Hamilelik Testi, Gebelikte Kontrol Testler
Testlerle gerçek hayatı birbirine karıştırmayın, Gebelik Testler
Hastalara uygulanan test sayısı çok fazla; bu kafaları karıştırmıyor mu?
Haklısınız ama aslında eldeki işe yarar testlerin sayısı o kadar da fazla değil. Biz hep belli adımlar üzerinden gi*diyoruz. Başka hormon testleri var ama bunlar daha ya*nıltıcı testler. Ultrasonografi bize çok yardımcı. Ultraso-nografi araştırmasında yumurtalığın hacmini ölçüyoruz, bu bir. ikincisi, yumurtalık içindeki küçük su dolu kese*cikler var. Bunlara, "folikül" ismini veriyoruz. Bu foli-küller içindeki "antral folikül'leri yani herhangi bir hormon uyarımına henüz maruz kalmamış olanlarını ultra-sonda görmek mümkün. "Antral folikül" sayısı da bizim için önemli bir kriter. Bunların az olması da ilaç tedavi*sinde zor yanıt alabileceğimizin göstergesi. Biz bir çalış*ma yaptık. Bunu da yayımladık... Bütün bu "över rezerv testleri'nden hangisi en değerlidir diye? Bütün testleri kar*şılaştırdık. 35 yaşın üzerinde 40 yaşın altında olan ve yu*murtalıklarını almak mecburiyetinde kaldığımız hanımlara bu operasyondan hemen önce bütün bu testleri yaptık. Çıkarttığımız yumurtalık içindeki yumurtaları tek tek say*dık. Bu, matematik modelle bu testlerden hangisinin daha duyarlı olduğunu anlamaya yönelik bir çalışmaydı. Testlerin pek de birbirle*rinden üstünlüğünün olmadığını gördük. Böyle testler yapmanın bizim akademik birikimimizi artırmanın ötesin*de, hastaya günlük pratikte çok fazla şey kazandırmadığı*nı gördük. Birtakım hastalar var ki bu testleri onlar için yapmak gerekli. Hiç kimseye yapılmasın demek istemiyorum. Bazı hastalarda yapılabilir ama günlük pratikte, "Her hastaya bu testleri yapalım" demek yanlış. Bu testler bize sadece hastanın ilaç tedavisine ne oranda yanıt vere*ceğine dair bir öngörü kazandırıyor. Tam olarak böyle mi olacak bunu da bilmiyoruz. Mesela hastalar önceden baş*ka bir merkezde tedavi olmuş. O tedaviden nasıl yanıt al*dığı ve hastanın bize verdiği bilgiler son derece önemli. Günde ne kadar ilaç kullanmış, kaç gün kullanmış ve bu*nun sonucunda ne kadar yumurta (osit) alınmış? Bu bağ*lamda hastaların kendilerine ve tedavilerine ait tüm ayrın*tıları saklamalarında çok fayda var. Önceden hiç tedavi görmemiş hastalar için bu testlere bakarak ilaç dozunu belirliyoruz. Tek bir teste bakarak da değil, bu testlerin birle*şimi halinde ilaç dozu belirleniyor. Bunun tam tersi de var tabii. Bazılarından da normalden çok daha fazla yanıt alı*nabiliyor.
Hangi hasta grubunun yanıt oranı çok yüksek?
Özellikle "polycystic (polikistik) over sendromu" (çok sayıda kist içeren yumurtalık hastalığı) denilen bir durum var. Burada poli Latincede "çok," "kist" bildiğimiz "kist." Buradaki tanım, aslında yanlış bir tanım. Oradaki içi su dolu keseciklere 1935'lerde "kist" denilmiş. Bunlar aslında kist değil, içinde yumurta olan su kesecikleri ve bunu da ultrasonda görmek mümkün. Yumurtalığın içeri*sinde böyle çok sayıda su dolu kesecik varsa buna "poli*kistik over" ya da "polikistik yumurtalık" deniliyor. Bu hastalar tedaviye aşırı düzeyde yanıt veriyorlar. Mısırlar belli bir ısıdan sonra nasıl patlamaya başlarlarsa aniden bu foliküllerin gelişmeye başladığını görüyoruz. Bu durum bize ilaç dozunun azaltılması gerektiğini gösteriyor. Dola*yısıyla tedaviye başlamadan önce yumurtalığın içerisinde*ki yumurta sayısını dolaylı olarak gösteren testleri yap*makta yarar var. Spermler için durum tespiti yapmak ko*lay. Sperm tahlili (spermiyogram) yapıyoruz. Değişik yanıt*lar almak mümkün. Nedenlerini daha önce anlattım ama yine söyleyeyim. Erkekte 72 günde bir yeni sperm yapılı*yor. Diyelim ki bugün aldığımız spermiyogramın sonucu bozuk çıktı. Yani normal parametrelerin ötesinde çıktı. Bu fazla bir şey ifade etmiyor. Bugün aldığımız sperm, bundan yaklaşık 2,5 ay önce imal edildiği için hasta diyelim ki 2,5 ay önce ateşli, iltihabi bir hastalık geçirdi. Ya da tam o günlerde aşırı alkol aldıysa bu test bozuk çıkabilir. Tahlil sonucu bozuk çıkanlarda testi tekrar etmek gerekiyor. En az 2 ya da 3 sperm tahliline baktıktan sonra eğer hepsinde aynı sonuç yineleniyorsa erkekte bir anormallikten bahse*diyoruz. Bu sözünü ettiğim durum uç bir örnek. Testin dü*zelmesini genellikle beklemiyoruz ama yine de bazı hasta*larda "gri bölge"ler var. Ne siyah ne beyaz, arada kalan gri bir bölge. Sonuç olarak erkekteki spermin, kadındaki yu*murtanın tedavimize nasıl yanıt vereceğini bu şekilde belirliyoruz. Sperm ve yumurtanın buluşmasının gerçekleştiği tüplerin durumunu ise sıklıkla HSG testi ile anlıyoruz ya da "laparoskopi" ile araştırıyoruz. Böylece fallop tüplerinin (tuba) içini ve dışını gösteren bu iki yöntemle sağlıklı olup olmadıkları hakkında kabaca bir bilgiye sahip oluyoruz. Rahmin (uterus) içini de gör*mek mümkün. Bunu da birtakım cihazlarla ya da filmlerle de yapabiliyoruz.
İnfertiliteyi (kısırlık) teşhis edebilmek için neler yapıldı*ğını konuştuk. Kadın ve erkeğin kısır olup olmadıklarının nasıl anlaşıldığını anlattınız. İkisinden birinde sorun olabi*liyor ama ya ikisinde de sorun varsa. Yani her ikisi de üre*me güçlüğü çekiyorsa? Kadın ve erkekte infertilite oranları nedir?
Çocuk sahibi olamamanın nedenlerinin dağılımına baktığımızda son derece eşit dağıldığını görüyoruz: Üçte bir oranında kadında bir sorun var. Üçte bir oranında er*kekte ve yine aynı oranda her ikisinde problem var. Top*lumların özelliklerine göre birtakım farklılıklar ortaya çı*kıyor. Örneğin cinsel temasla bulaşan hastalıkların yaygın olduğu ülkelerde, kadınların fallop tüpleri bu yüzden tıka*nabiliyor. Bu ülkelerde kadınlara ait çocuk sahibi olama*ma oranları biraz daha yüksek çıkıyor. Erkek infertilitesi toplumlar arasında çok büyük farklar göstermiyor. Bazı il*tihap hastalıklarının sık görüldüğü ülkelerde durum deği*şebiliyor. En pratik açıklaması ise; üreme güçlüğü üçte bir oranında kadında, üçte bir oranında erkekte ve üçte bir oranında da her ikisinde birden görülebiliyor.
İnfertiliteyi konuşuyoruz ama bu arada günümüzde bu alanda sürekli bir gelişme var. Sizin mesleğe başladığınız*dan şu zamana kadar hayal bile edemediğiniz bir dolu ye*nilik yaşandı. Şunu çok merak ediyorum. Hiç, "Sizin ço*cuğunuz olamayacak. Hiçbir zaman çocuk sahibi olama*yacaksınız" dediğiniz insanlar var mı?
Var tabii. Bazı durumlar var ki bunların bugünkü tek*nolojiye rağmen çocuk sahibi olabilmeleri mümkün değil. Erkek azospermik ise yani hiç spermi yoksa kromozom yapılarına bakıyoruz. "Y" kromozomundaki mikrodelesyonlara bakıyoruz.
Hamilelik - Tüp Bebek - Doğum Hamilelik,Tüp Bebek,Doğum,Gebelik,Annelik
İzleyiciler
Tüp Bebek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Tüp Bebek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
26 Ekim 2011 Çarşamba
Hamilelik Testi, Gebelikte Kontrol Testler
Bebek , Baby,türkçe,Bakımı , Beslenmesi ,Sağlığı
gebelikte,
Hamilelik Testi,
kontrol testler,
Tüp Bebek
21 Ekim 2011 Cuma
Kadın ve Erkekte İnfertilite
İnfertilite (kısırlık) Nedir?
Çiftlerin 1-1,5 yıllık süre içerisinde çocuk istemeleri ve korunma yöntemi kullanmamalarına rağmen gebeliğin ol*mamasına infertilite denir. Türkiye'de ve dünyadaki çift*lerde yaklaşık yüzde 15 oranında infertilite sorunu vardır.
Kısırlık dünyada hangi sıklıkla görülüyor?
Dünya Sağlık Örgütü'ne (WHO) göre çiftlerin yüzde 8-10'unun kısırlık sorunları olduğu hesaplanmaktadır. Bu*nun anlamı dünya çapında 50-80 milyon insanın bu so*runla karşı karşıya olduğudur. Kısırlık görülme sıklığı böl*gesel olarak değişiklikler gösterebilir.
Yardımla üreme yöntemleri, bu 1,5 yılın sonunda ge*belik gerçekleşmiyorsa mı devreye giriyor?
Tıp, çift 1,5 yıl süreyle korunmaksızın temasta bulunu*yorsa ve gebelik olmuyorsa araştırmayı başlatıyor. Tabii bu durumun birtakım istisnaları var. Çiftler hekime baş*vurduklarında başlarından geçen her şeyi anlatmalılar.
Çünkü sorulara alınan cevaplar ve alınan hasta öyküsü (anamnez) teşhis için son derece önemli. Örneğin erkek, "Benim çocukluğumda inmemiş testisim varmış, bir fıtı*ğım varmış ameliyat edilmiş önce sonra da testisim indiril*miş" şeklinde bir bilgi verebilir. Ya da hanım, "Apandisit iltihabı nedeniyle acilen hastaneye yattım.
Karnım açıldı. Apandisitim de patlamıştı" gibi karın içerisinde yapışıklık*lara neden olabilecek hastalıklar öyküsü veriyorsa önemli*dir. Kadının yaşını hesaba katmalıyız. Evlenmişler, kadının yaşı 35 veya ilk başta bir süre korunmuşlar. Ardından ne zaman gebe kalmaları gerektiğini sormak için doktora başvurdukları takdirde bu çifte, "Siz gidin 1,5 sene korunmaksızın temasta bulunun. Olmazsa gelin. Tetkiklere öyle başlayalım" demek hiç doğru olmaz. Zaten yeterince zaman kaybetmişlerdir. Bu çiftlerde tetkiklere biraz daha er*ken başlanabiliyor. Ama her şeyi normal görünen 20'Ii yaşlardaki hatta 30'lu yaşların başındaki hanımlarda tet*kiklere 1,5 yıldan daha önce başlamak günümüzde kabul görmüyor. Çünkü biraz önce söylediğimiz gibi bu hanım*lar doğal sınırlar içinde gebe kalabiliyorlar. Rahim gebeli*ğe hormonlar tarafından hazırlanıyor. Kadın ister evli ister bekar olsun her ay sanki gebe kalacakmış gibi birtakım hormonsal değişimler yaşıyor. Rahmin içyüzü (endometri-um) eğer gebelik gerçekleşmediyse dökülüyor. Yani hanım âdet görüyor. İşte, bu hazırlık sürecinde bir anormallik olup olmadığını birtakım hormon testleriyle ortaya çıkar*tabiliyoruz. Rahmin kendisine ait anatomik anormallikler var mı buna bakmamız gerekiyor. Örneğin rahmin içine doğru baskı yapan bir myom (habis olmayan ur) olabilir. Rahmin içerisinde yer alan et beni gibi bir polip olabilir (bakınız Şekil 2). Önceden geçirilmiş kürtaj gibi bir müda*hale sonucu rahmin iç duvarı birbirine yapışmış olabilir. Bütün bunlara ait bozuklukları bazı testler sayesinde anla*yabiliyoruz. HSG testi yardımıyla tüplerin ve rahmin içi hakkında ayrıntılı bilgi edinmemiz mümkün.
Çiftlerin 1-1,5 yıllık süre içerisinde çocuk istemeleri ve korunma yöntemi kullanmamalarına rağmen gebeliğin ol*mamasına infertilite denir. Türkiye'de ve dünyadaki çift*lerde yaklaşık yüzde 15 oranında infertilite sorunu vardır.
Kısırlık dünyada hangi sıklıkla görülüyor?
Dünya Sağlık Örgütü'ne (WHO) göre çiftlerin yüzde 8-10'unun kısırlık sorunları olduğu hesaplanmaktadır. Bu*nun anlamı dünya çapında 50-80 milyon insanın bu so*runla karşı karşıya olduğudur. Kısırlık görülme sıklığı böl*gesel olarak değişiklikler gösterebilir.
Yardımla üreme yöntemleri, bu 1,5 yılın sonunda ge*belik gerçekleşmiyorsa mı devreye giriyor?
Tıp, çift 1,5 yıl süreyle korunmaksızın temasta bulunu*yorsa ve gebelik olmuyorsa araştırmayı başlatıyor. Tabii bu durumun birtakım istisnaları var. Çiftler hekime baş*vurduklarında başlarından geçen her şeyi anlatmalılar.
Çünkü sorulara alınan cevaplar ve alınan hasta öyküsü (anamnez) teşhis için son derece önemli. Örneğin erkek, "Benim çocukluğumda inmemiş testisim varmış, bir fıtı*ğım varmış ameliyat edilmiş önce sonra da testisim indiril*miş" şeklinde bir bilgi verebilir. Ya da hanım, "Apandisit iltihabı nedeniyle acilen hastaneye yattım.
Karnım açıldı. Apandisitim de patlamıştı" gibi karın içerisinde yapışıklık*lara neden olabilecek hastalıklar öyküsü veriyorsa önemli*dir. Kadının yaşını hesaba katmalıyız. Evlenmişler, kadının yaşı 35 veya ilk başta bir süre korunmuşlar. Ardından ne zaman gebe kalmaları gerektiğini sormak için doktora başvurdukları takdirde bu çifte, "Siz gidin 1,5 sene korunmaksızın temasta bulunun. Olmazsa gelin. Tetkiklere öyle başlayalım" demek hiç doğru olmaz. Zaten yeterince zaman kaybetmişlerdir. Bu çiftlerde tetkiklere biraz daha er*ken başlanabiliyor. Ama her şeyi normal görünen 20'Ii yaşlardaki hatta 30'lu yaşların başındaki hanımlarda tet*kiklere 1,5 yıldan daha önce başlamak günümüzde kabul görmüyor. Çünkü biraz önce söylediğimiz gibi bu hanım*lar doğal sınırlar içinde gebe kalabiliyorlar. Rahim gebeli*ğe hormonlar tarafından hazırlanıyor. Kadın ister evli ister bekar olsun her ay sanki gebe kalacakmış gibi birtakım hormonsal değişimler yaşıyor. Rahmin içyüzü (endometri-um) eğer gebelik gerçekleşmediyse dökülüyor. Yani hanım âdet görüyor. İşte, bu hazırlık sürecinde bir anormallik olup olmadığını birtakım hormon testleriyle ortaya çıkar*tabiliyoruz. Rahmin kendisine ait anatomik anormallikler var mı buna bakmamız gerekiyor. Örneğin rahmin içine doğru baskı yapan bir myom (habis olmayan ur) olabilir. Rahmin içerisinde yer alan et beni gibi bir polip olabilir (bakınız Şekil 2). Önceden geçirilmiş kürtaj gibi bir müda*hale sonucu rahmin iç duvarı birbirine yapışmış olabilir. Bütün bunlara ait bozuklukları bazı testler sayesinde anla*yabiliyoruz. HSG testi yardımıyla tüplerin ve rahmin içi hakkında ayrıntılı bilgi edinmemiz mümkün.
Hamilelik - Tüp Bebek - Doğum Hamilelik,Tüp Bebek,Doğum,Gebelik,Annelik
Bebek , Baby,türkçe,Bakımı , Beslenmesi ,Sağlığı
erkekte,
İnfertilite,
kadın,
Tüp Bebek
Sağlıklı bebek doğumunda çığır açan yenilik
Sağlıklı bebek doğumunda çığır açan yenilik
ABD'de Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Aykut Bayrak'ın geliştirdiği yeni yöntem, çocuk sahibi olamayan veya geç yaşta anne olmak isteyen kadınların hem hamile kalma hem de dünyaya sağlıklı bebek getirme şansını ciddi olarak artırıyor.
ABD'de Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Aykut Bayrak, ''Geliştirdiğimiz testle hem özürlü bebek hem ikiz-üçüz riski neredeyse sıfıra iniyor. Mükemmelleştirdiğimiz 'çok hızlı' yumurta dondurma yöntemiyle de
ABD'de Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Aykut Bayrak'ın geliştirdiği yeni yöntem, çocuk sahibi olamayan veya geç yaşta anne olmak isteyen kadınların hem hamile kalma hem de dünyaya sağlıklı bebek getirme şansını ciddi olarak artırıyor.
Tüp Bebek Uygulamalarında Yeni Bir Yöntem : Piezo Elektrik
Tüp bebekte uygulanan alternatif tedavilerin maliyeti nedir? Devlet ne kadarını karşılıyor?
SSK, BAĞKUR ve Emekli Sandığı kurumları tüp bebek uygulamalarında paket ücret olarak 1340 ytl, ilaçların da %80’ini karşılamaktadırlar. Çiftlerin devlet yardımlı tüp bebek uygulaması yaptırabilmeleri için en az 3 yıllık evli olmaları (azospermik olgular hariç), eşlerin herhangi birinin evlatlık çocukları hariç nüfusa kayıtlı çocukları olmaması ve kadının 40 yaşını doldurmamış olması gibi koşullar aranmakta. 38-40 yaş arasında 3 defa aşılama yapılması gibi koşullar aranmaksızın devlet yardımı alınabilmekte.
DEVLET GENETİK HASTALIK TAŞIYICILARININ TÜP BEBEK UYGULAMASINI KARŞILIYOR!
Günümüz teknolojisinde bazı genetik hastalıklar genetik tanı destekli tüp bebek tedavisi ile önlenebilmektedir. Tüp bebek işlemine ile birlikte uygulanan bu işleme preimplantasyon genetik tanı (PGT) denmekte ve bu yöntemle: Akdeniz Anemisi (Talasemi), Orak Hücre Anemisi, Spinal Musküler Atrofi (SMA), Doğumsal İşitme Kaybı-Sağırlık, Galaktozemi ve Kistik Fibrozis gibi da bir çok akrabalıktan ya da bölgesel sıklıklardan kaynak¬lanan tek gen hastalıkları ve yanı sıra Down Sendromu (mongolizm), Edwards Sendromu, Patau Sendromu, Klinefelter Sendromu, kromozomal translokasyonlardan kaynaklanan bozukluklar ve diğer tüm kromo¬zomal hastalıkları tespit etmek ve risk taşıyan ailelere sağlıklı bebek sahibi olma şansı verilmektedir. PGT yöntemi ile söz konusu genetik hastalıklar daha embriyo aşamasında ta¬nınabilmekte ve sağlıklı gebeliklerin başlatılması sağlanabilmektedir. Devlet genetik hastalık taşıyıcılarının tüp bebek uygulamasını karşıladığı gibi ayrıca lösemi ve diğer kan hastalıklarından muzdarip ailelerde doku uyumlu bir kardeş dünyaya getirmek üzere PGT uygulaması ile birlikte yapılan tüp bebek işlemini de karşılamaktadır. Bu uygulama genetik hastalıkların önlenmesinde özellikle akraba evliliklerinin sık olduğu ülkemiz için çok önemlidir.
1. PGT NEDiR?
Preimplantasyon Genetik Tanı, Tüp bebek uygulaması sırasında, embriyoların genetik testinin yapılarak, sadece sağlıklı olanların seçilip anneye transfer edilmesi işlemidir.
2. PGD NİN GETİRİLERİ NELERDİR?
1- Tüp bebek uygulamasının başarı şansını arttırır.
2- Klinik gebelik oranını arttırır.
3- Gebeliğin düşük ile sonuçlanma riskini azaltır.
4- Gebeliğin tıbbi sonlandırılma gerekliliğini önler.
5- Çoğul gebelik oranını azaltır.
6- Tekrarlayan başarısız IVF denemelerinin getirdiği mali yük ve psikolojik baskıyı azaltır.
3. PREİMPLANTASYON GENETİK TANI TESTİ KİMLERE UYGULANMALIDIR?
1. 36 yaş ve üzeri yaştaki anne adaylarına
2. İki veya daha çok tüp bebek uygulanmasına rağmen gebelik elde edilememiş çiftlere
3. Tekrarlayan erken gebelik kayıpları (düşükleri) olan çiftlere (translokasyon taşıyıcılığı dışı sebepli)
4. Dengeli translokasyon taşıyıcısı çiftlere
5. Ailevi Akdeniz anemisi, Orak Hücre Anemisi, Kistik fibrozis, SMA gibi tanısı mümkün olan bazı tek gen hastalıkları yönünden risk taşıyan eşlere
6. Aile bireyleri ile HLA uyumlu embriyonun seçilmesi
7. Önceki gebeliklerinden genetik hastalıklı bir çocuk sahibi olan çiftlere
8. Anöploidili (kromozom bozukluğu bulunan) gebelik öyküsü olan annelere
9. Gonadal mozaism (İki yada daha çok aynı anormalliğe sahip doğum ürününe rağmen eşlerin genetik test sonuçlarının normal olması) olgularına
10. TESE olguları (şiddetli erkek infertilitesi ile birlikte olan olgular)
4. Tek Gen Hastalıkları embriyolarda taranabilir mi?
Tek gen hastalıkları DNA'mız üzerinde şifrelenmiş "gen" dediğimiz ünitelerin fonksiyonlarının bozulması sonucu oluşan genetik hastalıklardır. Bu tür genetik hastalıkların eşlerin akraba olmaları durumunda arttıkları iyi bilinmektedir.
Yurdumuzda eş akrabalıklarının yüksek sıklıkta olması nedeniyle bu tür hastalıkların doğum öncesi dönemde (prenatal tanı) ve hatta embriyo aşamasında (preimplantasyon tanı) tanılarının yapılması çok önemlidir. Postnatal (doğum sonrası) ya da prenatal (doğum öncesi) tanınabilen tek gen hastalıklarının tamamının preimplantasyon dönem tanılarının da yapılması mümkündür.
Gen-Art’ta gebelik öncesi embriyoların genetik incelenmesi ile saptanabilen hastalık sayısı deneyimli ve konularında uzman ekibimizin çalışmaları sayesinde başarıyla uygulanmaktadır.
Gen-Art Tüp bebek ve Üreme Biyoteknolojisi merkezinde Akdeniz Anemisi (β-talasemi), Orak Hücre Anemisi, Spinal Musküler Atrofi (SMA), Doğumsal İşitme Kaybı (Sağırlık), Kistik Fibrozis, Nijmegen Sendromu, Pompe hastalığı, Niemann Pick ve Galaktozemi gibi birçok tek gen hastalığı ve yanı sıra Down Sendromu, Edwards Sendromu, Patau Sendromu, Klinefelter Sendromu, Turner Sendromu ve diğer tüm kromozomal bozuklukların genetik tanılarının yapılabilmesi mümkün olmaktadır. Bunların yanı sıra embrolarda Rh uygunluğu ve HLA uygunluğu testleride gerçekleştirilebilmektedir.
5. PGT TESTİ GÜVENİLİR Mİ ? KESİN SONUÇ VERİR Mİ ?
Bu soruya cevap verirken bir şeyin altını çizmek gerekir. Embriyolara iki ayrı amaçla genetik test uygulanmaktadır; birincisi ailede belli bir genetik hastalık için taşıyıcılık söz konusu olduğunda uygulanan tanı amaçlı test ve ikincisi ise belirli bir hastalığa odaklanmaksızın tüp bebek başarısını arttırmak ve gebeliğin düşükle sonuçlanma riskini azaltmak için uygulanan tarama amaçlı test. Hangi amaç için yapılırsa yapılsın genetik bu testler güvenilir testlerdir ve güvenilirlik sınırları ilgili uluslar arası bilim komisyonlarınca tespit ve deklare edilmişlerdir. Ancak bu testlerin sağladığı yararlar uygulanma amacına göre değişmektedir. Yani üst üste tüp bebek başarısızlığı sebebiyle uygulandığında farklı, ileri anne yaşı sebebi ile uygulandığında daha farklı oranda yarar sağlamaktadır. Örneğin 2007 yılında sunulan 2004 yılına ait Avrupa (ESHRE) verilerine göre ß talassemi amacıyla PGT yapılmış vakalarda gebelik oranı % 32, Tekrarlayan gebelik kaybı sebebiyle tarama (PGS) yapılmış vakalarda % 29 ve şiddetli erkek infertilitesi sebebiyle tarama yapılmış vakalarda ise % 39 gebelik oranı bildirilmiştir. Amerika verileri (ASRM) bu oranlardan daha yüksek olmakla birlikte bazı çalışmaların sonuçlarına göre ise kayda değer bir fayda sağlamadığı belirtilmektedir. Özetle söylemek gerekirse PGT testleri her durum için farklı oranlarda ama vazgeçilmez avantajlar sağlamaktadır.
Prof.Dr. Volkan Baltacı
Elektro şok' ile gebelik
Hamilelik - Tüp Bebek - Doğum Hamilelik,Tüp Bebek,Doğum,Gebelik,Annelik
Bebek , Baby,türkçe,Bakımı , Beslenmesi ,Sağlığı
elektrik,
piezo,
tıp,
Tüp Bebek,
uygulamalarında,
yeni,
yöntem
Kısırlıkta tüp bebek ilk ve tek seçenek olabilir
"Kısırlıkta tüp bebek ilk ve tek seçenek olabilir"
Ulusal Jinekoloji ve Obstetrik Kongresinde, kısırlık sorunu ve Türkiye'de tüp bebek tedavisine yaklaşım ele alındı. ''Kısırlıkta tüp bebek son çare olmalı'' yaklaşımı eleştirilerek, bazı çiftlerde bunun ilk ve tek tedavi seçeneği olduğu vurgulandı.
Türkiye Jinekoloji ve Obstetrik Derneği (TJOD) 2. Başkanı Prof. Dr. Bülent Tıraş, Türkiye'de 2005 yılına kadar yıllık tüp bebek uygulama sayılarının 15-20 binler civarında olduğunu, devletin bu tedaviye destek sağlamasının ardından ise bu sayının 40 binin üzerine çıktığını anlattı.
2008 yılında Sosyal Güvenlik Kurumu'nun (SGK) daha önce 3 olan deneme sayısını 2'ye düşürmesiyle bu sayının 30 binler seviyesine gerilediğini ifade eden Tıraş, şu bilgileri aktardı:
''Süreç içinde sistem yerine oturup sayı tekrar yükselişe geçmişken ve yıllık uygulama oranı 37-38 bine ulaşmışken, transfer edilecek embriyo sayısının 37 yaşına kadar bir ile sınırlandırılması üzerine, sayı tekrar 30 binler civarına geriledi. Ülkemiz şu anda tüp bebek uygulamaları bakımından uluslar arası alanda 6-7. sıralarda yer alıyor. Ama 'olması gereken rakam bu mudur?' sorusuna 'evet' yanıtını vermek çok zor. Türkiye'nin gerçek ihtiyacının çok daha fazla olduğunu düşünüyoruz.''
TJOD olarak ülkedeki kısırlık oranını, erkekler ve kadınlarda hangi tip kısırlığın yaygın olduğunu belirlemek amacıyla bir araştırma yapacaklarını, ancak ellerinde yeterli veri olmamakla birlikte Türkiye'de 1.5 milyon civarında kısırlık sorunu yaşayan çift bulunduğunu bildiren Prof. Dr. Tıraş, ''Bu sayı göz önüne alınırsa, tedavi olanaklarına ulaşımının artırılması gerekir'' dedi.
''Kısırlıkta tüp bebek son çare olmalı'' şeklindeki bir yaklaşımın yanlış olduğunu vurgulayan Tıraş, bazı çiftlerde bunun ilk ve tek tedavi seçeneği olduğuna dikkati çekti.
Prof. Dr. Tıraş, kısırlık sorunu yaşayan çiftlere yönelik şu önerileri dile getirdi:
''Kısırlıkta yumurtlama, aşılama, laparaskopik cerrahiyle tüplerin açılması, yeniden çalışabilir hale getirilmesi gibi yöntemler uygulanabilir. Ama erkeğin sperm sayısının 5 milyonun altında bulunması ki, normal bir erkekte bu sayı 20 milyon civarındadır ya da hiç olmaması, kadının tüplerinin tamamen kapalı ya da yaşının 37'nin üstünde olması, endometriyozis hastalığının 3. veya 4. evresinde bulunması halinde tüp bebek ilk ve tek çaredir. Kısırlık sorunu, yumurtlamayı bozan polikistik over sendromundan kaynaklanıyorsa ya da nedeni açıklanamıyorsa ilk seçenek olarak tüp bebek dışında başka tedavilere de başvurulabilir.''
Tüp bebekle ilgili yanlış algılar
Kısırlık sorunu yaşayan çiftlerin tüp bebek tedavisine ulaşımlarının kolaylaşmasının önemine işaret eden Tıraş, ''Burada en önemli unsur, halkın bilincinin artırılmasıdır. Çünkü halen tüp bebeğin önemi yeterince bilinmiyor ya da bu uygulamanın başka bir erkeğin spermiyle yapıldığı gibi yanlış bir kanı bulunuyor'' şeklinde konuştu.
Son tedavi olanaklarıyla erkeğin sperm sayısı çok düşük olsa da ya da hiç bulunmasa da artık başarılı sonuçlar alınabildiğini vurgulayan Tıraş, ayrıca Türkiye'de yumurta ve sperm bağışının yasak olduğunu, tüp bebek uygulamasının sadece çiftlerin kendilerinden alınan sperm ve yumurtalarla yapılabildiğini sözlerine ekledi.
Ulusal Jinekoloji ve Obstetrik Kongresinde, kısırlık sorunu ve Türkiye'de tüp bebek tedavisine yaklaşım ele alındı. ''Kısırlıkta tüp bebek son çare olmalı'' yaklaşımı eleştirilerek, bazı çiftlerde bunun ilk ve tek tedavi seçeneği olduğu vurgulandı.
2008 yılında Sosyal Güvenlik Kurumu'nun (SGK) daha önce 3 olan deneme sayısını 2'ye düşürmesiyle bu sayının 30 binler seviyesine gerilediğini ifade eden Tıraş, şu bilgileri aktardı:
''Süreç içinde sistem yerine oturup sayı tekrar yükselişe geçmişken ve yıllık uygulama oranı 37-38 bine ulaşmışken, transfer edilecek embriyo sayısının 37 yaşına kadar bir ile sınırlandırılması üzerine, sayı tekrar 30 binler civarına geriledi. Ülkemiz şu anda tüp bebek uygulamaları bakımından uluslar arası alanda 6-7. sıralarda yer alıyor. Ama 'olması gereken rakam bu mudur?' sorusuna 'evet' yanıtını vermek çok zor. Türkiye'nin gerçek ihtiyacının çok daha fazla olduğunu düşünüyoruz.''
TJOD olarak ülkedeki kısırlık oranını, erkekler ve kadınlarda hangi tip kısırlığın yaygın olduğunu belirlemek amacıyla bir araştırma yapacaklarını, ancak ellerinde yeterli veri olmamakla birlikte Türkiye'de 1.5 milyon civarında kısırlık sorunu yaşayan çift bulunduğunu bildiren Prof. Dr. Tıraş, ''Bu sayı göz önüne alınırsa, tedavi olanaklarına ulaşımının artırılması gerekir'' dedi.
''Kısırlıkta tüp bebek son çare olmalı'' şeklindeki bir yaklaşımın yanlış olduğunu vurgulayan Tıraş, bazı çiftlerde bunun ilk ve tek tedavi seçeneği olduğuna dikkati çekti.
Prof. Dr. Tıraş, kısırlık sorunu yaşayan çiftlere yönelik şu önerileri dile getirdi:
''Kısırlıkta yumurtlama, aşılama, laparaskopik cerrahiyle tüplerin açılması, yeniden çalışabilir hale getirilmesi gibi yöntemler uygulanabilir. Ama erkeğin sperm sayısının 5 milyonun altında bulunması ki, normal bir erkekte bu sayı 20 milyon civarındadır ya da hiç olmaması, kadının tüplerinin tamamen kapalı ya da yaşının 37'nin üstünde olması, endometriyozis hastalığının 3. veya 4. evresinde bulunması halinde tüp bebek ilk ve tek çaredir. Kısırlık sorunu, yumurtlamayı bozan polikistik over sendromundan kaynaklanıyorsa ya da nedeni açıklanamıyorsa ilk seçenek olarak tüp bebek dışında başka tedavilere de başvurulabilir.''
Tüp bebekle ilgili yanlış algılar
Kısırlık sorunu yaşayan çiftlerin tüp bebek tedavisine ulaşımlarının kolaylaşmasının önemine işaret eden Tıraş, ''Burada en önemli unsur, halkın bilincinin artırılmasıdır. Çünkü halen tüp bebeğin önemi yeterince bilinmiyor ya da bu uygulamanın başka bir erkeğin spermiyle yapıldığı gibi yanlış bir kanı bulunuyor'' şeklinde konuştu.
Son tedavi olanaklarıyla erkeğin sperm sayısı çok düşük olsa da ya da hiç bulunmasa da artık başarılı sonuçlar alınabildiğini vurgulayan Tıraş, ayrıca Türkiye'de yumurta ve sperm bağışının yasak olduğunu, tüp bebek uygulamasının sadece çiftlerin kendilerinden alınan sperm ve yumurtalarla yapılabildiğini sözlerine ekledi.
Hamilelik - Tüp Bebek - Doğum Hamilelik,Tüp Bebek,Doğum,Gebelik,Annelik
Tüp bebek nedir, kimlere uygulanır?
Tüp bebek nedir, kimlere uygulanır?
Hayatımıza son 30 yılda giren ve bizim için hızla sıradan bir yöntem haline gelen tüp bebek uygulaması nedir ve nasıl yapılır? Sorularınızın cevabını burada bulabilirsiniz.
Tüp bebek uygulamasını kısaca özetlemek gerekirse, kadın ve erkeğe ait üreme hücrelerinin vücut dışı koşullarda döllenme işlemi diyebiliriz.
Bu yöntemde erkek ve kadın üreme hücreleri vücut sıcaklığındaki, uygun bir ortamda 48 saat bekletilir. Bu sürede elde edilen yumurtaların yaklaşık yarısında döllenme oluşur. Bu döllenmiş yumurtalar embriyo (cenin) olarak adlandırılır ve son hedef olan kadın rahmine yerleştirilir.
Embriyolar rahim içerisine rahim ağzından ince bir katater ile yerleştirilir. Bu işlemler sonucu kadınların yaklaşık %50'sinde gebelik oluşur. Ancak bu gebeliklerin bir kısmı düşük ile sonlanır. Tedaviye giren çiftlerin uygulama başına yaklaşık % 40'ında çocukları olur. Bu oran birçok uygulama sonucu % 70 - 80'lere çıkabilir. Geri kalan % 20 - 30'luk grup modern tıbbın bütün olanaklarına rağmen günümüzde çocuk sahibi olamaz.
Tüp bebek yöntemlerinde çeşitli ilaçlarla (Gonal-F, Puregon, Menogon) kadının yumurtalıklarının uyarılması sağlanır. Yumurtalıkların uyarılmasının amacı, embriyo oluşturmaya aday çok sayıda yumurta elde etmek. Çok sayıda embriyonun rahim içine yerleştirilmesinin (embriyo transferi) gebelik şansını artırdığı görüldü (gebelik oranları, bir embriyo yerleştirildiğinde yaklaşık %10, üç embriyo yerleştirildiğinde ise %40 -50 civarında).
Merkezimizde özel durumlar dışında rahim içine üç embriyo yerleştirilir.
Tüp bebek hakkında genel bilgiler
Tüp bebek, klasik yöntemler ile gebe kalamayan kadınlarda uygulanan bir tedavi şekli. Erkek (sperm) ve dişi (yumurta) döl hücrelerinin laboratuvar koşullarında birleştirilmesi sonucunda oluşan embriyoların, rahime transferi ilkesine dayanır. Laboratuvar koşullarında gerçekleştirilen döllenme, kendiliğinden (in vitro fertilizasyon) ya da insan eliyle, tek yumurta içine tek sperm verilmesi ile (mikroenjeksiyon) sağlanır.
Tüp bebek, önceleri enfeksiyon veya cerrahi işlem sonucunda tüplerinde kalıcı hasar oluşan kadınlarda uygulanmaya başlanmış, kısa bir süre sonra ise, kısırlığa yol açan diğer nedenlerin tedavisinde de kullanılır hale gelmiş. Bugün, endometriozis, nedeni açıklanamayan kısırlık olguları ve erkeğe bağlı kısırlıkta, tüp bebek yöntemleri ile başarılı sonuçlar alınır.
Özellikle son yıllarda uygulanmaya başlanan mikroenjeksiyon, sperm sayısının çok düşük olması ve hatta menisinde hiç sperm olmamasına karşın, testisinde sperm bulunan erkeklerin tedavisinde bir devrim olarak nitelendiriliyor.
Hayatımıza son 30 yılda giren ve bizim için hızla sıradan bir yöntem haline gelen tüp bebek uygulaması nedir ve nasıl yapılır? Sorularınızın cevabını burada bulabilirsiniz.
Bu yöntemde erkek ve kadın üreme hücreleri vücut sıcaklığındaki, uygun bir ortamda 48 saat bekletilir. Bu sürede elde edilen yumurtaların yaklaşık yarısında döllenme oluşur. Bu döllenmiş yumurtalar embriyo (cenin) olarak adlandırılır ve son hedef olan kadın rahmine yerleştirilir.
Embriyolar rahim içerisine rahim ağzından ince bir katater ile yerleştirilir. Bu işlemler sonucu kadınların yaklaşık %50'sinde gebelik oluşur. Ancak bu gebeliklerin bir kısmı düşük ile sonlanır. Tedaviye giren çiftlerin uygulama başına yaklaşık % 40'ında çocukları olur. Bu oran birçok uygulama sonucu % 70 - 80'lere çıkabilir. Geri kalan % 20 - 30'luk grup modern tıbbın bütün olanaklarına rağmen günümüzde çocuk sahibi olamaz.
Tüp bebek yöntemlerinde çeşitli ilaçlarla (Gonal-F, Puregon, Menogon) kadının yumurtalıklarının uyarılması sağlanır. Yumurtalıkların uyarılmasının amacı, embriyo oluşturmaya aday çok sayıda yumurta elde etmek. Çok sayıda embriyonun rahim içine yerleştirilmesinin (embriyo transferi) gebelik şansını artırdığı görüldü (gebelik oranları, bir embriyo yerleştirildiğinde yaklaşık %10, üç embriyo yerleştirildiğinde ise %40 -50 civarında).
Merkezimizde özel durumlar dışında rahim içine üç embriyo yerleştirilir.
Tüp bebek hakkında genel bilgiler
Tüp bebek, klasik yöntemler ile gebe kalamayan kadınlarda uygulanan bir tedavi şekli. Erkek (sperm) ve dişi (yumurta) döl hücrelerinin laboratuvar koşullarında birleştirilmesi sonucunda oluşan embriyoların, rahime transferi ilkesine dayanır. Laboratuvar koşullarında gerçekleştirilen döllenme, kendiliğinden (in vitro fertilizasyon) ya da insan eliyle, tek yumurta içine tek sperm verilmesi ile (mikroenjeksiyon) sağlanır.
Tüp bebek, önceleri enfeksiyon veya cerrahi işlem sonucunda tüplerinde kalıcı hasar oluşan kadınlarda uygulanmaya başlanmış, kısa bir süre sonra ise, kısırlığa yol açan diğer nedenlerin tedavisinde de kullanılır hale gelmiş. Bugün, endometriozis, nedeni açıklanamayan kısırlık olguları ve erkeğe bağlı kısırlıkta, tüp bebek yöntemleri ile başarılı sonuçlar alınır.
Özellikle son yıllarda uygulanmaya başlanan mikroenjeksiyon, sperm sayısının çok düşük olması ve hatta menisinde hiç sperm olmamasına karşın, testisinde sperm bulunan erkeklerin tedavisinde bir devrim olarak nitelendiriliyor.
Hamilelik - Tüp Bebek - Doğum Hamilelik,Tüp Bebek,Doğum,Gebelik,Annelik
Tüp Bebek Nedir? Tüp bebek ile ilgili terimler ve anlamları
Tüp Bebek Nedir? Tüp bebek ile ilgili terimler ve anlamları
IVF (Tüp bebek):
Kadının yumurtası ve erkeğin sperminin vücut dışına alınarak laboratuvar şartlarında ve bazı özel plastik kaplar içinde bir araya getirilerek, döllenmenin sağlanmasıdır. İşte, bu vücut dışında yapılan işleme IVF (in vitro fertilizasyon) veya tüpbebek denir. Vakaların % 10-15’inde yumurtaların tümü bu yöntemle döllenmeyebilir. Bu nedenle daha az kullanılmaktadır. Daha önce gebe kalmış ve doğurmuş kadınlarda daha başarılı olmaktadır.
1970’lerin başında rahim kanalları kapalı olan kadınların çocuk sahibi olabilmeleri için geliştirilmiş olan bu yöntem ilk tüp bebek olan Louise Brown’ın 1978’de doğması ile popülarite kazanmıştır. Kullanıma giren ilk yöntem olmasi dolayısıyla halk arasında kısırlık tedavileri içinde en bilinenidir.
ICSI ( İntra sitoplazmik sperm enjeksiyonu = Mikroenjeksiyon):
Sperm hücrelerinde ileri derecede sayı, hareket ve şekil bozukluğu görülen erkekler için geliştirilmiş bir yöntemdir. IVF ile döllenme elde edilemeyen vakalarda da kullanılır. Mikroinjeksiyon işlemi, özel bir mikroskop kullanılarak her bir yumurtanın içine seçilmiş bir adet sperm hücresinin yerleştirilmesidir. Tüp bebek te kullanılan bir tekniktir.
TESA (Testiküler sperm aspirasyonu) ve TESE (Testiküler sperm ekstraksiyonu):
Verdiği örneklerde hiç sperm hücresine rastlanmayan, ancak testis lerinde sperm yapımı olan hastalarda, spermin testislerden iğne veya biyopsi ile alınarak icsi de olduğu gibi kullanılmasıdır.
Embriyo:
Kadın yumurtasının sperm hücresi ile birleşmesi sonucu oluşan insan yavrusu taslağına embriyo denilir. Önce 2 hücreli olarak yaşama başlayan embryo hızla bölünerek hücre sayısını artırır ve genellikle döllenmeden 5-7 gün sonra rahim içindeki dokuya (endometrium) tutunur. Burada gelişmesi devam ettikçe plasenta (eş) adı verilen doku aracılığı ile anneden beslenmeye başlar ve bu arada kendi varlığını belli eden bir hormon salgılar. Bu hormonun anne kanında veya idrarında tesbit edilmesi için gebelik testi yapılır (hcg testi).
Assisted Hatching (Embriyo zarının inceltilmesi):
Normal şartlarda embriyo, rahime tutunmasından hemen önce, çevresini koruyucu olarak saran tabakadan (zona) kurtulur. Zona tabakasının ileri derecede kalın olması halinde, embriyo bu tabakadan dışarı çıkamaz ve rahime tutunamaz. Bu durumda embriyo rahime verilmezden önce zona tabakasının bir kenarından inceltilmesinin, gebelik şansını artırdığı ileri sürülmektedir. Ancak, bu teknikle embriyonun zedelenme ihtimali az da olsa vardır.
Blastosist transferi (Geç dönemtransfer-5. gün transfer):
Anne ve babadan alınan üreme hücrelerinin birleşmesi ile embriyo denilen yeni bir yapı ortaya çıkar. Embriyo sürekli bölünerek hücre sayısını arttırır. Genellikle embriyo, anne adayından yumurta toplandıktan sonraki üçüncü gün, yaklaşık 7-8 hücreli safhada iken rahim içine yerleştirilir (embryo transferi). Her zaman uygulanmamakla birlikte kaliteli embriyo sayısı fazla ise embriyo gelişimi daha ileri safhalara kadar takip edilerek daha geç bir günde (en geç 5. gün) embriyo transferi uygulanabilir. Böylece, embriyolardan daha iyi gelişenleri seçme şansı olabilir, transfer ve rahime tutunma arasındaki süre kısaltılmış olur. Embriyonun doğal ortamına dönüşünü geciktirmesi ve kalan embriyoların dondurulması şansını azaltması, bu uygulamanın olumsuz yönleridir. Ancak çok sayıda yumurta ve embryo gelişenlerde uygulanabilecek bir yöntemdir.
Embriyo dondurulması (Cryopreservation):
Embriyo transferi tamamlandıktan sonra elde kalan iyi kalitede embriyolar özel bir teknikle dondurularak, daha sonra kullanılmak üzere saklanabilir. Donma ve çözülme sırasında kalitesini koruyabilen embriyolardan oluşan bebeklerin özel bir sağlık sorunları olmamaktadır. Ülkemizdeki ÜYTEM yönetmeliği embriyoların 3 yıl saklanmalarına izin vermektedir. Dondurulmuş embryoların transferi taze embryo kadar verimli olmamaktadır. Çünkü, donma işleminden açılan embryoların yaklaşık % 30-50’ si ölmektedir.
Preimplant genetik tanı (PGD):
Embriyonun 8 hücreli safhasında bir veya iki hücrenin embriyodan alınarak genetik tetkik için kullanılması embriyonun gelişimine engel olmaz. Alınan bu hücreler kromozomal olarak incelenebilir ya da ailede bilinen genetik bir hastalık var ise, bu hastalık yönünden tetkik edilebilir. Sonuçta uygun nitelikte olan embriyolar, transfer için seçilir. Bu yöntemde gebelik şansı yarı yarıya azalmakla birlikte genetik hastalıklar için olumlu sonuçlar sağlar. Bu uygulamayı yapmak her hastada mümkün olmamaktadır.
Kadının yumurtası ve erkeğin sperminin vücut dışına alınarak laboratuvar şartlarında ve bazı özel plastik kaplar içinde bir araya getirilerek, döllenmenin sağlanmasıdır. İşte, bu vücut dışında yapılan işleme IVF (in vitro fertilizasyon) veya tüpbebek denir. Vakaların % 10-15’inde yumurtaların tümü bu yöntemle döllenmeyebilir. Bu nedenle daha az kullanılmaktadır. Daha önce gebe kalmış ve doğurmuş kadınlarda daha başarılı olmaktadır.
1970’lerin başında rahim kanalları kapalı olan kadınların çocuk sahibi olabilmeleri için geliştirilmiş olan bu yöntem ilk tüp bebek olan Louise Brown’ın 1978’de doğması ile popülarite kazanmıştır. Kullanıma giren ilk yöntem olmasi dolayısıyla halk arasında kısırlık tedavileri içinde en bilinenidir.
ICSI ( İntra sitoplazmik sperm enjeksiyonu = Mikroenjeksiyon):
Sperm hücrelerinde ileri derecede sayı, hareket ve şekil bozukluğu görülen erkekler için geliştirilmiş bir yöntemdir. IVF ile döllenme elde edilemeyen vakalarda da kullanılır. Mikroinjeksiyon işlemi, özel bir mikroskop kullanılarak her bir yumurtanın içine seçilmiş bir adet sperm hücresinin yerleştirilmesidir. Tüp bebek te kullanılan bir tekniktir.
TESA (Testiküler sperm aspirasyonu) ve TESE (Testiküler sperm ekstraksiyonu):
Verdiği örneklerde hiç sperm hücresine rastlanmayan, ancak testis lerinde sperm yapımı olan hastalarda, spermin testislerden iğne veya biyopsi ile alınarak icsi de olduğu gibi kullanılmasıdır.
Embriyo:
Kadın yumurtasının sperm hücresi ile birleşmesi sonucu oluşan insan yavrusu taslağına embriyo denilir. Önce 2 hücreli olarak yaşama başlayan embryo hızla bölünerek hücre sayısını artırır ve genellikle döllenmeden 5-7 gün sonra rahim içindeki dokuya (endometrium) tutunur. Burada gelişmesi devam ettikçe plasenta (eş) adı verilen doku aracılığı ile anneden beslenmeye başlar ve bu arada kendi varlığını belli eden bir hormon salgılar. Bu hormonun anne kanında veya idrarında tesbit edilmesi için gebelik testi yapılır (hcg testi).
Assisted Hatching (Embriyo zarının inceltilmesi):
Normal şartlarda embriyo, rahime tutunmasından hemen önce, çevresini koruyucu olarak saran tabakadan (zona) kurtulur. Zona tabakasının ileri derecede kalın olması halinde, embriyo bu tabakadan dışarı çıkamaz ve rahime tutunamaz. Bu durumda embriyo rahime verilmezden önce zona tabakasının bir kenarından inceltilmesinin, gebelik şansını artırdığı ileri sürülmektedir. Ancak, bu teknikle embriyonun zedelenme ihtimali az da olsa vardır.
Blastosist transferi (Geç dönemtransfer-5. gün transfer):
Anne ve babadan alınan üreme hücrelerinin birleşmesi ile embriyo denilen yeni bir yapı ortaya çıkar. Embriyo sürekli bölünerek hücre sayısını arttırır. Genellikle embriyo, anne adayından yumurta toplandıktan sonraki üçüncü gün, yaklaşık 7-8 hücreli safhada iken rahim içine yerleştirilir (embryo transferi). Her zaman uygulanmamakla birlikte kaliteli embriyo sayısı fazla ise embriyo gelişimi daha ileri safhalara kadar takip edilerek daha geç bir günde (en geç 5. gün) embriyo transferi uygulanabilir. Böylece, embriyolardan daha iyi gelişenleri seçme şansı olabilir, transfer ve rahime tutunma arasındaki süre kısaltılmış olur. Embriyonun doğal ortamına dönüşünü geciktirmesi ve kalan embriyoların dondurulması şansını azaltması, bu uygulamanın olumsuz yönleridir. Ancak çok sayıda yumurta ve embryo gelişenlerde uygulanabilecek bir yöntemdir.
Embriyo dondurulması (Cryopreservation):
Embriyo transferi tamamlandıktan sonra elde kalan iyi kalitede embriyolar özel bir teknikle dondurularak, daha sonra kullanılmak üzere saklanabilir. Donma ve çözülme sırasında kalitesini koruyabilen embriyolardan oluşan bebeklerin özel bir sağlık sorunları olmamaktadır. Ülkemizdeki ÜYTEM yönetmeliği embriyoların 3 yıl saklanmalarına izin vermektedir. Dondurulmuş embryoların transferi taze embryo kadar verimli olmamaktadır. Çünkü, donma işleminden açılan embryoların yaklaşık % 30-50’ si ölmektedir.
Preimplant genetik tanı (PGD):
Embriyonun 8 hücreli safhasında bir veya iki hücrenin embriyodan alınarak genetik tetkik için kullanılması embriyonun gelişimine engel olmaz. Alınan bu hücreler kromozomal olarak incelenebilir ya da ailede bilinen genetik bir hastalık var ise, bu hastalık yönünden tetkik edilebilir. Sonuçta uygun nitelikte olan embriyolar, transfer için seçilir. Bu yöntemde gebelik şansı yarı yarıya azalmakla birlikte genetik hastalıklar için olumlu sonuçlar sağlar. Bu uygulamayı yapmak her hastada mümkün olmamaktadır.
Hamilelik - Tüp Bebek - Doğum Hamilelik,Tüp Bebek,Doğum,Gebelik,Annelik
Bebek , Baby,türkçe,Bakımı , Beslenmesi ,Sağlığı
anlamları,
ilgili,
ivf,
terimler,
Tüp Bebek,
tüp bebek nedir
8 Ekim 2011 Cumartesi
Doğal Aile Planlaması Yöntemleri
Hap ya da spiral gibi doktorlarca yönlendirilen korun*ma araçlarını reddeden kadın sayısı gitgide artıyor. Çünkü bu kadınlar cinselliklerinin ve aile planlamasının tıbbi problem olarak ele alınmasını istemiyorlar. (Artık) hormon yutmak istemiyor, vücutlarında yabancı cisim ol*masını kabul etmiyorlar. Çoğu kez de bedeni konusunda bilinçli olan ve bedeninin verdiği işaretleri her gün disip*linli bir şekilde izlemekten kaçınmayan bu kadınlar için en uygunu, doğal aile planlaması yöntemleridir. Aile planla*ması teriminden de anlaşılacağı gibi, bu yöntemler hem is*tenmeyen bir gebelikten korunmayı, hem de tersi durum*da çocuk istendiğinde gebe kalmayı sağlayabilir.
Kadının kendi doğurganlığıyla her gün ilgilenmesi sa*yesinde cinsellik de başka bir önem kazanır. Birçok çift için bu, aile planlaması konusunu (tekrar) birlikte ele alma şansıdır. Doğal aile planlaması bir süreçtir ve bunun başa*rısı eşlerin uyumlu bir işbirliği içinde olmasına bağlıdır.
Doğal aile planlaması yöntemleriyle korunmak isteyen*ler, duruma göre her gün, korunma ile çocuk isteği arasın*da bocalama yaşar. İki partnerden sadece biri korunmada ısrar edip diğeri çocuk istiyorsa, döllenmeye elverişsiz gün*lerin "yanlış" hesaplanma ya da döllenmeye elverişli gün*lerde korunmanın "unutulma" tehlikesi, her iki eşin de ko*runmadan yana olmasına kıyasla elbette daha büyük olur.
Son olarak, dini inançları korunma araçlarını yasaklayan kadınlar ve çiftler için de istenmeyen gebelikleri önleme*nin tek yolu doğal aile planlaması yöntemleridir.
Doğal aile planlaması yöntemleri korunma yöntemi de*ğildir. Bunlar yalnızca, bir çevrim içinde döllenmeye elve*rişli (üretken, fertil) ve döllenmeye elverişsiz (üretken ol*mayan, infertil) günleri saptama olanağını sağlar. Asıl ko*runma yöntemi, üretken günlerde cinsel ilişkide bulunma*maktan ya da başka bir korunma aracı kullanmaktan iba*rettir (prezervatif, diyafram ve portio başlığı).
Doğal korunma yöntemleri
Size göre cinsellik, yalnızca sizinle partneri*niz arasındaki mahremiyetin içinde olup bi*ten, dünyanın en doğal şeylerinden biri. Ai*le planlamasını da bizzat ele alıyorsunuz. Bu alanda doktor tavsiyesini ya da kontrolü*nü reddediyorsunuz. Gerçi korunmak isti*yorsunuz ama bedensel süreçlere müdahale edilmesine karşısınız. O nedenle, er ya da geç beklenmedik bir anda gebe kalma ola*sılığını göze alıyorsunuz.
Belki de yıllarca "doktorlarca yönlendirilen korunma araçlarıyla" (hap ya da spiral gibi) korundunuz, şu anda ise içtenliğe ve güve*ne dayalı bir ilişki yaşıyorsunuz ve bu, ge*belikten korunmayı da birlikteliğin bir par*çası haline getiriyor, o nedenle de korun*maya rağmen bir bebek olursa onu sevinçle karşılarsınız.
Ya da belki dinsel inançlarınız, hangi yön*temle olursa olsun gebeliği önlemeyi yasak*lıyor.
Bu söylenenlere uyan kadınlar için hormon ya da spiral söz konusu değildir, onlar doğal aile planlaması (kısaca DAP) yöntemlerini benimsemelidir.
Vücut sıcaklığını ölçme, rahim boynu mu*kozasının durumunu belirleme ve rahim ağ*zını yoklama yoluyla, âdet çevrimi sırasın*daki döllenmeye elverişli olan ve olmayan günler saptanabilir. Üretken günlerde cinsel ilişkiden tamamen uzak mı duracağınız, yoksa prezervatif ve/veya diyafram mı kulla*nacağınız size kalmış bir şeydir.
Daha sonra siz ve eşiniz çocuk isterseniz, döllenmeye en elverişli zamanı saptamak için aynı yöntemleri kullanabilirsiniz.
Tüm DAP yöntemleri ilkesel olarak her yaştaki her ka*dın tarafından uygulanabilir. Yeter ki âdet çevrimi düzgün olsun, kadın her gün doğurganlığıyla ilgilenme disiplinini göstersin, çevrimin birkaç gününde cinsel ilişkiden vaz*geçmeye, başka cinsel ifade biçimleri seçmeye ya da bari-yer yöntemleriyle korunmaya hazır olsun.
DAP'ın İlkeleri

Dişinin doğurganlığını cinsiyet hormonlarındaki çevrimsel değişiklikler yönlendirir. Hormon derişikliğindeki değişik*likler bedenin açık seçik işaretler vermesine yol açar. Bun*ların en göze çarpanı, bir çevrimin sona erdiğini ve bir ye*nisinin başladığını gösteren aybaşı kanamasıdır. Daha az göze çarpan, ama ölçülebilen ya da öznel olarak yorumlanabilen işaretler, ikincil doğurganlık belirtileri denen vü*cut sıcaklığı, rahim boynunda mukoza pıhtısı yapısı, rahim ağzının konumu ve sıkılığıdır. Bu işaretlerden biri veya birkaçı her gün saptanıp kaydedildiğinde, üretken olan ve olmayan günleri gösteren bir eğri ortaya çıkar.
Bu bölümde size DAP'ın ilkelerini tanıtmak istiyoruz. Teoride bunlardan bazıları insana çok karmaşık ve kafa ka*rıştırıcı gelir. Ancak doğal aile planlaması sabır ve disiplin ister. Bu yalnızca "yaparak öğrenilen," yani sürekli alıştır*ma gerektiren bir yöntemdir. O nedenle, doğal korunma isteyen her kadına, bu konuda bir kadın doktorundan ay*rıntılı bilgi almasını ya da bir doğal aile planlaması merke*zine başvurmasını öneririz, en iyisi de bu başvuruyu eşiyle birlikte yapmasıdır.
http://www.yasamoyunu.net/hamilelik_tup_bebek_dogum/30652-dogal_aile_planlamasi_yontemleri.html
Kadının kendi doğurganlığıyla her gün ilgilenmesi sa*yesinde cinsellik de başka bir önem kazanır. Birçok çift için bu, aile planlaması konusunu (tekrar) birlikte ele alma şansıdır. Doğal aile planlaması bir süreçtir ve bunun başa*rısı eşlerin uyumlu bir işbirliği içinde olmasına bağlıdır.
Doğal aile planlaması yöntemleriyle korunmak isteyen*ler, duruma göre her gün, korunma ile çocuk isteği arasın*da bocalama yaşar. İki partnerden sadece biri korunmada ısrar edip diğeri çocuk istiyorsa, döllenmeye elverişsiz gün*lerin "yanlış" hesaplanma ya da döllenmeye elverişli gün*lerde korunmanın "unutulma" tehlikesi, her iki eşin de ko*runmadan yana olmasına kıyasla elbette daha büyük olur.
Son olarak, dini inançları korunma araçlarını yasaklayan kadınlar ve çiftler için de istenmeyen gebelikleri önleme*nin tek yolu doğal aile planlaması yöntemleridir.
Doğal aile planlaması yöntemleri korunma yöntemi de*ğildir. Bunlar yalnızca, bir çevrim içinde döllenmeye elve*rişli (üretken, fertil) ve döllenmeye elverişsiz (üretken ol*mayan, infertil) günleri saptama olanağını sağlar. Asıl ko*runma yöntemi, üretken günlerde cinsel ilişkide bulunma*maktan ya da başka bir korunma aracı kullanmaktan iba*rettir (prezervatif, diyafram ve portio başlığı).
Doğal korunma yöntemleri
Size göre cinsellik, yalnızca sizinle partneri*niz arasındaki mahremiyetin içinde olup bi*ten, dünyanın en doğal şeylerinden biri. Ai*le planlamasını da bizzat ele alıyorsunuz. Bu alanda doktor tavsiyesini ya da kontrolü*nü reddediyorsunuz. Gerçi korunmak isti*yorsunuz ama bedensel süreçlere müdahale edilmesine karşısınız. O nedenle, er ya da geç beklenmedik bir anda gebe kalma ola*sılığını göze alıyorsunuz.
Belki de yıllarca "doktorlarca yönlendirilen korunma araçlarıyla" (hap ya da spiral gibi) korundunuz, şu anda ise içtenliğe ve güve*ne dayalı bir ilişki yaşıyorsunuz ve bu, ge*belikten korunmayı da birlikteliğin bir par*çası haline getiriyor, o nedenle de korun*maya rağmen bir bebek olursa onu sevinçle karşılarsınız.
Ya da belki dinsel inançlarınız, hangi yön*temle olursa olsun gebeliği önlemeyi yasak*lıyor.
Bu söylenenlere uyan kadınlar için hormon ya da spiral söz konusu değildir, onlar doğal aile planlaması (kısaca DAP) yöntemlerini benimsemelidir.
Vücut sıcaklığını ölçme, rahim boynu mu*kozasının durumunu belirleme ve rahim ağ*zını yoklama yoluyla, âdet çevrimi sırasın*daki döllenmeye elverişli olan ve olmayan günler saptanabilir. Üretken günlerde cinsel ilişkiden tamamen uzak mı duracağınız, yoksa prezervatif ve/veya diyafram mı kulla*nacağınız size kalmış bir şeydir.
Daha sonra siz ve eşiniz çocuk isterseniz, döllenmeye en elverişli zamanı saptamak için aynı yöntemleri kullanabilirsiniz.
Tüm DAP yöntemleri ilkesel olarak her yaştaki her ka*dın tarafından uygulanabilir. Yeter ki âdet çevrimi düzgün olsun, kadın her gün doğurganlığıyla ilgilenme disiplinini göstersin, çevrimin birkaç gününde cinsel ilişkiden vaz*geçmeye, başka cinsel ifade biçimleri seçmeye ya da bari-yer yöntemleriyle korunmaya hazır olsun.
DAP'ın İlkeleri
Dişinin doğurganlığını cinsiyet hormonlarındaki çevrimsel değişiklikler yönlendirir. Hormon derişikliğindeki değişik*likler bedenin açık seçik işaretler vermesine yol açar. Bun*ların en göze çarpanı, bir çevrimin sona erdiğini ve bir ye*nisinin başladığını gösteren aybaşı kanamasıdır. Daha az göze çarpan, ama ölçülebilen ya da öznel olarak yorumlanabilen işaretler, ikincil doğurganlık belirtileri denen vü*cut sıcaklığı, rahim boynunda mukoza pıhtısı yapısı, rahim ağzının konumu ve sıkılığıdır. Bu işaretlerden biri veya birkaçı her gün saptanıp kaydedildiğinde, üretken olan ve olmayan günleri gösteren bir eğri ortaya çıkar.
Bu bölümde size DAP'ın ilkelerini tanıtmak istiyoruz. Teoride bunlardan bazıları insana çok karmaşık ve kafa ka*rıştırıcı gelir. Ancak doğal aile planlaması sabır ve disiplin ister. Bu yalnızca "yaparak öğrenilen," yani sürekli alıştır*ma gerektiren bir yöntemdir. O nedenle, doğal korunma isteyen her kadına, bu konuda bir kadın doktorundan ay*rıntılı bilgi almasını ya da bir doğal aile planlaması merke*zine başvurmasını öneririz, en iyisi de bu başvuruyu eşiyle birlikte yapmasıdır.
http://www.yasamoyunu.net/hamilelik_tup_bebek_dogum/30652-dogal_aile_planlamasi_yontemleri.html
Bebek , Baby,türkçe,Bakımı , Beslenmesi ,Sağlığı
aile planlaması,
doğal,
doğum kontrolü,
hamilelik,
hormonla korunma,
kontrol yöntemleri,
korunma,
Tüp Bebek,
yöntemleri
27 Eylül 2011 Salı
Yeni tüp bebek merkezleri geliyor
Hem bölgesel hem de sektörel planlamaya gidilmesi amacıyla kamu ve üniversitelerde yeni tüp bebek merkezleri açılacak.
Sağlık Bakanlığı, 24 sağlık bölgesine ayırdığı Türkiye genelinde 30 yeni üremeye yardımcı tedavi merkezi açma kararı aldı.
Sağlık Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Turan Buzgan ve Tedavi Hizmetleri Genel Müdürü İrfan Şencan imzalı yazıda, planlama kararına dayanak oluşturan ''Üremeye Yardımcı Tedavi Uygulamaları ve Üremeye Yardımcı Tedavi Merkezleri Hakkında Yönetmelik''in 7'nci maddesinin 1'inci fıkrası anımsatıldı.
Sağlık Bakanlığı, 24 sağlık bölgesine ayırdığı Türkiye genelinde 30 yeni üremeye yardımcı tedavi merkezi açma kararı aldı.
Sağlık Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Turan Buzgan ve Tedavi Hizmetleri Genel Müdürü İrfan Şencan imzalı yazıda, planlama kararına dayanak oluşturan ''Üremeye Yardımcı Tedavi Uygulamaları ve Üremeye Yardımcı Tedavi Merkezleri Hakkında Yönetmelik''in 7'nci maddesinin 1'inci fıkrası anımsatıldı.
Bebek , Baby,türkçe,Bakımı , Beslenmesi ,Sağlığı
merkezleri,
Tüp Bebek
26 Ağustos 2011 Cuma
Tüp bebek nedir, kimlere uygulanır?
Tüp bebek nedir, kimlere uygulanır?
Hayatımıza son 30 yılda giren ve bizim için hızla sıradan bir yöntem haline gelen tüp bebek uygulaması nedir ve nasıl yapılır? Sorularınızın cevabını burada bulabilirsiniz.
Tüp bebek uygulamasını kısaca özetlemek gerekirse, kadın ve erkeğe ait üreme hücrelerinin vücut dışı koşullarda döllenme işlemi diyebiliriz.
Bu yöntemde erkek ve kadın üreme hücreleri vücut sıcaklığındaki, uygun bir ortamda 48 saat bekletilir. Bu sürede elde edilen yumurtaların yaklaşık yarısında döllenme oluşur. Bu döllenmiş yumurtalar embriyo (cenin) olarak adlandırılır ve son hedef olan kadın rahmine yerleştirilir.
Embriyolar rahim içerisine rahim ağzından ince bir katater ile yerleştirilir. Bu işlemler sonucu kadınların yaklaşık %50'sinde gebelik oluşur. Ancak bu gebeliklerin bir kısmı düşük ile sonlanır. Tedaviye giren çiftlerin uygulama başına yaklaşık % 40'ında çocukları olur. Bu oran birçok uygulama sonucu % 70 - 80'lere çıkabilir. Geri kalan % 20 - 30'luk grup modern tıbbın bütün olanaklarına rağmen günümüzde çocuk sahibi olamaz.
Tüp bebek yöntemlerinde çeşitli ilaçlarla (Gonal-F, Puregon, Menogon) kadının yumurtalıklarının uyarılması sağlanır. Yumurtalıkların uyarılmasının amacı, embriyo oluşturmaya aday çok sayıda yumurta elde etmek. Çok sayıda embriyonun rahim içine yerleştirilmesinin (embriyo transferi) gebelik şansını artırdığı görüldü (gebelik oranları, bir embriyo yerleştirildiğinde yaklaşık %10, üç embriyo yerleştirildiğinde ise %40 -50 civarında).
Merkezimizde özel durumlar dışında rahim içine üç embriyo yerleştirilir.
Tüp bebek hakkında genel bilgiler
Tüp bebek, klasik yöntemler ile gebe kalamayan kadınlarda uygulanan bir tedavi şekli. Erkek (sperm) ve dişi (yumurta) döl hücrelerinin laboratuvar koşullarında birleştirilmesi sonucunda oluşan embriyoların, rahime transferi ilkesine dayanır. Laboratuvar koşullarında gerçekleştirilen döllenme, kendiliğinden (in vitro fertilizasyon) ya da insan eliyle, tek yumurta içine tek sperm verilmesi ile (mikroenjeksiyon) sağlanır.
Tüp bebek, önceleri enfeksiyon veya cerrahi işlem sonucunda tüplerinde kalıcı hasar oluşan kadınlarda uygulanmaya başlanmış, kısa bir süre sonra ise, kısırlığa yol açan diğer nedenlerin tedavisinde de kullanılır hale gelmiş. Bugün, endometriozis, nedeni açıklanamayan kısırlık olguları ve erkeğe bağlı kısırlıkta, tüp bebek yöntemleri ile başarılı sonuçlar alınır.
Özellikle son yıllarda uygulanmaya başlanan mikroenjeksiyon, sperm sayısının çok düşük olması ve hatta menisinde hiç sperm olmamasına karşın, testisinde sperm bulunan erkeklerin tedavisinde bir devrim olarak nitelendiriliyor.
Hayatımıza son 30 yılda giren ve bizim için hızla sıradan bir yöntem haline gelen tüp bebek uygulaması nedir ve nasıl yapılır? Sorularınızın cevabını burada bulabilirsiniz.
Bu yöntemde erkek ve kadın üreme hücreleri vücut sıcaklığındaki, uygun bir ortamda 48 saat bekletilir. Bu sürede elde edilen yumurtaların yaklaşık yarısında döllenme oluşur. Bu döllenmiş yumurtalar embriyo (cenin) olarak adlandırılır ve son hedef olan kadın rahmine yerleştirilir.
Embriyolar rahim içerisine rahim ağzından ince bir katater ile yerleştirilir. Bu işlemler sonucu kadınların yaklaşık %50'sinde gebelik oluşur. Ancak bu gebeliklerin bir kısmı düşük ile sonlanır. Tedaviye giren çiftlerin uygulama başına yaklaşık % 40'ında çocukları olur. Bu oran birçok uygulama sonucu % 70 - 80'lere çıkabilir. Geri kalan % 20 - 30'luk grup modern tıbbın bütün olanaklarına rağmen günümüzde çocuk sahibi olamaz.
Tüp bebek yöntemlerinde çeşitli ilaçlarla (Gonal-F, Puregon, Menogon) kadının yumurtalıklarının uyarılması sağlanır. Yumurtalıkların uyarılmasının amacı, embriyo oluşturmaya aday çok sayıda yumurta elde etmek. Çok sayıda embriyonun rahim içine yerleştirilmesinin (embriyo transferi) gebelik şansını artırdığı görüldü (gebelik oranları, bir embriyo yerleştirildiğinde yaklaşık %10, üç embriyo yerleştirildiğinde ise %40 -50 civarında).
Merkezimizde özel durumlar dışında rahim içine üç embriyo yerleştirilir.
Tüp bebek hakkında genel bilgiler
Tüp bebek, klasik yöntemler ile gebe kalamayan kadınlarda uygulanan bir tedavi şekli. Erkek (sperm) ve dişi (yumurta) döl hücrelerinin laboratuvar koşullarında birleştirilmesi sonucunda oluşan embriyoların, rahime transferi ilkesine dayanır. Laboratuvar koşullarında gerçekleştirilen döllenme, kendiliğinden (in vitro fertilizasyon) ya da insan eliyle, tek yumurta içine tek sperm verilmesi ile (mikroenjeksiyon) sağlanır.
Tüp bebek, önceleri enfeksiyon veya cerrahi işlem sonucunda tüplerinde kalıcı hasar oluşan kadınlarda uygulanmaya başlanmış, kısa bir süre sonra ise, kısırlığa yol açan diğer nedenlerin tedavisinde de kullanılır hale gelmiş. Bugün, endometriozis, nedeni açıklanamayan kısırlık olguları ve erkeğe bağlı kısırlıkta, tüp bebek yöntemleri ile başarılı sonuçlar alınır.
Özellikle son yıllarda uygulanmaya başlanan mikroenjeksiyon, sperm sayısının çok düşük olması ve hatta menisinde hiç sperm olmamasına karşın, testisinde sperm bulunan erkeklerin tedavisinde bir devrim olarak nitelendiriliyor.
Bebek , Baby,türkçe,Bakımı , Beslenmesi ,Sağlığı
kimlere uygulanır,
nedir,
Tüp Bebek
8 Ağustos 2011 Pazartesi
Tüp Bebek yapacaksanız Plastik ürünlere dikkat
"Plastik ürünlere dikkat"
Uzmanlar, özellikle tüp bebek tedavisi gören kadınları platik ürünlerin kullanımı konusunda uyarıyor.
Memorial Antalya Hastanesi Tüp Bebek Merkezi Sorumlusu Op. Dr. Batu Aydınuraz ve Laboratuvar Şefi Biyolog Doktor Enver Kerem Dirican, plastiklerde bulunan “Bisfenol-A”nın tüp bebek tedavisi üzerindeki etkileri hakkında bilgi verdi.
“Yumurta sayısında azalmaya yol açabilir!”
Mutfaklarımızda yaygın bir şekilde kullanılan plastik ürünlerin pek çoğunda karşımıza çıkan “Bisfenol-A”, endokrin sistemi olarak adlandırılan iç salgı sistemini bozucu özelliğe sahiptir. Bisfenol-A, üreme hormonlarının etkisini taklit etmekte ve vücudumuzun doğal hormonlarının yerine geçer. Yapılan araştırmalar, tüp bebek tedavisi gören kadınların kanlarında bu maddenin yüksek çıkması halinde döllenme yüzdelerinin ciddi oranda düştüğünü gösteriyor.
Fareler üzerinde yapılan araştırmalara göre Bisfenol-A DNA’yı etkiliyor ve etkilenen genler yavru farelere de aktarılıyor. Ayrıca fare yumurtalıklarını da etkileyerek, üretilen yumurta sayısının azalmasına yol açan Bisfenol-A, insanlar üzerinde benzer etkilere sahip. Bisfenol-A, tıpkı farelerde olduğu gibi, tüp bebek tedavisi gören kadınlarda yumurta sayısında azalmaya yol açıyor.
Isıtılan plastik kaplar yumurta kalitenizi düşürebilir
Plastik ürünlerde bulunan Bisfenol-A’nın, kadınların yumurta sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerini en aza indirmek için plastik kapların bilinçli kullanımı büyük önem taşıyor.
Çocuk isteyen anne adaylarının, özellikle tüp bebek tedavisi gören kadınların, alabileceği önlemler şöyle sıralanabilir;
• Yiyecek-içecek saklamak amacıyla kullanılan kaplarda plastik malzemeler yerine cam ürünler tercih edilmeli
• Özellikle gıda saklanan plastik kaplar ısıtılmamalı
• Sıcak gıdalar plastik kaplara yerleştirilmemeli
• Isıtılan plastik ürünlerdeki Bisfenol-A’nın gıdaya geçişi artığından, bu tür plastik ürünler mikrodalga fırınlarda, ısıtmak ve pişirmek amaçlarıyla kesinlikle kullanılmamalıdır.
******************************* Bebek Bakımı - Bebek Beslenmesi - Bebek Sağlığı Hamilelik - Tüp Bebek - Doğum -- Çocuk Eğitimi çocuk gelisimi, Çocuk Psikolojisi
Bebek , Baby,türkçe,Bakımı , Beslenmesi ,Sağlığı
Bisfenol-A,
Plastik,
Tüp Bebek
4 Haziran 2011 Cumartesi
Yapay rahimle gebelik
Tekrarlayan tüp bebek tedavilerine rağmen gebelik elde edilemeyen çiftlerde ''Endometrial ko-kültür (yapay rahim uygulaması)'' yeni bir umut kaynağı oluyor.
Hamilelik- Ankara Üniversitesi (AÜ) Tıp Fakültesinde uygulanan ve ''Endometrial ko-kültür'' adı verilen yeni yöntemle, daha önce 4 kez farklı tüp bebek uygulamalara rağmen gebelik elde edilemeyen 38 yaşındaki bir hastada ikiz gebelik elde edildi. AÜ Tıp Fakültesinde uygulanan yöntemle 3. kez ko-kültür ile gebelik elde edildi.
AÜ Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Murat Sönmezer yaptığı açıklamada, halk arasında kısırlık olarak bilinen ''infertilite'' sorununda sağlıklı gebelik elde edilebilmesi için çok ciddi bilimsel çalışmalar yapıldığını ve yeni yöntemler denendiğini söyledi.
AÜ Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Murat Sönmezer yaptığı açıklamada, halk arasında kısırlık olarak bilinen ''infertilite'' sorununda sağlıklı gebelik elde edilebilmesi için çok ciddi bilimsel çalışmalar yapıldığını ve yeni yöntemler denendiğini söyledi.
Bebek , Baby,türkçe,Bakımı , Beslenmesi ,Sağlığı
Doğum,
Gebelik,
hamilelik,
rahimle,
Tüp Bebek,
yapay
22 Nisan 2011 Cuma
Hamileliği riske atan 3 durum
Günümüzde pek çok hamilelik sorunsuz bir şekilde tamamlanıyor ve anne bebeğini kucağına almanın mutluluğunu yaşıyor. Ancak bazı riskli durumlar var ki hem bebeğin hem de annenin sağlığını tehdit ediyor, hatta ölümlerine bile neden olabiliyor.
Hamilelikte yüksek risk oluşturan sorunlar anne adayında önceden var olabileceği gibi, hamilelikte de ortaya çıkabiliyor. Neyse ki anne adayına ait sağlık sorunlarına erken tanı konulduğu takdirde hamilelik sağlıklı bir şekilde sürebiliyor. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Derya Eroğlu, hamilelikteki en riskli 3 durumu ve çözüm yollarını şöyle özetliyor:
1. Hamileliğe bağlı diyabet
Bebek , Baby,türkçe,Bakımı , Beslenmesi ,Sağlığı
annelik,
atan,
Doğum,
durum,
Gebelik,
hamileliği,
hamilelik,
riske,
Tüp Bebek
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)