Sayfalar

İzleyiciler

Bebek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Bebek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Nisan 2016 Cuma

Anne Sütü Nasıl Kesilir, Bebek Anne Sütünden Nasıl Ayrılır?

Bebeğinizi memeden kesmek diğer tüm bakımlar gibi gözünüzde büyüyebilir, ama aslında bu işleme çoktan katı gıda ve ek besinlere geçim döneminde başladınız. Memeden kesmek temel olarak iki ana devreden oluşur.

Bebeği anne sütünden ayırmak için yapılması gerekenler

Bebeği anne sütünden kesmekMemeden emmeye devam eden bir bebeği birden sütü bıraktırıp bardak yada biberona alıştıramazsınız. Dolayısıyla tamamen sütten kesmeyi planladığınızda çalışmalara çok önce başlamalısınız. Eğer önceden bebeği bardak yada biberon ile tanıştırmadıysanız memeden kesmek çok daha zor ve yavaş olabilir. Bazı durumlarda bebeğin sizden kopmasını sağlamak için özellikle fazla vaktiniz yoksa bir emzirmeyi atlayıp bebeği aç bırakmanız gerekebilir. Bu işlemi üç dört gün tekrarlarsınız ve sadece alternatif olarak seçtiğiniz beslenme türünü ona sunarsınız. İnatçı bebekler değişimi başlangıçta kabullenmekte zorlanabilir, fakat hepsi sonunda alışır. İlk 6 aydan önce bardak yada biberonla kendi sütünüzü ona sunabilir yada mama yada süt verebilirsiniz. Bu zamandan sonra bebeğinize sulandırılmış inek sütü veya meyve suyu da verebilirsiniz. Bu besinleri babasının elinden de almaya başladığı zaman artık bebek beslenme dönemine geçim için uygun zamandadır.

Memeden kesme nasıl uygulanmalıdır

Bebek kendiliğinden emmeyi bırakmazsa yavaş yavaş alıştırarak sütten kesilmelidir.
Süt yapımındaki arz-talep düzenini tersine çalıştırmalı ve birkaç hafta içinda yavaş yavaş azaltmalısınız.

18 Mart 2016 Cuma

Rs virüsü, daha çok bebek ve çocukları etkileyen tehlikeli bir virüstür.

Rs virüsü, daha çok bebek ve çocukları etkileyen, solunum yolları ile bulaşan çok tehlikeli bir virüstür. Dünya Sağlık Örgütünün verilerine göre, dünyada her yıl 400 bin bebek Respiratuar Sinsityal Virüsü nedeniyle hayatını kaybetmektedir.

Rs virüsü RSV hastalığı yenidoğan bebekler
Türkiye’de özellikle, Ekim ve Mayıs ayları arasında etkin olan RSV, erken yaş grubundaki bebekler, prematüre bebekler, doğumsal kalp hastalığı olanlar, bağışıklık sorunu olanları ve sinir-kas sistemi hastalığı olanları daha çok etkilemektedir. Virüs solunum yolları ile bulaşarak alt solunum yolları enfeksiyonu oluşturmaktadır. Türkiye’de ise her yıl 30 bin kişi RS virüsü nedeniyle hayatını kaybetmektedir.
Özellikle bebekleri ve çocukları etkileyen bu virüsü, Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Yenidoğan Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Eren Özek’e sorduk.


RS Virüsü Nedir?
Respiratuvar Sinsisyal Virüs( RSV), erken çocukluk döneminde solunum yollarının önemli bir patojenidir. Damlacık yolu ile ve hasta kişilerin salgılarıyla temas sonucu bulaşır. Bir yaşın altındaki çocuklarda görülen akut bronşiolit ve zatürrenin en önemli nedenidir. İki yaşına

26 Nisan 2014 Cumartesi

Ailelere Prematüre Bebek Travması yaşatmayacak tavsiyeler!



Prematüre,Bebek,Travması,uzman,tavsiyeler,sağlık,yaşam,psikoloji,sevgiUzmanından ailelere Prematüre Bebek Travması yaşatmayacak tavsiyeler!

Dünyaya erken gelen bebeklerin ailelerinin hayatlarına şok, kızgınlık, suçluluk, acizlik gibi birçok duyguyla girdiğini ve bu durumun özellikle annelerde travmatik bir sürece neden olduğuna dikkat çeken Uzman Psikolojik Danışman Belin Güner Nas, bu süreci atlatabilmeleri için ailelere şu tavsiyede bulundu: “Aynı deneyimi yaşayan anne-babalarla konuşun, yardıma ihtiyaç duyduğunuzda yardım almaktan çekinmeyin ve duygularınızla yüzleşin…”
Prematüre yani zamanından önce doğan bebeklerin annelerinde travmatik bir sürece neden olduğuna dikkat çeken uzmanlar, ailelere bu durumu daha rahat aşabilmeleri için, aynı deneyimi yaşayan anne-babalarla  konuşmaları tavsiyesinde bulundu.

25 Nisan 2014 Cuma

Anne sütünün bir faydası daha...


Anne sütünün bir faydası daha bulundu.

anne,sütü,bebek,çocuk,sağlık,beslenme,biyoloji,kalp-damar hastalıklarıAnne sütünün, kalp-damar hastalıkları riskini de azaltabileceği belirlendi.

Amerikalı bilim adamlarının araştırması, anne sütü alanların kalp damar hastalıklarına bağlı kronik inflamasyon riskini azaltabileceğini ortaya koydu. 24-32 yaşındaki yaklaşık 7 bin kişinin katıldığı araştırmada, kısa süre anne sütü alanların kanında inflamasyonun göstergesi olan CRP proteininin yüksek olduğu görüldü.
Bilim adamları, 3-12 ay anne sütü alanlarda CRP oranının anne sütü almayanlara göre yüzde 20-30 az olduğunu vurgulayarak anne sütünün CRP oranını azaltmada bazı ilaçlarla aynı, hatta bazen daha yüksek etkiye sahip olduğuna dikkati çekti.
Araştırmanın sonuçları, ''Proceedings of the Royal Society B'' dergisinde yayımlandı.

******************************* Bebek Bakımı - Bebek Beslenmesi - Bebek Sağlığı Hamilelik - Tüp Bebek - Doğum -- Çocuk Eğitimi çocuk gelisimi, Çocuk Psikolojisi

Hamile kadınların balık tüketmemesi gerekiyor.


Gebelikte balık tüketiminin zararlı olabileceği belirlendi.
Gebelik,hamile,kadın,beslenme,balık,yemek,zararlı,sağlık,bebekKanada’da yapılan bir araştırmaya göre, bebeklerin zarar görmemesi için hamile kadınların balık tüketmemesi gerekiyor.

Kanadalı bilim insanlarının araştırması, bebeklerin kalıcı organik kirletici maddelerden zarar görme riskini azaltmak için anne adaylarının balıktan kaçınması gerektiğini ortaya koydu.
Toronto Üniversitesi'nden bilim insanları gebelikten hemen önce ya da gebeliğin başında balık tüketmeyi bırakan kadınların çocuklarının bu maddeleri alma riskinin yüzde 10-15 azaldığı saptandı.

5 Kasım 2013 Salı

Ninniler, 'ağrı kesici' etkisi yapıyor


Ninnilerin, bebeklerin uyumasına yardımcı olmanın yanı sıra, 'ağrı kesici' etkisi yaptığı belirlendi.
İngiltere'deki Great Ormond Street Hospital hastanesinde yaklaşık 20 yıldır müzik terapisi uygulayan Dr. Nick Pickett ve ekibi, ninniler üzerine bir araştırma yaptı.

18 Temmuz 2012 Çarşamba

Biberon ve emzik kullanım süresine kadardır?

Biberon ve emzik kullanımına dikkat!

Biberon ve emziğin uzun süre kullanılması, büyüme ve gelişme dönemindeki çocukların damak yapısında bozulmalara yol açıyor.
Selçuk Üniversitesi (SÜ) Diş Hekimliği Fakültesi Ağız Diş ve Çene Cerrahisi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ercan Durmuş, çocuklara erken yaşlarda kişisel ağız bakımı alışkanlığının kazandırılması gerektiğini söyledi.

17 Aralık 2011 Cumartesi

Hafızanın zekası!

Bebeğin hafızasındaki şefkat izi, 20 yıl sonraki romantik ilişkiyi belirliyor.

Sevilen kişiye duyulan güven, aşk ve sorunları çözme becerisinin sanılandan çok önce, bebekken şekillendiği belirlendi.

ABD’nin Minnesota Üniversitesi’nden Dr. Jeffry A. Simpson, 12-18 aylıkken anneyle ilgili deneyimlerin kişilerin 20 yıl sonra romantik ilişkilerindeki tutumlarına ışık tuttuğunu belirtti. Simpson, kendisine nasıl davranıldığının, ne kadar şefkat görüp sevildiğinin, farkında olmadan, bebeğin “hafızasında yer ettiğini’’ vurguladı.

23 Kasım 2011 Çarşamba

Rs virüsü, daha çok bebek ve çocukları etkiliyor

Çocuklarınızı RS Virüsüne Karşı Koruyun!
Rs virüsü, daha çok bebek ve çocukları etkileyen, solunum yolları ile bulaşan çok tehlikeli bir virüstür. Dünya Sağlık Örgütünün verilerine göre, dünyada her yıl 400 bin bebek Respiratuar Sinsityal Virüsü nedeniyle hayatını kaybetmektedir.
Türkiye'de özellikle, Ekim ve Mayıs ayları arasında etkin olan RSV, erken yaş grubundaki bebekler, prematüre bebekler, doğumsal kalp hastalığı olanlar, bağışıklık sorunu olanları ve sinir-kas sistemi hastalığı olanları daha çok etkilemektedir. Virüs solunum yolları ile bulaşarak alt solunum yolları enfeksiyonu oluşturmaktadır. Türkiye’de ise her yıl 30 bin kişi RS virüsü nedeniyle hayatını

5 Kasım 2011 Cumartesi

Emzirmenin anneye faydası..

ABD'de yapılan bir araştırma, bebeklerini en az 6 ay emziren kadınların ileriki yaşlarda yüksek tansiyon sorunuyla karşılaşma riskinin azaldığını gösterdi.

Kuzey Carolina Üniversitesinden Alison Stuebe başkanlığındaki ekibin, Amerikalı 56 bin kadar çocuklu kadın üzerinde 14 yıllık dönemi kapsayan araştırması, American Journal of Epidemiology adlı bilimsel dergide yayımlandı.

21 Ekim 2011 Cuma

Bebeklerde Vitamin, Bebek İçin Vitamin Önemi

Bebeklerde Vitamin, Bebek İçin Vitamin Önemi

Vitaminler vücudun az miktarda gereksinimi olan, ama onsuz yapamadığı çok değerli maddelerden biridir. Vitaminin önemi her geçen gün artmaktadır ve bilim adamları yeniden yeni vitaminler bulmaktadırlar.

Vitaminlerin hemen hepsi dışardan alınır. Beslenmede bu noktaya dikkat

Kime aşılama, kime tüp bebek?

Kime aşılama, kime tüp bebek?

Kısırlık denince akla gelen ilk tedavi yöntemi tüp bebek oluyor. Devreye giren bir başka seçenek ise aşılama. Buradaki önemli nokta ise kime hangi yöntemin uygulanacağına karar vermek.
Değişen yaşam koşulları, çevre kirliliği, stres faktörleri, kadınların meslek sahibi olmak için anne olmayı ileri yaşlara bırakmaları kısırlığın giderek daha fazla görünen bir sorun olmasına neden oluyor.

Toplumda görülme oranı yüzde 15 olan kısırlık tedavisinde tüp bebek seçeneğine gelinceye kadar şartların uygunluğu doğrultusunda farklı tedavi yöntemlerinin de denenmesi gerekiyor. Bu noktada ilk akla gelen sorular; kime aşılama, kime tüp bebek yönteminin uygulanacağı ve tüp bebek vakalarının nasıl seçileceği. Bu soruların cevabını Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Ebru Öztürk veriyor.

Ntv'nin haberine göre, kadının doğurganlığının yaşa bağlı olduğunu vurgulayan Uzm. Dr. Ebru Öztürk, 35 yaşın altında bir kadının daha önce kadın hastalıkları nedeniyle ciddi bir ameliyat ya da enfeksiyon geçirmemesi ve eşinin önemli boyutta bir sperm sorununun olmaması kaydıyla, düzenli bir ilişkiyle bir ayda gebe kalma ihtimalinin yüzde 25 olduğunu belirtiyor.

Dr. Öztürk, “Bu oran, bir yılın sonunda yüzde 85’e ulaşıyor. Bu nedenle, 35 yaşından küçük bir kadına kısırlık tedavisine başlamadan önce bir yıl beklemek gerekiyor. Ancak yaşı 35’in üzerinde ise bekleme süresini 7-8 ay ile sınırlamak mümkün” diye konuşuyor. Bebek sahibi olamadıkları şikâyetiyle başvuran çiftlerin hekim tarafından yapılan ilk değerlendirmeleri önem taşıyor. Dikkatli bir öykü alımı, genital muayene, hormon profili, semen analizi ve rahim filmi sonuçlarından sonra elde edilen bilgiler çiftle paylaşılıyor. Kadın ya da erkekte bir sorun olmamasına karşın çiftlerin yüzde 15’inin bebek sahibi olamadıklarına dikkat çeken Dr. Ebru Öztürk, “Görünürde bir nedeni olmayan bu durum, ‘nedeni bilinmeyen kısırlık’ olarak tanımlanıyor. Ancak yapılan testlerde kısırlık nedeni ortaya konmuşsa, tedavi nedene yönelik olarak şekilleniyor” diyor.

Yaş ve evlilik süresi önemli

Tedavideki en önemli parametre kadının yaşı ve evlilik süresi oluyor. Kadın genç ve yeni evliyse, yapılan testlerde de çok önemli bir sorun görülmemişse, hekimlerin ilk önerisi yumurtlama takibi ve zamanlanmış ilişki oluyor. Adetin ikinci ya da üçüncü günü muayene edilen kadına, yumurtlama takibinde kullanılan bazı hormonal iğneler veriliyor ve bu sayede yumurta gelişimi izleniyor. Yumurtalar istenen büyüklüğe ulaştığında çatlatma iğnesi verilerek 24. ve 48. saatlerde ilişkiye girilmesi öneriliyor. Buna da “zamanlanmış ilişki” deniyor. Ancak birkaç kez denendiği halde zamanlanmış ilişki ile gebe kalınamıyorsa veya erkekte de sorun varsa, tercih edilen tedavi yöntemi aşılama oluyor.

Dr. Öztürk, aşılama yöntemine ilişkin ayrıntıları şöyle anlatıyor: “Kadına ait bir sorun bulunmuyorsa, hekimler için önemli olan erkeğin sperm hareketliliği oluyor. Yapılan semen analizinde toplam ileri doğru hızlı hareketli sperm sayısına bakılıyor. Eğer bu sayı üç milyonun üzerindeyse, çiftin aşılamadaki şansının yüksek olduğu düşünülüyor. Bu durumda kadının hamile kalma şansı yüzde 15 civarında gerçekleşiyor. Ancak kadının tüplerinden birinin kapalı olması veya yaşının ilerlemiş olması durumlarında başarı şansı azalıyor.”

Kimlere aşılama yapılıyor?
Aşılama söz konusu olduğunda gebe kalma ihtimalinin çok yüksek olduğu düşünülse de, başarı oranı aslında yüzde 15 seviyesinde gerçekleşiyor. Bu oranı duyan çiftlerin hayal kırıklığına uğradığını söyleyen Dr. Ebru Öztürk, tedavinin adım adım ilerlemesi gerektiğinin altını çiziyor. Süreç hakkında bilgilendirilen çiftler aşılama tedavisi uygulanmasını istiyorsa, kadın adetin ikinci ya da üçüncü günü muayene ediliyor. Rahminde bir sorun yoksa tıpkı zamanlanmış ilişki yönteminde olduğu gibi hormon iğneleri kullanılarak yumurtalıklar uyarılıyor ve yumurta takibi başlıyor. 10-12 günlük sürenin ardından yumurta çatlatma iğnesi yapılıyor.
36 saat sonra da laboratuar ortamında hazırlanmış olan spermler bir kanül yardımıyla rahmin içine yerleştiriliyor. Buradaki amaç, daha hareketli sperm konsantrasyonunun rahim içine yerleştirilerek spermin doğru zamanda yumurtaya yakın bir mesafeye ulaşmasını sağlamak oluyor. Dr. Öztürk, aşılama işlemi sırasında spermin rahme bırakılmasından sonra spermin yumurtayı bulması ve döllemesi konusunda hiçbir müdahale yapılmadığını, başarılı olunmaması durumunda ise işlemin tekrarlanmasının mümkün olduğunu belirtiyor. Dr. Ebru Öztürk ayrıca, “İki uygulamadan sonra işlemi tekrarlamak için ısrarcı olmak zaman ve kaynak kaybı oluyor. Bu sürecin yarattığı hayal kırıklığının çiftleri psikolojik olarak da çok yıprattığını unutmamak gerekiyor” diyor.

Tüp bebek uygulamasının zamanlaması

Erkekteki sperm sorununun ciddi boyutta olduğu kimi durumlarda aşılama tedavisi denenmeden doğrudan tüp bebek uygulamasına geçilebiliyor. Ayrıca kadının tüplerinde tıkanıklık, ilerlemiş yaş ve yumurtalık rezervinin düşük olduğu durumlarda da, diğer tedaviler uygulanmadan tüp bebek tedavisine geçiliyor. Kısırlık tedavisinin sabır gerektirdiğini ve çiftlere bunun mutlaka anlatılması gerektiğinin altını çizen Dr. Ebru Öztürk, sözlerine şöyle devam ediyor:

“Tüp bebek uygulamasında da, aşılamaya benzer bir süreç yaşanıyor. Ancak dölleme işlemi laboratuvar ortamında gerçekleşiyor. Adetin ikinci ya da üçüncü günü yapılan hormon iğneleri ile yumurta takibi başlıyor. 10-12 günlük sürenin ardından olgunlaştırıcı iğne yapılıyor. Bundan 35 saat sonra da anestezi altında yumurta toplama işlemi gerçekleştiriliyor. Aynı gün toplanan yumurtalar laboratuarda mikroenjeksiyon yöntemi kullanılarak spermle birleştiriliyor. Döllenen embriyolar laboratuarda inkübatör denilen cihazların içinde iki ila beş gün bekletiliyor. Ardından en uygunu seçilerek rahme yerleştiriliyor.”

Tüp bebek uygulamasının kadın için “hareketsiz bir yaşam” anlamına gelmediğini özellikle belirten Dr. Öztürk, “Biz sadece yumurta toplama ve embriyo transferi yapılan günlerde kadının dinlenmesini ve ağır işlerden kaçınmasını öneriyoruz. Sonraki dönemde ise hayatına eskisi gibi devam edebiliyor” diyor.

Örnek verilen yerin hijyeni önemli

Kısırlık tedavisinde başarı için spermin çok steril koşullarda alınması gerekiyor. Laboratuar koşullarının kişinin rahat edeceği şekilde düzenlenmiş olmasının önemine değinen Biyolog Ufuk Kutlu, “Rahmin içine enjekte edilecek spermlerin en iyileri olması gerekiyor. Biz bu spermleri hem hareketliliklerine hem de morfolojilerine göre seçiyoruz. Öncelikle bir eleme sisteminden geçirilen spermlerden morfolojisi bozuk olanlar ayrılıyor, daha sonra da en hızlı spermler seçiliyor. Onları toplayıp uygun koşullarda hekimlere teslim ediyoruz” diyor.

Sperm sayısı 3 milyonun üzerinde olmalı

Semen analizi üç ya da dört günlük cinsel perhizden sonra yapılıyor. Bu analizden başarılı sonuçlar elde edilmesi için kişinin alkol almaması, hasta olmaması ve antibiyotik kullanmaması gerekiyor. Verilen örnekte spermin sayısına, mililitredeki konsantrasyonuna ve hareketlilik düzeyine bakılıyor. Sperm hareketliliği “ileri doğru hızlı hareketlilik”, “ileri doğru yavaş hareketlilik” ve “yerinde hareketlilik” olarak üçe ayrılıyor. Aşılama yöntemi için total ileri doğru hızlı hareketlilik gösteren sperm sayısının üç milyonun üzerinde olması gerekiyor.
Hamilelik - Tüp Bebek - Doğum Hamilelik,Tüp Bebek,Doğum,Gebelik,Annelik

Tüp bebek nedir, kimlere uygulanır?

Tüp bebek nedir, kimlere uygulanır?

Hayatımıza son 30 yılda giren ve bizim için hızla sıradan bir yöntem haline gelen tüp bebek uygulaması nedir ve nasıl yapılır? Sorularınızın cevabını burada bulabilirsiniz.
Tüp bebek uygulamasını kısaca özetlemek gerekirse, kadın ve erkeğe ait üreme hücrelerinin vücut dışı koşullarda döllenme işlemi diyebiliriz.
Bu yöntemde erkek ve kadın üreme hücreleri vücut sıcaklığındaki, uygun bir ortamda 48 saat bekletilir. Bu sürede elde edilen yumurtaların yaklaşık yarısında döllenme oluşur. Bu döllenmiş yumurtalar embriyo (cenin) olarak adlandırılır ve son hedef olan kadın rahmine yerleştirilir.
Embriyolar rahim içerisine rahim ağzından ince bir katater ile yerleştirilir. Bu işlemler sonucu kadınların yaklaşık %50'sinde gebelik oluşur. Ancak bu gebeliklerin bir kısmı düşük ile sonlanır. Tedaviye giren çiftlerin uygulama başına yaklaşık % 40'ında çocukları olur. Bu oran birçok uygulama sonucu % 70 - 80'lere çıkabilir. Geri kalan % 20 - 30'luk grup modern tıbbın bütün olanaklarına rağmen günümüzde çocuk sahibi olamaz.
Tüp bebek yöntemlerinde çeşitli ilaçlarla (Gonal-F, Puregon, Menogon) kadının yumurtalıklarının uyarılması sağlanır. Yumurtalıkların uyarılmasının amacı, embriyo oluşturmaya aday çok sayıda yumurta elde etmek. Çok sayıda embriyonun rahim içine yerleştirilmesinin (embriyo transferi) gebelik şansını artırdığı görüldü (gebelik oranları, bir embriyo yerleştirildiğinde yaklaşık %10, üç embriyo yerleştirildiğinde ise %40 -50 civarında).
Merkezimizde özel durumlar dışında rahim içine üç embriyo yerleştirilir.
Tüp bebek hakkında genel bilgiler
Tüp bebek, klasik yöntemler ile gebe kalamayan kadınlarda uygulanan bir tedavi şekli. Erkek (sperm) ve dişi (yumurta) döl hücrelerinin laboratuvar koşullarında birleştirilmesi sonucunda oluşan embriyoların, rahime transferi ilkesine dayanır. Laboratuvar koşullarında gerçekleştirilen döllenme, kendiliğinden (in vitro fertilizasyon) ya da insan eliyle, tek yumurta içine tek sperm verilmesi ile (mikroenjeksiyon) sağlanır.
Tüp bebek, önceleri enfeksiyon veya cerrahi işlem sonucunda tüplerinde kalıcı hasar oluşan kadınlarda uygulanmaya başlanmış, kısa bir süre sonra ise, kısırlığa yol açan diğer nedenlerin tedavisinde de kullanılır hale gelmiş. Bugün, endometriozis, nedeni açıklanamayan kısırlık olguları ve erkeğe bağlı kısırlıkta, tüp bebek yöntemleri ile başarılı sonuçlar alınır.
Özellikle son yıllarda uygulanmaya başlanan mikroenjeksiyon, sperm sayısının çok düşük olması ve hatta menisinde hiç sperm olmamasına karşın, testisinde sperm bulunan erkeklerin tedavisinde bir devrim olarak nitelendiriliyor.
Hamilelik - Tüp Bebek - Doğum Hamilelik,Tüp Bebek,Doğum,Gebelik,Annelik

Tüp bebek Tedavisinde Yumurtalık Hiperstimulasyon Sendromu OHSS

Tüp bebek Tedavisinde Yumurtalık Hiperstimulasyon Sendromu OHSS

Bu durum, yumurta gelişimi için folikül uyarıcı hormon (FSH) tedavisi yapılan kadınlarda meydana gelmektedir.
Bazı hastalar, verilen ilaç ve doza aşırı derecede tepki verirler. Çok fazla sayıda yumurta gelişimi sağlanırsa, yumurtalıkların boyutlarının artması ve aşırı uyarılmış olan bu yumurtalıklardan gelen yüksek hormon seviyeleri nedeniyle uyarılmayı izleyen iki hafta içerisinde bazı yan etkiler meydana gelebilir. Bu yan etki ve belirtilerin birleşimine ise "Yumurtalık Hiperstimulasyon Sendromu" (Ovarian hiperstimulasyon sendromu-OHSS) denilmektedir.
OHSS, yumurtalıkların uyarıldığı "ovulasyon induksiyonu" işlemini geçirmiş ve yumurtalar oluşmuş sonrasında da yapay döllenme uygulaması yapılmış hastalarda görülebilir. Ancak, mümkün olduğu kadar çok yumurta oluşumunu sağlamak için yumurtalıkların yüksek dozda uyarıldığı Tüpbebek programlarında bu durum çok daha sıklıkla görülmektedir. Belirgin OHSS' nin IVF programında görülme sıklığı tüm hastaların %5indedir. Belirgin OHSS ile, belirgin problemleri olan ve bu nedenle hastanede tedavi görmeleri gereken hastalar kastedilmektedir.
Tüpbebek programında olan hastaların neredeyse tümü bir şekilde ufak tefek OHSS belirtileri yaşamaktadırlar. Ama bu hastaların çoğunda bu belirtiler normal yaşamı etkilemeyecek düzeyde kontrol altına alınabilmektir.
OHSS'nin BELİRTİLERİ
• Büyümüş yumurtalıklar nedeniyle alt batın bölgesinde gelişen ağrılar,
• Bulantı, kusma ve diyare (ishal), • Akciğerlerde sıvı birikimi nedeniyle nefes darlığı (ağır vakalarda görülebilmektedir),
• Kan pıhtılaşmasında artma nedeniyle damarlarda pıhtı oluşma potansiyeli (ağır vakalarda görülebilmektedir),
• Vücut sıvı ve elektrolit dengesinde belirgin dengesizlikler,
• Ağır vakalarda dehidratasyon (susuz kalma).
HİPERSTİMULASYON NASIL MEYDANA GELMEKTEDİR?
OHSS' nin nedenleri tam olarak tanımlanamamaktadır. Bu sendrom çok seyrek olarak yumurta sayısı normal veya düşük olan kadınlarda görülür.
Ancak genel olarak bu tür etkilerin görülmesi için çok yüksek dozda yumurtalık uyarılması gerçekleştirilmiş olması gereklidir.
Bu sendromun, 10 yumurtadan daha az sayıda yumurta toplanması yapılmış hastalarda görülmesi oldukça nadir rastlanan bir durumdur. Gelişen yumurta sayısının artması ile bu sendromun ortaya çıkma riski artmaktadır.
Yumurtalık ve diğer organlar tarafından salgılanan çeşitli hormonlar ve kimyasallar, vücuttaki küçük kan hücrelerinin geçirgenliğini etkileyebilmektedir. Bu durum, olmaması gereken yerlerde sıvı birikiminin olmasına neden olmaktadır. (örneğin, arterler ve damarlar yerine karın boşluğunda veya deri altındaki dokularda sıvı birikimi olması). Böyle bir durum şişkinlik ve rahatsızlık yaratmaktadır.
Böbreklere giden suyun azalması nedeniyle, daha az idrar oluşmakta ve vücuttaki sodyum ve potasyum dengesi zarar görebilmektedir.
NE ZAMAN DOKTORUNUZA BAŞVURMALISINIZ?
Hiperstimulasyon Sendromu ile ilgili kaygılar yaşıyorsanız ve aşağıdaki belirtilerden herhangi birinden şikayetçi iseniz doktorunuzla iletişim kurmalısınız:
• Hızlı kilo artımıyla birlikte alt karın bölgesinde sürekli bir ağrı nedeniyle uyku problemi çekiyorsanız ve sürekli ağrı kesici kullanmanız gerekiyorsa
• Sürekli bulantı, kusma ve/veya diyare durumunda
• Karın bölgesinde gerginlik (şişme) nedeniyle rahatsızlık ve nefes darlığı çekiyorsanız
• Bir bacakta şişme olması, göğüs ağrısı veya baldırlarda hassasiyet olması durumunda
OHSSin TEDAVİSİ
(a) Hafif Şiddette Hiperstimulasyon
• Hafif Şiddette hiperstimulasyon, karın bölgesinde şiddetli olmayan gerginlik ve ağrı ile karakterize edilir ve genellikle yatak istirahati ve ağrı kesicilerle tedavi edilir.
• Ağızdan sıvı alımı ile vücudun sıvı alması korunur.
• Sık aralıklarla az yemek yenmesi sağlanır.
• Hastanede yatarak tedavi nadiren gerekli olur.
(b) Orta ve Yüksek Şiddette Hiperstimulasyon
Bu düzeyde bir sorun; genellikle gözlem ve yatak istirahatı amacıyla hastanın hastanede yatarak tedavi görmesini gerektirir. Tedavinin diğer öğeleri olarak
• Vücuda sıvı ve protein takviyesi amacıyla damar yolu açılır.
• Enjeksiyonla bulantı ve kusma giderici ilaçlar verilir.
• Kanın aşırı pıhtılaşmasını engellemek amacıyla heparin enjeksiyonu yapılır.
• Elektrolit ve sıvı dengesinin takibi için günlük kan testleri gerçekleştirilir.
• Parasentez. Bu yöntem bir teflon kateter vasıtasıyla karın boşluğunda biriken sıvının alınması işlemine verilen ad olup, ileri seviyede hiperstimulasyonun tedavisinde kullanılan en faydalı tedavilerden biridir. Ultrason altında yapılan nispeten acısız bir işlemdir.
Yüksek şiddette hiperstimulasyon sendromlu hastaların büyük çoğunluğunda bu tedaviyi takip eden birkaç gün içerisinde belirgin iyileşmeler gözlemlenmektedir.
En şiddetli sendrom şikayetleri ile başvuran hastaların bile büyük çoğunluğu 7-10 günlük bir süreçte iyileşmektedirler. Bu sendromun gelişmesi riski, IVF programında düşük dozlu hiperstimulasyon protokollerinin uygulanması ile azaltılabilir. Özellikle polikistik over sendromlu hastalar daha yüksek risk altında olacakları için, IVF programı sırasında bu riski doktorları ile konuşmalıdırlar. OHSS hamile kalma ihtimalinizi azalmayacak olup, genellikle olumlu sonuçlar nedeniyle meydana gelmektedir.
Hamilelik - Tüp Bebek - Doğum Hamilelik,Tüp Bebek,Doğum,Gebelik,Annelik

24 Ağustos 2011 Çarşamba

Amniyon sıvısının azlığı da, çokluğu da bebek için tehlike işareti!

Dokuz ay gün boyunca bebeğin içerisinde bulunduğu ve korunmasını sağlayan amniyon sıvısının miktarının az veya çok olması bebeğin sağlığını olumsuz etkileyebilir. amniyon sıvısı ve amniyosentez hakkındaki tüm sorular

Amniyon sıvısı nedir?

Bebeğin hamilelik boyunca içinde yüzdüğü berrak ve steril sıvıya amiyotik sıvı denir. Bu sıvı anne karnında bir yandan bebeğin rahatça hareket etmesini sağlarken bir yandan da dışarıdan gelebilecek darbe ve enfeksiyonlara karşı korur. Ayrıca 37 derecede sabit kalarak fetüsü yazın sıcaktan, kışın soğuktan korur.

Amniyon sıvısının kaynağı nedir?

Hayatın üçüncü haftasından itibaren embriyonun üstünde çok küçük bir boşluk olarak ortaya çıkar. Kademeli olarak büyüyerek fetüsün etrafındaki su kesesi oluşur. Bu keseyi dolduran amniyotik sıvı esas olarak keseyi oluşturan

13 Ağustos 2011 Cumartesi

Bebeğin damak tadı

 Çocuklarının sebze sevmesini isteyen annelerin, gebeyken bol bol sebze tüketmeleri gerekiyor.

Philedelphia'da yapılan araştırmada, bebeklerin ana rahmindeyken sağlıklı gıdalarla ilgili damak tadı geliştirebileceği belirlendi.
Pediatrics dergisinde yayınlanan çalışmalarında araştırmacılar, tat duygusunun anneden bebeğe amniyo sıvısı yoluyla geçtiğinin saptandığını bildirdi.

12 Ağustos 2011 Cuma

Güzel Bebek Fotoğrafı, Beautiful Baby Photo

güzel bebek fotoğrafı, beautiful baby photo, Ohio

sevimli bebek resmi, cute baby photo

10 Ağustos 2011 Çarşamba

Bebeğin cinsiyeti Kan testiyle belirlenecek

Bebeğin cinsiyetinin anneye yapılan kan testiyle çok daha erken ve büyük oranda kesin olarak belirlenebileceği belirtildi.

Amerikan Tıp Derneğinin dergisinde (JAMA) yayımlanan makaleye imza atan bilimadamları, 3 bin 524 gebeliği kapsayan 57 araştırmayı inceledi.
Bebeğin cinsiyetinin anneye yapılan kan testi sayesinde çok daha erken ve büyük oranda kesin olarak belirlenebileceğini belirten bilimadamları, cinsiyete bağlı genetik anormallik risklerinin amniyosentez yönteminden daha az riskle teşhis edilebileceğini vurguladı.

20 Temmuz 2011 Çarşamba

Bebeğini Emziren Anne Resmi Bebek Emziren Kadın

Bebeğini Emziren Anne Resmi Bebek Emziren Kadın
Anne sütü ilk 6 ayda önemli bebeğin gelişimi için özellikle anneyle bebeği arasındaki bağında kuvvetlenmesi için önem taşıyor.Annemizde bizi aylarca emzirmedimi
Bebek emziren anne



Bebek Emziren Kadın Resimleri, Woman Breastfeeding

Bebeğini Emziren Angelina Jolie Fotoğrafı,Angelina Jolie Breastfeeding Photo

12 Temmuz 2011 Salı

Sigarayı bırakmak için geç değil

İngiltere’de yapılan bir araştırmada, hamileliğin erken dönemlerinde sigarayı bırakan kadınların bebeklerinin doğum kilosunun, hiç sigara içmemiş annelerin bebekleri ile benzer olduğu belirtilerek, aynı zamanda hamileliğin geç dönemlerinde de sigarayı bırakmanın bebeğin doğum kilosunda pozitif bir etki sağladığına dikkat çekiliyor.

Uzmanlar, kadınların hamilelik döneminin hangi aşamasında olursa olsun sigarayı mutlaka bırakmaları konusunda uyarıyor. İngiltere’de yapılan bir araştırmada, hamileliğin erken dönemlerinde sigarayı bırakan kadınların bebeklerinin doğum kilosunun, hiç sigara içmemiş annelerin bebekleri ile benzer olduğu belirtilerek, aynı zamanda hamileliğin geç dönemlerinde de sigarayı bırakmanın bebeğin doğum kilosunda pozitif bir etki sağladığı vurgulanıyor.