıkların devamlı olarak ve normalin çok üstünde kadın seks hormonları (estrojen) üretmesinden meydana gelir. Çok kez, yumurtalıklarda bir kist veya tümör gelişmiştir ve bu fazla estrojen (kadın seks hormonu) üretilmesiyle ilişkilidir.

Endometrial hiperplazinin belirtileri nelerdir?
Düzensiz ve hiç beklenmeyen anlarda kanama meydana gelmesiyle karakterize olmaktadır. Bazı hallerde adet tamamen kesilmekte, bazen normalden fazla olmakta, bazı hallerde kan hafif lekelemekle kalmakta, bazen de akımı çok geniş ölçüde olmaktadır. Yine karakteristiklerinden bir de kanamalarda en ufak bir ağrının olmamasıdır.

Endometrial hiperplazinin kısırlığa (gebe kalınmamak) bir ilişkisi var mıdır?

Evet. Endometrial hiperplazileri olan kadınlar çok kez yumurta yapamadıklarından gebe kalamazlar.

Endometrial hiperplazi nasıl teşhis edilir?

Endometrial biyopsi yoluyla rahim içzarından alman bir parçanın mikroskobik muayenesi yapılmasıyla. Ayrıca kürtaj yoluyla alman dokunun incelenmesiyle de teşhis edilir.

Endometrial biyopsi nerede ve nasıl yapılır?

Özel bir aletin dölyolu ve serviksten rahim boşluğuna sokulması ile yapılan basit ve doktor muayenehanesinde yapılabilmen bir işlemdir. Bu aletle ufak bir doku parçası alınmakta ve bu parça mikroskopla incelenmektedir.

Endometrial biyopsi sancılı bir işlem midir?

Hayır. Doktor muayenehanesinde yapılabilen basit bir işlemdir ve asgari derecede rahatsızlığa neden olmaktadır.

Endometrial hiperplazi ile rahim kanseri arasında bir ilişki var mıdır?

Çocuk doğurma yaşını geçkin kadınlarda bazı tip endometrial hiperplazilerin rahim kanseri gelişmesiyle ilişkisi olabileceği zannedilmektedir. Bunun için endometrial hiperplazisi olan yaşları ilerlemiş kadınlarda daha şümullü tedavi metotları tavsiye edilmektedir.

Endometrial hiperplazi nasıl tedavi edilir?

Tedavi usulleri hastanın yaşına, mikroskobik incelemede tespit edilmiş olan hiperplazi tipine, yumurtalıklarda marazi teşekküllerin bulunup bulunmadığına bağlıdır. Genç kadınlarda basit hiperplazi kürtaj ve normal adetlere dönülmesini teşvik için nestrojen ve progesteron (yumurtalık hormonları) tedavisi yapılmaktadır. Buna, dönem (siklus) tedavisi denir.
Adet kesildikten sonra, hiperplazinin tipi gözönünde bulundurularak, tedavi, basit bir kürtaj ile histerektomi arasında değişebilir. Eğer hiperplazi tekerrür ederse veya bazı tip hücrelerde büyük çapta çoğalma görülmekteyse ve hasta çocuk doğurma yaşını geçmişse, histerektomi en iyi tedavi usulü olacaktır. Fazla büyümüş bir yumurtalık hali tespit edilmişse, histerektominin yumurtalıkta bulunan bir tümörle ilişkili olması kuşkusu uyanmalıdır. Bu gibi hallerde karın bölgesi ameliyatı yoluyla yumurtalıklar ve rahim alınmalıdır.

Endometrial hiperplazileri yapılan kadınlar sık sık doktor muayenesine başvurmalılar mı?

Evet. Eğer kadın çocuk doğuracak yaşta ise ve adet devirlerinde herhangi bir düzensizlik varsa bir jinekologa başvurması gereklidir.

Genç kadınlarda tekerrür eden hiperplazi için en iyi tedavi metotları hangileridir?

a. Tekrarlanacak kürtajlar veya uzun süreli devir hormon tedavisi.
b. Eğer hiperplazi kontrol altına alınmamaktaysa, o zaman histerektomiye başvurulması gerekebilecektir. Ama bu duruma çok nadir hallerde rastlanmaktadır.

Rahimde kanser belirmesinin oranı nedir?
Kadın üreme organlarında meydana gelen kanserler arasında rahim kanserleri ikinci sırayı almaktadır. Serviks kanseri, rahim kanserinden beş defa daha fazla olagelmektedir.

Rahim kanserine hangi yaştaki kadınların tutulması daha muhtemeldir?

Genellikle elli yaşını geçkin kadınların bu hastalığa tutulmaları ihtimali daha fazladır.

Rahim kanserinin irsi olma eğilimi var mıdır?

Hayır.

Rahim kanserinin belirtileri nelerdir?

a. Rahmin büyümesi.
b. Adetleri olan kadınlarda düzensiz dölyolu kanamaları.
c. Adetten sonra kanamanın devam etmesi.

Rahim kanseri nasıl teşhis edilir?
Teşhis için bir kürtajın yapılmasıyla. Adetten kesilmiş herhangi bir kadında görülen dölyolu kanamaları kuşku ile karşılanmalı ve kanser olup olmadığının tespiti için kürtaja başvurulmalıdır. Kanser (Papanikolau) smiri ve endometrial biyopsi de teşhiste yararlı ve yardımcı olur.

Rahim kanseri için hangi tedavi metotları tavsiye edilmektedir?
Radyum uygulanması ve dört ila altı hafta sonrası total bir histerektomi.

Bu tehlikeli bir işlem midir?

Evet ama, yaklaşık bütün vakalarda ameliyat sonrası iyileşme gerçekleşmektedir.

Rahim kanseri tedavisinin başarı oranı nedir?
Eğer kanser rahim dışına yayılmadan teşhis edilmişse, iyileşme oranı beşte dörttür. Kanser rahim dışına yayılmışsa, ameliyatla iyileşme oranı sekizde bire düşmektedir.

Rahim kanserini önleme çareleri var mıdır?
Önleme çareleri yoktur. Ancak, dölyolunda anormal kanamalar olur olmaz hemen doktora başvurulursa erkenden teşhis edilmesi mümkün olur. Ayrıca kanser smiri yaptırmak da bu konuda en erken devrede ipuçları verebilir.

Rahim fibroidleri (miyomaları) nedir?
Fibroidler (miyomalar), rahim kasları dokularında meydana gelen selim tümörlerdir. Bunlar genellikle yuvarlak biçimde ve sert olurlar.

Fibroidlerin oluşma oranları nedir?
Yaklaşık her yüz kadının yirmi beş inde rahim fibroidleri vardır. Bu teşekküllerin büyük çoğunluğu herhangi bir belirti göstermezler ve tedavi de gerektirmezler.

Fibroidler neden meydana gelir?
Tam nedeni bilinmemekteyse de, bazı yumurtalık hormonlarının bunların çabuk büyümesinde büyük rol oynadıkları tespit edilmiştir. Yaş dönümünden yani adetten kesildikten sonra yumurtalık hormonu ifrazatı büyük ölçüde azalınca, fibroidlerin büyümesi de durmakta ve hatta küçülmektedir.

Fibroidlerin gelişmesi genellikle hangi yaşlarda olmaktadır?
Çocuk doğurma çağlarının sonlarına doğru, yani kırk ile elli yaşları arasında. Fakat bunlara, genç kadınlarda ve adetten kesilmiş kadınlarda da rastlanmaktadır.

Rahim fibroidleri bir aile hastalığı olma eğiliminde midir?
Böyle bir eğilim yoksa da, her dört kadının birinde fibroid bulunduğu göz önüne alınırsa, bir ailede birden fazla kadında bu durumun olması normal karşılanmalıdır.

Fidroidlerin muhtelif tipleri hangileridir?
a. Karın içzarı altı (subseröz). Bunlar, rahimin dış örtüsü altında meydana gelir.
b. Çeperler arası (intramural). Bunlar, rahimin kas tabakasında büyür.
c. Şubmüköz. Bunlar, rahim boşluğu içzar dokularının altında büyür.

Fibroidler muhtelif büyüklükte mi olur?
Evet. Bunlar bir topluiğne başı kadar küçük veya bir karpuz kadar büyük olabilirler.

Fibroidlerhı belirtileri nelerdir?
a. Fibroidlerin çoğu hiçbir belirti göstermez ve ancak sıradan bir rahim kontrolünde rastlanır.
b. Eğer fibroid şubmüköz tipindense, adet araları kanamalara veya normalden uzun süreli ve fazla kanamalı adetlere neden olabilir.
c. Çeperler arası (intramural) veya karın içzarı altı (subseröz) fibroidler ya hiç belirti göstermezler veya adetlerde normalin çok üstünde kanamaya neden olurlar.
d. Fibriyumlar çok büyür ve mesaneye veya rektuma fazla baskı yaparlarsa, fazla idrar ve dışarı çıkmakta zorluk halleri getirebilirler.
e. Bazı hallerde sırt ve karın ağrılarına neden olurlar.
f. Eğer fibroidler rahim boşluğunu tahrif ederlerse kadında kısırlık meydana gelebilir.

Fibroidler nasıl teşhis edilir?

Pelvisin elle muayenesiyle. Bu gibi bir dölyolu muayenesiyle fibroidin büyüklüğü, biçimi ve başka vasıfları tespit edilebilir. Histerogamla küçük submüköz fibroidlerin teşhisi mümkündür.

Rahim fibroidleri habis bir tümör sayılır mı?
Kesinlikle değil. Fibroidler selim teşekküllerdir.

Fibroidler kanserleşebilir mi?
Hayır. Ama bazı hallerde fibroidli bir rahimde kanser gelişebilir. Fakat bunun rahimde fibroid bulunmasıyla bir ilgisi yoktur.

Fibroidler, rahimdeki başka hastalıklarla ilişkili olabilirler mi?
Evet. Fibroid olan kadınlarda rahim polipsi ve endometrial hiperplaziye çok kez rastlanmaktadır.

Fibroidler için en iyi tedavi metotları nelerdir?
Fibroidler belirti gösterirseler veya çabuk büyümekteyseler bunların cerrahi mümadahale ile alınmaları gerekir.

Fibroidler için nasıl bir cerrahi müdahalede bulunulur?
Yalnız fibroidler alındığı zaman buna "miyomektomi" denmektedir. Bütün rahim alınırsa buna "histerektomi" denir.

Bir kadın-doğum doktoru, miyomektomi veya histerektomi mi gerekli olduğunu nasıl kararlaştırır?
Bu, hastanın yaşma ve çocuk sahibi olmak isteyip istemediğine bağlıdır. Eğer hasta çocuk doğurmak isteğinde ise, rahmin kalmasına gayret sarf edilecek ve miyektomi ameliyatı yapılacaktır.

Miyomektomi veya histerektomi ameliyatlarından başka fibroidleri tedavi etme usulleri var mıdır?
Evet. Bazı küçük submüköz fibroidler polip şeklinde geliştikleri zaman basit bir kürtaj yoluyla alınabilir.

Fibroidlerin tekerrür etme eğilimleri var mıdır?

Miyomektomiden sonra % 10 oranında tekerrür edebilir. Bütün rahim alındığı takdirde fibroidlerin tekerrür etmesine tabiatıyla olanak kalmayacaktır.

Bütün fibroidler ameliyat gerektirir mi?
Hayır. Bunların birçoğu, herhangi bir tedaviyi bile gerektirmez.

Fibroidler hangi hallerde ameliyat gerektirir?

a. Giderek artış gösteren, daha uzun süreli ve daha fazla meydana gelen adetler.
b. Adetler arası ciddi kanamalar.
c. Mesanede ve rektumda rahatsızlık veren baskılar.
d. Bir fibroidin süratle büyümesi.
e. Üç aylık gebelik durumundan daha fazla şişkinlik gösteren bir fibroid, rahatsızlık vermese bile alınması gerekir.
f. Bir fibroidin yozlaşması veya bükülmesi yüzünden meydana gelen akut sancılar.
g. Üst üste gelen çocuk düşürmeleri veya kısırlık hali.

Fibroidler gebelik halinde de olur mu?
Evet. Eğer gebelik halinde varsalar, gebe kadının karnı büyüdükçe fibroidler de büyüyecektir.

Bir fibroid gebelik halinde tedavi edilmeli midir?
Hayır. Tedavi çocuk doğduktan sonra yapılmalıdır.

Fibroid ameliyatı geçirmiş olan bir kadın gebe kalabilir mi?

Eğer miyomektomi yapılmışsa ameliyat sonrası kadının gebe kalması mümkündür. Bu gibi hallerde doğumun sezaryen yoluyla yapılması gerekebilecektir.

Fibroidlerde cerrahi müdahale yararlı mıdır?
Evet, yaklaşık bütün vakalarda hasta bu illetten kurtulmaktadır.

Fibroidlerin ameliyat dışında yeterli bir tedavi usulleri var mıdır?
Hayır. Bazı doktorlar hormon tedavisinin yeterli olduğunu ileri sürmüşlerse de bu iddia gerçekleşmemiştir.

Miyomektomi ciddi bir ameliyat mıdır?
Evet. Çünkü karnın açılmasını gerektirmektedir. Ancak iyileşme yaklaşık her vakada gerçekleşmektedir. Hastanede kalınma süresi on ila on iki gündür.

Miyomektomiden sonra adet görmeler normale döner mi?
Evet.

Miyomektomiden sonra hastanın tam olarak iyileşmesi ne kadar sürer?

Yaklaşık altı hafta.

Miyomektomi ameliyatı geçiren bir kadının gebe kalması için ne kadar süre beklemelidir?
Üç ile altı ay arası.

Histerektomi nedir?
Ameliyat yoluyla rahmin alınmasıdır.

Histerektomi ameliyatını gerektiren durumlar nelerdir?
a- Semptomatik fibroidler (belirtiye yol açan fibroidler.)
b. Rahimde, Fallop tüplerinde ve yumurtalıklarda gonore veya verem gibi kronik ve tedavisi imkansız hastalıklar.
c. Ciddi ve tekerrür eden endometrial hiperplazi.
d. Rahim veya serviks kanseri.
e. Fallop tüplerinde veya yumurtalıklarda kanser.
f. Kronik endometrioz.
g. Doğumdan sonra kontrol altına alınamayan kanama.
h. Kist veya marazı teşekküllerden dolayı yumurtalıkların alınması icap ettiği hallerde rahmin de alınması gerekir,
i. Gebelik sırasında rahmin delinmesi.

Histerektomi ciddi bir ameliyat mıdır?

Evet ama tehlikeli bir ameliyat olarak kabul edilmemektedir ve yaklaşık olarak hastaların hepsi iyileşmektedir.

Histerektomiden sonra adet görme halleri devam eder mi?

Hayır.

Histerektomiden sonra bir kadın gebe kalabilir mi?
Hayır.

Histerektomi ameliyatlarında yumurtalıkların alınması her zaman gerekli midir?
Eğer histerektomi ameliyatı kanser tedavisi için yapılmaktaysa Fallop tüpleri ve yumurtalıkların alınması gereklidir. Eğer hastalık selim ise ve ameliyat olacak kadın kırk yaşından gençse, o zaman yumurtalıklardan biri veya her ikisi yerinde bırakılabilir. Böylece rahatsız edici yaş dönümü meydana gelmez. Hasta çok genç ise yumurtalıkların yerinde bırakılması için mümkün olan her şey yapılır. Hastanın adetleri kesilmişse yumurtalıklar genellikle alınır. Eğer yumurtalıklar iltihaplanmış ise veya endometrioz mevcutsa, histerektomi yapılırken yumurtalıklar da alınır.

Histerektomiden sonra alınmayan yumurtalıklar yozlaşma ve kist bağlama eğilimini gösterirler mi?

Bu hususta delil olarak kabul edilebilecek olaylar görülmemişse de bunun olabileceğini düşünenler vardır.

Her histerektomi ameliyatından sonra adet kesilmesi belirtileri görülür mü?
Hayır. Eğer her iki yumurtalık da çıkarılmışsa adetler kesilmeyecektir. Adet kesilmesi yalnız iki yumurtalık alınırsa meydana gelir.

Histerektomi ameliyatından sonra adet kesilme belirtileri kontrol altına alınabilinir mi?

Evet. Adet kesilmesi belirtileri ile mücadele edilebilecek çok iyi usuller vardır.

Rahmin alınması kadının cinsel hayatını herhangi bir şekilde etkiler mi?
Hayır. Rahimin, yumurtalıksız veya yumurtalıklarla birlikte alınması, bir kadının cinsel hayatını ve arzusunu hiçbir şekilde etkilemez. Hatta bazı kadınlar histerektomi ameliyatından sonra cinsel temastan daha fazla zevk aldıklarını, iddia etmektedirler.

Histerektomi ameliyatı ile dış genital organlarda değişiklik meydana gelir mi?
Hayır. Histerektomi dölyolunda ve diğer dış organlarda hiçbir değişikliğe yol açmaz.

Histerektomi bir kadının fiziki görüntüsünde bir tesir yapar mı?
Hayır. Bu genel olan yanlış bir kavramdır. Kadınlar histerektomi ameliyatı nedeniyle ne çirkinleşirler ne de şişmanlamaya meyilli olurlar. Yalnız şurası unutulmamalıdır ki, bu ameliyat genellikle kadınların yaşlanmaya başladıkları elli ile altmış yaşları arasında yapılmaktadır.

Histerektomi ameliyatının yarası çirkinleştirici midir?
Hayır. Karında dümdüz bir izi kalmaktadır. Dölyolundan yapılan histerektomilerde hiçbir yara izi görülmemektedir.

Vaginal histerektomi yapılmasını gerektiren durumlar hangileridir?
Sistosel ve rektosel durumlarıyla birlikte rahim prolapsı da varsa, rahmin dölyolundan alınması tercih edilmektedir. Bu şekilde döl-yolunda gerekli olacak plastik ameliyatla aynı zamanda yapılabilir. Bu ameliyat, rahmin dölyolundan alınamayacak derecede büyüdüğü hallerde yapılamaz.

Dölyolundan yapılan histerektomi tehlikeli bir ameliyat mıdır?
Hayır. Bu ameliyatta riskler karından yapılan histerektomilerden farksızdır.
Bir histerektomi ameliyatı ne kadar sürer?
Bir ile iki saat arası.
Histerektomi ameliyatından ne kadar süre sonra hasta yataktan kalkabilir?
Genellikle ameliyattan bir gün sonra.

Histerektomi ameliyatından sonra ne kadar süre hastanede kalınması gerekmektedir?

Dokuz ile on iki gün arası.

Histerektomi ameliyatı sonrası ne gibi belirtiler meydana gelebilir?
Bir iki hafta süre ile dölyolu kanaması devam edebilir. Yine bu ameliyat sonrası bir hafta kadar idrar etmekte ve dışarı çıkmakta zorluk çekilebilinir.

Endometrioz nedir?
Rahim içzarı hücrelerinin anormal yerlerde bulunması hali. Bu dokular rahim çeperinin derininde, rahmin üst tabakasının dışında, Fallop tüplerinde, yumurtalıklarda, rahmi destekleyen ve tutan bağlarda, mesanede, bağırsaklarda, dölyolunda veya karın bölgesinin başka yerlerinde bulunabilecektir.

Rahim içzarı hücreleri (endometrial hücreler) nasıl böyle anormal yerlerde bulunabilmektedirler?

Bunlar başka yapıların üzerine yerleşmekte ve küçücük hücre yuvaları halinde gelişmektedir. Boy itibariyle bir topluiğne başından bir portakal büyüklüğünde değişiklik göstermektedirler. Çok kez kist oluşumuna yol açmaktadırlar. Bunların içinde eskimiş adet kanları ve çikolata benzeri bir sıvı bulunmaktadır.

Endometrial hücre kümeleri ne gibi anormal durumlara yol açabilirler?
Fallop tüpleri ve yumurtalıklar veya mesane, bağırsak ya da rahim arasında sert yapışmalara yol açabilmektedirler. Kist meydana gelmesine neden olabilirler. Bu kistler bükülüp veya patlayıp akut karın ağrılara ve distress'e sebep olurlar.

Endometrial hücre kümelerinin fonksiyonları normal rahim hücreleri gibi midir?
Evet. Her adet periyodu yaklaştığı zaman genişlemekte, kanla dolmaktadırlar ve adet görme hali olduğu zaman kanamaktadırlar.

Endometrioz neden ileri gelir?
Esas nedeni bilinmemektedir. Bir teoriye göre adet periyotlarında rahmin tabaka hücreleri Fallop tüplerinden ters bir peristaltik hareketle dışarı itilmektedir. Başka bir teoriye göre ise, bu hücreler bir rahim ameliyatından sonra yerlerinden kopmuşlardır.

Endometriozun belirtileri nelerdir?
a. Hiçbir belirti göstermeyebilir ve başka bir hastalıktan dolayı yapılan bir ameliyatta meydana çıkabilir.
b. Adetten önce ve adet görme sırasında şiddetli sancı hissedilebilinir.
c. İdrar ederken, dışarı çıkarken veya cinsel temas sırasında şiddetli sancı hissedilebilinir.
d. Adet halinde kanama belirli bir şekilde artış gösterebilir.
e. Ciddi endometriozun komplikasyonlarından biri de kadının gebe kalamamasıdır.

Endometrioz nasıl tedavi edilir?
a. Tedavi genellikle tıbbi yollardan yapılır ve adetleri geçici bir süre durdurmak için hastaya erkeklik hormonları veya yeterli derecede dişilik hormonları verilir. Ancak, bu tür tedavi belli bir süre uygulanır.
b. Belli belirtilerle gelen inatçı endometrioz vakalarında histerektomi ameliyatı yapılması gerekebilir. Bu ameliyat çocuk doğurma yaşını geçmiş olan kadınlara ve ameliyat gerektirecek kadar ciddi araz gösteren genç kadınlara da yapılmaktadır.
c. Çocuk doğuracak yaşta olan genç kadınlarda gebelik geçici bir rahatlama getirir. Bunun nedeni endometrioz arazını meydana getiren dönem (siklus) tesiri gebelikte geçici olarak etkisiz kalmaktadır.

Endometrioz kansere neden olabilir mi?
Hayır.

Endometrioz tedavi edilmediği hallerde ne meydana gelebilir?
Belirtiler ilerliyecek ve sakatlık getirebilecek hale gelecektir. Eğer endometrioz bağırsaklarla veya sindirim sistemi ile ilgiliyse hastalık bağırsakları tıkayabilecektir. Bazı hallerde bu hücrelerden oluşan kistler o derece büyüyecektir ki, başka organlara yaptıkları baskılardan ameliyat gerekecektir. Kistler bazen bükülüp veya koparlar. Bu hallerde derhal ameliyat yapılması gerekmektedir.

Hamilelik - Tüp Bebek - Doğum Hamilelik,Tüp Bebek,Doğum,Gebelik,Annelik

21 Ekim 2011 Cuma

Kısırlık tedavisinde Polikistik Over ve Polikistik Over Sendromu

Kısırlık tedavisinde Polikistik Over ve Polikistik Over Sendromu

Polikistik over (PCO) 'li kadınlarda yumurtalıklar ultrasonografide özel bir görünüm arzetmektedir. Yumurtalıkların kenarında çepeçevre yerleşmiş çok sayıda yumurta taslağı bulunur. Bu tip kadınların bir kısmı normal adet görürler, hormonlar ve yumurtlama ile sorunları yoktur. Bazen de, bu overlere sahip kadınlarda adetler çok azdır, ör: senede 2-4 adet görürler, buna bağlı olarak yumurtlama ya çok seyrek olur ya da hiç olmaz. Bu duruma hafif veya şiddetli tüylenme, kilo alımı veya şişmanlık eşlik edebilir. Eğer adet azlığı şişmanlık ve tüylenme ile birlikte ise bu tip kadınlarda Polikistik Over Sendromu (PCOS) denilen özel bir durumdan bahsedilir, ayrıca diabet ve hipertansiyon riski de artmıştır.

PCOS veya PCO olsun bu tip kadınlarda yumurta geliştirmek için verilen ilaçlarla bazı zorluklar ortaya çıkabilir. Şöyle ki: Verilen düşük doz ilaçlara rağmen yumurta gelişmesi olmaz, ilaç dozunu biraz artırınca çok aşırı sayıda yumurta taslağı gelişmeye başlar. Burada dengeyi bulmak bazen çok zahmetli olabilir. Özellikle aşılama için yapılan tedavilerde en fazla 1-3 arası istenen yumurta sayısı aşıldığı için tedavi iptal edilir. Çünkü bu tip hastalarda yan etkiler bölümünde bahsedilen OHSS ve çoğul gebelik riski artmıştır.

PCO'lu hastalarda 2-3 denemeden sonra uygun dozun bulunup istenen sayıda yumurta geliştirilmesi mümkün olabilir.

PCO ve PCOS bulunan hastalarda tüp bebek başarı ihtimali oldukça yüksektir. Buna karşılık Over hiperstimulasyon sendromu (OHSS) riski artar, bu durum çok dikkatli bir takiple ve bazı kurallara uyarak önlenebilir.
Hamilelik - Tüp Bebek - Doğum Hamilelik,Tüp Bebek,Doğum,Gebelik,Annelik

Tüp Bebek Uygulamalarında Yeni Bir Yöntem : Piezo Elektrik

Kısırlık tedavilerinde bazı hasta grupları, uygulanan klasik tüp bebek – mikroenjeksiyon yöntemlerinden fayda göremeyebilirler. Örneğin total fertilizasyon (döllenme) bozukluğu olarak nitelediğimiz bir grup vakada tüp bebek denemelerinin hiçbirinde embriyo elde edilememektedir. Bu vakalarda klasik tüp bebek uygulamalarını tekrarlamak anlamsızdır. Mikroenjeksiyon uygulamasını takiben döllenme görülememesinin altında yatan temel problem yumurtanın aktive olamamasıdır. Bu grup hastalarda tüp bebek uygulamasında mikroenjeksiyon aşamasını takiben piezo elektrik adı verilen özel bir elektrik akımını yumurtaya uygulayarak döllenmeye karşı dirençli olan yumurtanın aktive edilmesi mümkün olmakta ve döllenerek embryo haline geçmesi mümkün olabilmektedir. Bu yöntemle daha önceden üst üste 2-4 kez tüp bebek denemesinde hiç embriyo elde edilememiş hastalarda istatistiksel olarak anlamlı oranlarda embryo ve gebelik elde edilmesi mümkün olmaktadır. Bilimsel dergilerde de yayınlanmış bulunan ve önemli bir uygulama alanı bulmuş olan piezoelektrik uygulaması döllenme bozukluğu bulunan hastalarda yüz güldürücü sonuçlar vermektedir. Diğer yandan bu yöntem yine hiç hareketli sperm hücresi olmayan erkelerde döllenme ve gebelik oranlarını arttıran alternatif bir tedavi olarak ta umut verici sonuçlar sağlamıştır.

Tüp bebekte uygulanan alternatif tedavilerin maliyeti nedir? Devlet ne kadarını karşılıyor?
SSK, BAĞKUR ve Emekli Sandığı kurumları tüp bebek uygulamalarında paket ücret olarak 1340 ytl, ilaçların da %80’ini karşılamaktadırlar. Çiftlerin devlet yardımlı tüp bebek uygulaması yaptırabilmeleri için en az 3 yıllık evli olmaları (azospermik olgular hariç), eşlerin herhangi birinin evlatlık çocukları hariç nüfusa kayıtlı çocukları olmaması ve kadının 40 yaşını doldurmamış olması gibi koşullar aranmakta. 38-40 yaş arasında 3 defa aşılama yapılması gibi koşullar aranmaksızın devlet yardımı alınabilmekte.

DEVLET GENETİK HASTALIK TAŞIYICILARININ TÜP BEBEK UYGULAMASINI KARŞILIYOR!

Günümüz teknolojisinde bazı genetik hastalıklar genetik tanı destekli tüp bebek tedavisi ile önlenebilmektedir. Tüp bebek işlemine ile birlikte uygulanan bu işleme preimplantasyon genetik tanı (PGT) denmekte ve bu yöntemle: Akdeniz Anemisi (Talasemi), Orak Hücre Anemisi, Spinal Musküler Atrofi (SMA), Doğumsal İşitme Kaybı-Sağırlık, Galaktozemi ve Kistik Fibrozis gibi da bir çok akrabalıktan ya da bölgesel sıklıklardan kaynak¬lanan tek gen hastalıkları ve yanı sıra Down Sendromu (mongolizm), Edwards Sendromu, Patau Sendromu, Klinefelter Sendromu, kromozomal translokasyonlardan kaynaklanan bozukluklar ve diğer tüm kromo¬zomal hastalıkları tespit etmek ve risk taşıyan ailelere sağlıklı bebek sahibi olma şansı verilmektedir. PGT yöntemi ile söz konusu genetik hastalıklar daha embriyo aşamasında ta¬nınabilmekte ve sağlıklı gebeliklerin başlatılması sağlanabilmektedir. Devlet genetik hastalık taşıyıcılarının tüp bebek uygulamasını karşıladığı gibi ayrıca lösemi ve diğer kan hastalıklarından muzdarip ailelerde doku uyumlu bir kardeş dünyaya getirmek üzere PGT uygulaması ile birlikte yapılan tüp bebek işlemini de karşılamaktadır. Bu uygulama genetik hastalıkların önlenmesinde özellikle akraba evliliklerinin sık olduğu ülkemiz için çok önemlidir.

1. PGT NEDiR?

Preimplantasyon Genetik Tanı, Tüp bebek uygulaması sırasında, embriyoların genetik testinin yapılarak, sadece sağlıklı olanların seçilip anneye transfer edilmesi işlemidir.

2. PGD NİN GETİRİLERİ NELERDİR?

1- Tüp bebek uygulamasının başarı şansını arttırır.
2- Klinik gebelik oranını arttırır.
3- Gebeliğin düşük ile sonuçlanma riskini azaltır.
4- Gebeliğin tıbbi sonlandırılma gerekliliğini önler.
5- Çoğul gebelik oranını azaltır.
6- Tekrarlayan başarısız IVF denemelerinin getirdiği mali yük ve psikolojik baskıyı azaltır.

3. PREİMPLANTASYON GENETİK TANI TESTİ KİMLERE UYGULANMALIDIR?

1. 36 yaş ve üzeri yaştaki anne adaylarına
2. İki veya daha çok tüp bebek uygulanmasına rağmen gebelik elde edilememiş çiftlere
3. Tekrarlayan erken gebelik kayıpları (düşükleri) olan çiftlere (translokasyon taşıyıcılığı dışı sebepli)
4. Dengeli translokasyon taşıyıcısı çiftlere
5. Ailevi Akdeniz anemisi, Orak Hücre Anemisi, Kistik fibrozis, SMA gibi tanısı mümkün olan bazı tek gen hastalıkları yönünden risk taşıyan eşlere
6. Aile bireyleri ile HLA uyumlu embriyonun seçilmesi
7. Önceki gebeliklerinden genetik hastalıklı bir çocuk sahibi olan çiftlere
8. Anöploidili (kromozom bozukluğu bulunan) gebelik öyküsü olan annelere
9. Gonadal mozaism (İki yada daha çok aynı anormalliğe sahip doğum ürününe rağmen eşlerin genetik test sonuçlarının normal olması) olgularına
10. TESE olguları (şiddetli erkek infertilitesi ile birlikte olan olgular)

4. Tek Gen Hastalıkları embriyolarda taranabilir mi?

Tek gen hastalıkları DNA'mız üzerinde şifrelenmiş "gen" dediğimiz ünitelerin fonksiyonlarının bozulması sonucu oluşan genetik hastalıklardır. Bu tür genetik hastalıkların eşlerin akraba olmaları durumunda arttıkları iyi bilinmektedir.
Yurdumuzda eş akrabalıklarının yüksek sıklıkta olması nedeniyle bu tür hastalıkların doğum öncesi dönemde (prenatal tanı) ve hatta embriyo aşamasında (preimplantasyon tanı) tanılarının yapılması çok önemlidir. Postnatal (doğum sonrası) ya da prenatal (doğum öncesi) tanınabilen tek gen hastalıklarının tamamının preimplantasyon dönem tanılarının da yapılması mümkündür.
Gen-Art’ta gebelik öncesi embriyoların genetik incelenmesi ile saptanabilen hastalık sayısı deneyimli ve konularında uzman ekibimizin çalışmaları sayesinde başarıyla uygulanmaktadır.

Gen-Art Tüp bebek ve Üreme Biyoteknolojisi merkezinde Akdeniz Anemisi (β-talasemi), Orak Hücre Anemisi, Spinal Musküler Atrofi (SMA), Doğumsal İşitme Kaybı (Sağırlık), Kistik Fibrozis, Nijmegen Sendromu, Pompe hastalığı, Niemann Pick ve Galaktozemi gibi birçok tek gen hastalığı ve yanı sıra Down Sendromu, Edwards Sendromu, Patau Sendromu, Klinefelter Sendromu, Turner Sendromu ve diğer tüm kromozomal bozuklukların genetik tanılarının yapılabilmesi mümkün olmaktadır. Bunların yanı sıra embrolarda Rh uygunluğu ve HLA uygunluğu testleride gerçekleştirilebilmektedir.

5. PGT TESTİ GÜVENİLİR Mİ ? KESİN SONUÇ VERİR Mİ ?

Bu soruya cevap verirken bir şeyin altını çizmek gerekir. Embriyolara iki ayrı amaçla genetik test uygulanmaktadır; birincisi ailede belli bir genetik hastalık için taşıyıcılık söz konusu olduğunda uygulanan tanı amaçlı test ve ikincisi ise belirli bir hastalığa odaklanmaksızın tüp bebek başarısını arttırmak ve gebeliğin düşükle sonuçlanma riskini azaltmak için uygulanan tarama amaçlı test. Hangi amaç için yapılırsa yapılsın genetik bu testler güvenilir testlerdir ve güvenilirlik sınırları ilgili uluslar arası bilim komisyonlarınca tespit ve deklare edilmişlerdir. Ancak bu testlerin sağladığı yararlar uygulanma amacına göre değişmektedir. Yani üst üste tüp bebek başarısızlığı sebebiyle uygulandığında farklı, ileri anne yaşı sebebi ile uygulandığında daha farklı oranda yarar sağlamaktadır. Örneğin 2007 yılında sunulan 2004 yılına ait Avrupa (ESHRE) verilerine göre ß talassemi amacıyla PGT yapılmış vakalarda gebelik oranı % 32, Tekrarlayan gebelik kaybı sebebiyle tarama (PGS) yapılmış vakalarda % 29 ve şiddetli erkek infertilitesi sebebiyle tarama yapılmış vakalarda ise % 39 gebelik oranı bildirilmiştir. Amerika verileri (ASRM) bu oranlardan daha yüksek olmakla birlikte bazı çalışmaların sonuçlarına göre ise kayda değer bir fayda sağlamadığı belirtilmektedir. Özetle söylemek gerekirse PGT testleri her durum için farklı oranlarda ama vazgeçilmez avantajlar sağlamaktadır.


Prof.Dr. Volkan Baltacı

Elektro şok' ile gebelik
Hamilelik - Tüp Bebek - Doğum Hamilelik,Tüp Bebek,Doğum,Gebelik,Annelik

Kime aşılama, kime tüp bebek?

Kime aşılama, kime tüp bebek?

Kısırlık denince akla gelen ilk tedavi yöntemi tüp bebek oluyor. Devreye giren bir başka seçenek ise aşılama. Buradaki önemli nokta ise kime hangi yöntemin uygulanacağına karar vermek.
Değişen yaşam koşulları, çevre kirliliği, stres faktörleri, kadınların meslek sahibi olmak için anne olmayı ileri yaşlara bırakmaları kısırlığın giderek daha fazla görünen bir sorun olmasına neden oluyor.

Toplumda görülme oranı yüzde 15 olan kısırlık tedavisinde tüp bebek seçeneğine gelinceye kadar şartların uygunluğu doğrultusunda farklı tedavi yöntemlerinin de denenmesi gerekiyor. Bu noktada ilk akla gelen sorular; kime aşılama, kime tüp bebek yönteminin uygulanacağı ve tüp bebek vakalarının nasıl seçileceği. Bu soruların cevabını Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Ebru Öztürk veriyor.

Ntv'nin haberine göre, kadının doğurganlığının yaşa bağlı olduğunu vurgulayan Uzm. Dr. Ebru Öztürk, 35 yaşın altında bir kadının daha önce kadın hastalıkları nedeniyle ciddi bir ameliyat ya da enfeksiyon geçirmemesi ve eşinin önemli boyutta bir sperm sorununun olmaması kaydıyla, düzenli bir ilişkiyle bir ayda gebe kalma ihtimalinin yüzde 25 olduğunu belirtiyor.

Dr. Öztürk, “Bu oran, bir yılın sonunda yüzde 85’e ulaşıyor. Bu nedenle, 35 yaşından küçük bir kadına kısırlık tedavisine başlamadan önce bir yıl beklemek gerekiyor. Ancak yaşı 35’in üzerinde ise bekleme süresini 7-8 ay ile sınırlamak mümkün” diye konuşuyor. Bebek sahibi olamadıkları şikâyetiyle başvuran çiftlerin hekim tarafından yapılan ilk değerlendirmeleri önem taşıyor. Dikkatli bir öykü alımı, genital muayene, hormon profili, semen analizi ve rahim filmi sonuçlarından sonra elde edilen bilgiler çiftle paylaşılıyor. Kadın ya da erkekte bir sorun olmamasına karşın çiftlerin yüzde 15’inin bebek sahibi olamadıklarına dikkat çeken Dr. Ebru Öztürk, “Görünürde bir nedeni olmayan bu durum, ‘nedeni bilinmeyen kısırlık’ olarak tanımlanıyor. Ancak yapılan testlerde kısırlık nedeni ortaya konmuşsa, tedavi nedene yönelik olarak şekilleniyor” diyor.

Yaş ve evlilik süresi önemli

Tedavideki en önemli parametre kadının yaşı ve evlilik süresi oluyor. Kadın genç ve yeni evliyse, yapılan testlerde de çok önemli bir sorun görülmemişse, hekimlerin ilk önerisi yumurtlama takibi ve zamanlanmış ilişki oluyor. Adetin ikinci ya da üçüncü günü muayene edilen kadına, yumurtlama takibinde kullanılan bazı hormonal iğneler veriliyor ve bu sayede yumurta gelişimi izleniyor. Yumurtalar istenen büyüklüğe ulaştığında çatlatma iğnesi verilerek 24. ve 48. saatlerde ilişkiye girilmesi öneriliyor. Buna da “zamanlanmış ilişki” deniyor. Ancak birkaç kez denendiği halde zamanlanmış ilişki ile gebe kalınamıyorsa veya erkekte de sorun varsa, tercih edilen tedavi yöntemi aşılama oluyor.

Dr. Öztürk, aşılama yöntemine ilişkin ayrıntıları şöyle anlatıyor: “Kadına ait bir sorun bulunmuyorsa, hekimler için önemli olan erkeğin sperm hareketliliği oluyor. Yapılan semen analizinde toplam ileri doğru hızlı hareketli sperm sayısına bakılıyor. Eğer bu sayı üç milyonun üzerindeyse, çiftin aşılamadaki şansının yüksek olduğu düşünülüyor. Bu durumda kadının hamile kalma şansı yüzde 15 civarında gerçekleşiyor. Ancak kadının tüplerinden birinin kapalı olması veya yaşının ilerlemiş olması durumlarında başarı şansı azalıyor.”

Kimlere aşılama yapılıyor?
Aşılama söz konusu olduğunda gebe kalma ihtimalinin çok yüksek olduğu düşünülse de, başarı oranı aslında yüzde 15 seviyesinde gerçekleşiyor. Bu oranı duyan çiftlerin hayal kırıklığına uğradığını söyleyen Dr. Ebru Öztürk, tedavinin adım adım ilerlemesi gerektiğinin altını çiziyor. Süreç hakkında bilgilendirilen çiftler aşılama tedavisi uygulanmasını istiyorsa, kadın adetin ikinci ya da üçüncü günü muayene ediliyor. Rahminde bir sorun yoksa tıpkı zamanlanmış ilişki yönteminde olduğu gibi hormon iğneleri kullanılarak yumurtalıklar uyarılıyor ve yumurta takibi başlıyor. 10-12 günlük sürenin ardından yumurta çatlatma iğnesi yapılıyor.
36 saat sonra da laboratuar ortamında hazırlanmış olan spermler bir kanül yardımıyla rahmin içine yerleştiriliyor. Buradaki amaç, daha hareketli sperm konsantrasyonunun rahim içine yerleştirilerek spermin doğru zamanda yumurtaya yakın bir mesafeye ulaşmasını sağlamak oluyor. Dr. Öztürk, aşılama işlemi sırasında spermin rahme bırakılmasından sonra spermin yumurtayı bulması ve döllemesi konusunda hiçbir müdahale yapılmadığını, başarılı olunmaması durumunda ise işlemin tekrarlanmasının mümkün olduğunu belirtiyor. Dr. Ebru Öztürk ayrıca, “İki uygulamadan sonra işlemi tekrarlamak için ısrarcı olmak zaman ve kaynak kaybı oluyor. Bu sürecin yarattığı hayal kırıklığının çiftleri psikolojik olarak da çok yıprattığını unutmamak gerekiyor” diyor.

Tüp bebek uygulamasının zamanlaması

Erkekteki sperm sorununun ciddi boyutta olduğu kimi durumlarda aşılama tedavisi denenmeden doğrudan tüp bebek uygulamasına geçilebiliyor. Ayrıca kadının tüplerinde tıkanıklık, ilerlemiş yaş ve yumurtalık rezervinin düşük olduğu durumlarda da, diğer tedaviler uygulanmadan tüp bebek tedavisine geçiliyor. Kısırlık tedavisinin sabır gerektirdiğini ve çiftlere bunun mutlaka anlatılması gerektiğinin altını çizen Dr. Ebru Öztürk, sözlerine şöyle devam ediyor:

“Tüp bebek uygulamasında da, aşılamaya benzer bir süreç yaşanıyor. Ancak dölleme işlemi laboratuvar ortamında gerçekleşiyor. Adetin ikinci ya da üçüncü günü yapılan hormon iğneleri ile yumurta takibi başlıyor. 10-12 günlük sürenin ardından olgunlaştırıcı iğne yapılıyor. Bundan 35 saat sonra da anestezi altında yumurta toplama işlemi gerçekleştiriliyor. Aynı gün toplanan yumurtalar laboratuarda mikroenjeksiyon yöntemi kullanılarak spermle birleştiriliyor. Döllenen embriyolar laboratuarda inkübatör denilen cihazların içinde iki ila beş gün bekletiliyor. Ardından en uygunu seçilerek rahme yerleştiriliyor.”

Tüp bebek uygulamasının kadın için “hareketsiz bir yaşam” anlamına gelmediğini özellikle belirten Dr. Öztürk, “Biz sadece yumurta toplama ve embriyo transferi yapılan günlerde kadının dinlenmesini ve ağır işlerden kaçınmasını öneriyoruz. Sonraki dönemde ise hayatına eskisi gibi devam edebiliyor” diyor.

Örnek verilen yerin hijyeni önemli

Kısırlık tedavisinde başarı için spermin çok steril koşullarda alınması gerekiyor. Laboratuar koşullarının kişinin rahat edeceği şekilde düzenlenmiş olmasının önemine değinen Biyolog Ufuk Kutlu, “Rahmin içine enjekte edilecek spermlerin en iyileri olması gerekiyor. Biz bu spermleri hem hareketliliklerine hem de morfolojilerine göre seçiyoruz. Öncelikle bir eleme sisteminden geçirilen spermlerden morfolojisi bozuk olanlar ayrılıyor, daha sonra da en hızlı spermler seçiliyor. Onları toplayıp uygun koşullarda hekimlere teslim ediyoruz” diyor.

Sperm sayısı 3 milyonun üzerinde olmalı

Semen analizi üç ya da dört günlük cinsel perhizden sonra yapılıyor. Bu analizden başarılı sonuçlar elde edilmesi için kişinin alkol almaması, hasta olmaması ve antibiyotik kullanmaması gerekiyor. Verilen örnekte spermin sayısına, mililitredeki konsantrasyonuna ve hareketlilik düzeyine bakılıyor. Sperm hareketliliği “ileri doğru hızlı hareketlilik”, “ileri doğru yavaş hareketlilik” ve “yerinde hareketlilik” olarak üçe ayrılıyor. Aşılama yöntemi için total ileri doğru hızlı hareketlilik gösteren sperm sayısının üç milyonun üzerinde olması gerekiyor.
Hamilelik - Tüp Bebek - Doğum Hamilelik,Tüp Bebek,Doğum,Gebelik,Annelik

Kısırlıkta tüp bebek ilk ve tek seçenek olabilir

"Kısırlıkta tüp bebek ilk ve tek seçenek olabilir"

Ulusal Jinekoloji ve Obstetrik Kongresinde, kısırlık sorunu ve Türkiye'de tüp bebek tedavisine yaklaşım ele alındı. ''Kısırlıkta tüp bebek son çare olmalı'' yaklaşımı eleştirilerek, bazı çiftlerde bunun ilk ve tek tedavi seçeneği olduğu vurgulandı.
Türkiye Jinekoloji ve Obstetrik Derneği (TJOD) 2. Başkanı Prof. Dr. Bülent Tıraş, Türkiye'de 2005 yılına kadar yıllık tüp bebek uygulama sayılarının 15-20 binler civarında olduğunu, devletin bu tedaviye destek sağlamasının ardından ise bu sayının 40 binin üzerine çıktığını anlattı.
2008 yılında Sosyal Güvenlik Kurumu'nun (SGK) daha önce 3 olan deneme sayısını 2'ye düşürmesiyle bu sayının 30 binler seviyesine gerilediğini ifade eden Tıraş, şu bilgileri aktardı:
''Süreç içinde sistem yerine oturup sayı tekrar yükselişe geçmişken ve yıllık uygulama oranı 37-38 bine ulaşmışken, transfer edilecek embriyo sayısının 37 yaşına kadar bir ile sınırlandırılması üzerine, sayı tekrar 30 binler civarına geriledi. Ülkemiz şu anda tüp bebek uygulamaları bakımından uluslar arası alanda 6-7. sıralarda yer alıyor. Ama 'olması gereken rakam bu mudur?' sorusuna 'evet' yanıtını vermek çok zor. Türkiye'nin gerçek ihtiyacının çok daha fazla olduğunu düşünüyoruz.''
TJOD olarak ülkedeki kısırlık oranını, erkekler ve kadınlarda hangi tip kısırlığın yaygın olduğunu belirlemek amacıyla bir araştırma yapacaklarını, ancak ellerinde yeterli veri olmamakla birlikte Türkiye'de 1.5 milyon civarında kısırlık sorunu yaşayan çift bulunduğunu bildiren Prof. Dr. Tıraş, ''Bu sayı göz önüne alınırsa, tedavi olanaklarına ulaşımının artırılması gerekir'' dedi.
''Kısırlıkta tüp bebek son çare olmalı'' şeklindeki bir yaklaşımın yanlış olduğunu vurgulayan Tıraş, bazı çiftlerde bunun ilk ve tek tedavi seçeneği olduğuna dikkati çekti.
Prof. Dr. Tıraş, kısırlık sorunu yaşayan çiftlere yönelik şu önerileri dile getirdi:
''Kısırlıkta yumurtlama, aşılama, laparaskopik cerrahiyle tüplerin açılması, yeniden çalışabilir hale getirilmesi gibi yöntemler uygulanabilir. Ama erkeğin sperm sayısının 5 milyonun altında bulunması ki, normal bir erkekte bu sayı 20 milyon civarındadır ya da hiç olmaması, kadının tüplerinin tamamen kapalı ya da yaşının 37'nin üstünde olması, endometriyozis hastalığının 3. veya 4. evresinde bulunması halinde tüp bebek ilk ve tek çaredir. Kısırlık sorunu, yumurtlamayı bozan polikistik over sendromundan kaynaklanıyorsa ya da nedeni açıklanamıyorsa ilk seçenek olarak tüp bebek dışında başka tedavilere de başvurulabilir.''

Tüp bebekle ilgili yanlış algılar

Kısırlık sorunu yaşayan çiftlerin tüp bebek tedavisine ulaşımlarının kolaylaşmasının önemine işaret eden Tıraş, ''Burada en önemli unsur, halkın bilincinin artırılmasıdır. Çünkü halen tüp bebeğin önemi yeterince bilinmiyor ya da bu uygulamanın başka bir erkeğin spermiyle yapıldığı gibi yanlış bir kanı bulunuyor'' şeklinde konuştu.
Son tedavi olanaklarıyla erkeğin sperm sayısı çok düşük olsa da ya da hiç bulunmasa da artık başarılı sonuçlar alınabildiğini vurgulayan Tıraş, ayrıca Türkiye'de yumurta ve sperm bağışının yasak olduğunu, tüp bebek uygulamasının sadece çiftlerin kendilerinden alınan sperm ve yumurtalarla yapılabildiğini sözlerine ekledi.
Hamilelik - Tüp Bebek - Doğum Hamilelik,Tüp Bebek,Doğum,Gebelik,Annelik

Tüp bebek nedir, kimlere uygulanır?

Tüp bebek nedir, kimlere uygulanır?

Hayatımıza son 30 yılda giren ve bizim için hızla sıradan bir yöntem haline gelen tüp bebek uygulaması nedir ve nasıl yapılır? Sorularınızın cevabını burada bulabilirsiniz.
Tüp bebek uygulamasını kısaca özetlemek gerekirse, kadın ve erkeğe ait üreme hücrelerinin vücut dışı koşullarda döllenme işlemi diyebiliriz.
Bu yöntemde erkek ve kadın üreme hücreleri vücut sıcaklığındaki, uygun bir ortamda 48 saat bekletilir. Bu sürede elde edilen yumurtaların yaklaşık yarısında döllenme oluşur. Bu döllenmiş yumurtalar embriyo (cenin) olarak adlandırılır ve son hedef olan kadın rahmine yerleştirilir.
Embriyolar rahim içerisine rahim ağzından ince bir katater ile yerleştirilir. Bu işlemler sonucu kadınların yaklaşık %50'sinde gebelik oluşur. Ancak bu gebeliklerin bir kısmı düşük ile sonlanır. Tedaviye giren çiftlerin uygulama başına yaklaşık % 40'ında çocukları olur. Bu oran birçok uygulama sonucu % 70 - 80'lere çıkabilir. Geri kalan % 20 - 30'luk grup modern tıbbın bütün olanaklarına rağmen günümüzde çocuk sahibi olamaz.
Tüp bebek yöntemlerinde çeşitli ilaçlarla (Gonal-F, Puregon, Menogon) kadının yumurtalıklarının uyarılması sağlanır. Yumurtalıkların uyarılmasının amacı, embriyo oluşturmaya aday çok sayıda yumurta elde etmek. Çok sayıda embriyonun rahim içine yerleştirilmesinin (embriyo transferi) gebelik şansını artırdığı görüldü (gebelik oranları, bir embriyo yerleştirildiğinde yaklaşık %10, üç embriyo yerleştirildiğinde ise %40 -50 civarında).
Merkezimizde özel durumlar dışında rahim içine üç embriyo yerleştirilir.
Tüp bebek hakkında genel bilgiler
Tüp bebek, klasik yöntemler ile gebe kalamayan kadınlarda uygulanan bir tedavi şekli. Erkek (sperm) ve dişi (yumurta) döl hücrelerinin laboratuvar koşullarında birleştirilmesi sonucunda oluşan embriyoların, rahime transferi ilkesine dayanır. Laboratuvar koşullarında gerçekleştirilen döllenme, kendiliğinden (in vitro fertilizasyon) ya da insan eliyle, tek yumurta içine tek sperm verilmesi ile (mikroenjeksiyon) sağlanır.
Tüp bebek, önceleri enfeksiyon veya cerrahi işlem sonucunda tüplerinde kalıcı hasar oluşan kadınlarda uygulanmaya başlanmış, kısa bir süre sonra ise, kısırlığa yol açan diğer nedenlerin tedavisinde de kullanılır hale gelmiş. Bugün, endometriozis, nedeni açıklanamayan kısırlık olguları ve erkeğe bağlı kısırlıkta, tüp bebek yöntemleri ile başarılı sonuçlar alınır.
Özellikle son yıllarda uygulanmaya başlanan mikroenjeksiyon, sperm sayısının çok düşük olması ve hatta menisinde hiç sperm olmamasına karşın, testisinde sperm bulunan erkeklerin tedavisinde bir devrim olarak nitelendiriliyor.
Hamilelik - Tüp Bebek - Doğum Hamilelik,Tüp Bebek,Doğum,Gebelik,Annelik

Tüp bebek Tedavisinde Yumurtalık Hiperstimulasyon Sendromu OHSS

Tüp bebek Tedavisinde Yumurtalık Hiperstimulasyon Sendromu OHSS

Bu durum, yumurta gelişimi için folikül uyarıcı hormon (FSH) tedavisi yapılan kadınlarda meydana gelmektedir.
Bazı hastalar, verilen ilaç ve doza aşırı derecede tepki verirler. Çok fazla sayıda yumurta gelişimi sağlanırsa, yumurtalıkların boyutlarının artması ve aşırı uyarılmış olan bu yumurtalıklardan gelen yüksek hormon seviyeleri nedeniyle uyarılmayı izleyen iki hafta içerisinde bazı yan etkiler meydana gelebilir. Bu yan etki ve belirtilerin birleşimine ise "Yumurtalık Hiperstimulasyon Sendromu" (Ovarian hiperstimulasyon sendromu-OHSS) denilmektedir.
OHSS, yumurtalıkların uyarıldığı "ovulasyon induksiyonu" işlemini geçirmiş ve yumurtalar oluşmuş sonrasında da yapay döllenme uygulaması yapılmış hastalarda görülebilir. Ancak, mümkün olduğu kadar çok yumurta oluşumunu sağlamak için yumurtalıkların yüksek dozda uyarıldığı Tüpbebek programlarında bu durum çok daha sıklıkla görülmektedir. Belirgin OHSS' nin IVF programında görülme sıklığı tüm hastaların %5indedir. Belirgin OHSS ile, belirgin problemleri olan ve bu nedenle hastanede tedavi görmeleri gereken hastalar kastedilmektedir.
Tüpbebek programında olan hastaların neredeyse tümü bir şekilde ufak tefek OHSS belirtileri yaşamaktadırlar. Ama bu hastaların çoğunda bu belirtiler normal yaşamı etkilemeyecek düzeyde kontrol altına alınabilmektir.
OHSS'nin BELİRTİLERİ
• Büyümüş yumurtalıklar nedeniyle alt batın bölgesinde gelişen ağrılar,
• Bulantı, kusma ve diyare (ishal), • Akciğerlerde sıvı birikimi nedeniyle nefes darlığı (ağır vakalarda görülebilmektedir),
• Kan pıhtılaşmasında artma nedeniyle damarlarda pıhtı oluşma potansiyeli (ağır vakalarda görülebilmektedir),
• Vücut sıvı ve elektrolit dengesinde belirgin dengesizlikler,
• Ağır vakalarda dehidratasyon (susuz kalma).
HİPERSTİMULASYON NASIL MEYDANA GELMEKTEDİR?
OHSS' nin nedenleri tam olarak tanımlanamamaktadır. Bu sendrom çok seyrek olarak yumurta sayısı normal veya düşük olan kadınlarda görülür.
Ancak genel olarak bu tür etkilerin görülmesi için çok yüksek dozda yumurtalık uyarılması gerçekleştirilmiş olması gereklidir.
Bu sendromun, 10 yumurtadan daha az sayıda yumurta toplanması yapılmış hastalarda görülmesi oldukça nadir rastlanan bir durumdur. Gelişen yumurta sayısının artması ile bu sendromun ortaya çıkma riski artmaktadır.
Yumurtalık ve diğer organlar tarafından salgılanan çeşitli hormonlar ve kimyasallar, vücuttaki küçük kan hücrelerinin geçirgenliğini etkileyebilmektedir. Bu durum, olmaması gereken yerlerde sıvı birikiminin olmasına neden olmaktadır. (örneğin, arterler ve damarlar yerine karın boşluğunda veya deri altındaki dokularda sıvı birikimi olması). Böyle bir durum şişkinlik ve rahatsızlık yaratmaktadır.
Böbreklere giden suyun azalması nedeniyle, daha az idrar oluşmakta ve vücuttaki sodyum ve potasyum dengesi zarar görebilmektedir.
NE ZAMAN DOKTORUNUZA BAŞVURMALISINIZ?
Hiperstimulasyon Sendromu ile ilgili kaygılar yaşıyorsanız ve aşağıdaki belirtilerden herhangi birinden şikayetçi iseniz doktorunuzla iletişim kurmalısınız:
• Hızlı kilo artımıyla birlikte alt karın bölgesinde sürekli bir ağrı nedeniyle uyku problemi çekiyorsanız ve sürekli ağrı kesici kullanmanız gerekiyorsa
• Sürekli bulantı, kusma ve/veya diyare durumunda
• Karın bölgesinde gerginlik (şişme) nedeniyle rahatsızlık ve nefes darlığı çekiyorsanız
• Bir bacakta şişme olması, göğüs ağrısı veya baldırlarda hassasiyet olması durumunda
OHSSin TEDAVİSİ
(a) Hafif Şiddette Hiperstimulasyon
• Hafif Şiddette hiperstimulasyon, karın bölgesinde şiddetli olmayan gerginlik ve ağrı ile karakterize edilir ve genellikle yatak istirahati ve ağrı kesicilerle tedavi edilir.
• Ağızdan sıvı alımı ile vücudun sıvı alması korunur.
• Sık aralıklarla az yemek yenmesi sağlanır.
• Hastanede yatarak tedavi nadiren gerekli olur.
(b) Orta ve Yüksek Şiddette Hiperstimulasyon
Bu düzeyde bir sorun; genellikle gözlem ve yatak istirahatı amacıyla hastanın hastanede yatarak tedavi görmesini gerektirir. Tedavinin diğer öğeleri olarak
• Vücuda sıvı ve protein takviyesi amacıyla damar yolu açılır.
• Enjeksiyonla bulantı ve kusma giderici ilaçlar verilir.
• Kanın aşırı pıhtılaşmasını engellemek amacıyla heparin enjeksiyonu yapılır.
• Elektrolit ve sıvı dengesinin takibi için günlük kan testleri gerçekleştirilir.
• Parasentez. Bu yöntem bir teflon kateter vasıtasıyla karın boşluğunda biriken sıvının alınması işlemine verilen ad olup, ileri seviyede hiperstimulasyonun tedavisinde kullanılan en faydalı tedavilerden biridir. Ultrason altında yapılan nispeten acısız bir işlemdir.
Yüksek şiddette hiperstimulasyon sendromlu hastaların büyük çoğunluğunda bu tedaviyi takip eden birkaç gün içerisinde belirgin iyileşmeler gözlemlenmektedir.
En şiddetli sendrom şikayetleri ile başvuran hastaların bile büyük çoğunluğu 7-10 günlük bir süreçte iyileşmektedirler. Bu sendromun gelişmesi riski, IVF programında düşük dozlu hiperstimulasyon protokollerinin uygulanması ile azaltılabilir. Özellikle polikistik over sendromlu hastalar daha yüksek risk altında olacakları için, IVF programı sırasında bu riski doktorları ile konuşmalıdırlar. OHSS hamile kalma ihtimalinizi azalmayacak olup, genellikle olumlu sonuçlar nedeniyle meydana gelmektedir.
Hamilelik - Tüp Bebek - Doğum Hamilelik,Tüp Bebek,Doğum,Gebelik,Annelik

5 Haziran 2011 Pazar

Tüp bebek Tedavisinde Yumurtalık Hiperstimulasyon Sendromu OHSS

Bu durum, yumurta gelişimi için folikül uyarıcı hormon (FSH) tedavisi yapılan kadınlarda meydana gelmektedir.
Bazı hastalar, verilen ilaç ve doza aşırı derecede tepki verirler. Çok fazla sayıda yumurta gelişimi sağlanırsa, yumurtalıkların boyutlarının artması ve aşırı uyarılmış olan bu yumurtalıklardan gelen yüksek hormon seviyeleri nedeniyle uyarılmayı izleyen iki hafta içerisinde bazı yan etkiler meydana gelebilir. Bu yan etki ve belirtilerin birleşimine ise "Yumurtalık Hiperstimulasyon Sendromu" (Ovarian hiperstimulasyon sendromu-OHSS) denilmektedir.