Sayfalar

İzleyiciler

nedir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
nedir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Kasım 2011 Pazartesi

Pnömokok Nedir - Nasıl Korunuruz

Çocuğunuzu Pnömokoktan Koruyun!

Pnömokok, bazı bakterilerin neden olduğu, erişkinler de dahil olmak üzere daha çok 5 yaşın altında olan çocukları etkisi altına alan çok tehlikeli bir hastalıktır.
Solunum yolu ile bulaşan, zatürre, menenjit, orta kulak iltihabı, sinüzit ve bakteriyemi gibi hastalıklara neden olan pnömokok, her yıl 1.2 milyon çocuğun ölümüne neden olmaktadır. Erişkinlerde ise daha çok orta kulak ve sinüzitin başlıca nedeni olarak görülmektedir.
Çocuk ölümlerine neden olan bu hastalığı, Amerikan Hastanesi Pediatri Uzmanı Dr. Gülsemin Güloğlu’na sorduk. Kendisine verdiği yanıtlar için çok teşekkür ederiz.

Amerikan Hastanesi Pediatri Uzmanı Dr. Gülsemin Güloğlu cevaplıyor.


Pnomokok küçük çocukları etkisi altına alıyor…

26 Ekim 2011 Çarşamba

Rahim (Dölyatağı) Nedir

Rahim (Dölyatağı) Nedir



Rahim (dölyatağı) nedir?
Dölyatağı veya rahim, pelvisin ortasında bulunan armut biçiminde adaleli bir organdır. Yaklaşık 7,5 santim uzunluğunda, 5 santim genişliğinde ve 2,5 santim kalınlığındadır. Dışında düz bir örtü ortasında kalın adale dokularından bir tabaka bulunmakta ve iç boşluğu endometrium hücreleriyle astarlanmıştır. Rahim boşluğu serviks aracılığı ile dölyoluyla temas halindedir. Karın boşluğu ile teması ise Fallop tüpleri ile temin edilmektedir. Fallop tüpleri, karın boşluğunda yumurtalıklara yakın bir yerde açılmaktadır. Rahim birçok bağla desteklenmekte ve bağlı olarak asılı durmaktadır.

Rahmin bulunduğu yer neresidir?
Kasın kemiklerinin hemen üstünde, mesanenin arkasında, rektumun önünde ve dölyolunun üstünde bulunmaktadır.

Rahmin görevleri nedir?
a. Döllenmiş bir yumurtayı almak için hazırlık yapmak.
b. Cenin gelişirken onu barındırmak ve beslemek.
c. Çocuk gelişip doğuma hazır olunca onu dışarı çıkarmak.

Rahmin gebeliğe hazırlanmasına ne yol açar?
Yumurtalıklardan ve başka içsalgı bezlerinden ifraz olan hormonlar. Eğer döllenmiş yumurta gelmezse adet görme hali meydana gelir ve rahim çeperi dağılır. Bir gudde hastalığı ve gebelik olmadığı taktirde, bu işlem erginlikten yaş dönümüne kadar her ay yenilenir.

Rahim çarpıklığının ne anlamı vardır?
Genellikle bu durumun hiçbir anlamı ve önemi yoktur.

Rahim çarpıklığı ne gibi belirtilere neden olur?
Genellikle hiçbir belirtiye neden olmaz. Bazı nadir hallerde eğer rahim geniş ölçüde arkaya doğru yatmışsa, bu durumda bazen sırt ağrıları ve rahimde çekilme gibi bir his meydana gelebilir.

Çarpık rahim nasıl tedavi olur?
Bu olayların büyük çoğunluğu hiçbir tedavi gerektirmemektedir. (Geçmiş yıllarda rahmi düzeltmek için yapılmakta olan çok sayıda ameliyat, günümüzde gereksiz işlem olarak görüldüğü için artık yapılmamaktadır.) Bazı çok nadir vakalarda rahim ağzına konan plastik bir halkayla rahmin öne doğru getirilmesi ve bu pozisyonda durması temin edilmektedir.

Rahim çarpıklığı gebeliğe engel olur mu?
Kesinlikle hayır.

Rahim çarpıklığı cinsel teması engeller mi?
Hayır.

Çocuksu rahim nedir?
Eskiden küçük kalan bir rahim böyle adlandırılırdı.

Çocuksu rahmin mahsuru var mıdır?
Eğer rahim normal çalışmaktaysa. Başka deyişle eğer adetler normal gelmekteyse ve kadın gebe kalabildiği takdirde çocuksu rahmin hiçbir mahsuru yoktur.

Çocuksu rahimleri olan kadınlar gebe kalmakta zorluk çekerler mi?
Adet fonksiyonları normalse hayır.

Kürtaj nedir?
Dölyolundan girilerek rahim boşluğunda yapılan bir ameliyattır. Bu ameliyatta rahmin astar dokuları kazınarak alınır. Serviksi genişletmek ve rahim boşluğunu kazıyarak temizlemek için özel aletler kullanılır.

Kürtaj ne gibi nedenlerden yapılır?

a. Teşhis için.
b. Tedavi için.
c. Kürtaj çok hallerde hem teşhis ve hem de tedaviye aynı zamanda yararlı olmaktadır. Örneğin endometrial hiperplazi veya rahim poliplerinde.

Teşhis maksadıyla kürtaj hangi hallerde yapılır?
a. Rahimde nedeni anlaşılmayan kanamalar olduğu zamanlar.
b. Rahim boşluğunda bir polip olduğu şüphesi uyandığı zamanlar
c. Rahim yapısında kanser şüphesi olduğu zamanlar.
d. Rahim içzarına verem bulaşmış olduğu şüphesi uyandığı zamanlar.

Tedavi maksadıyla kürtaj hangi hallerde yapılır?
a. Rahmin içzarına polip gibi bir hastalık bulunduğu teşhis edilmişse kürtajla bu hastalığın tedavi edilmesi gerçekleşebilir.
b. Rahim içzarında bir büyümüş teşekkül (endometrial hiperplazi) teşhis edilmişse, bu durum çok kez kürtajla tedavi edilebilinecektir.
c. Bir çocuk düşürüldükten sonra rahimde ceninden ve plasentadan parçalar kalmışsa. Bu gibi durumlarda kürtaj rahim boşluğunu temizleyecek ve kadının normal hale dönmesini temin edecektir.

Kürtaj sancılı bir ameliyat mıdır?

Hayır. Bu ameliyat genel anestezi altında hastanede yapılır.

Kürtaj ameliyatından sonra ne kadar süre hastanede kalınması gereklidir?
Genellikle birkaç saat, en çok bir gün.

Kürtajdan sonra yara izleri kalır mı?

Hayır. Ameliyat tamamen dölyolundan yapılmaktadır.

Kürtajdan ne kadar süre sonra yeniden çalışmaya başlanılabilinir?
Bir hafta içerisinde.

Kürtajdan sonra ne gibi hareketlerden kaçınılması gerekmektedir?
İki ile dört hafta arası lavaj ve cinsel temas yapılmamalıdır.

Kürtajdan sonra normal gebelik mümkün olmakta mıdır?
Evet. Yetenekli bir jinokoloğ tarafından hastanede yapılan bir kürtaj gebeliklere hiçbir şekilde engel olmayacaktır.

Endometrit nedir?
Rahim içzarında meydana gelen bir enfeksiyondur.

Endometrit hangi nedenlerden meydana gelir?
a. Gonore (belsoğukluğu.)
b. Çocuk düşürme veya çocuk aldırmadan sonra meydana gelebilir. Özellikle çocuk düşürmek için beceriksiz ve caniyane sayılabilecek teşebbüslere girişilmişse.
c. Normal doğumda rahimde kazara bir enfeksiyon gelişmişse.
d. Ciğerlerde veya böbreklerdeki verem rahme yayılmış ve burada tali bir enfeksiyona neden olmuşsa.

Endometritin belirtileri nelerdir?
Düzensiz kanamalar, dölyolu ifrazatı, alt karın bölgesinde rahatsızlık ve sancı, takatsizlik, nöbet, idrarda zorluk, vb.

Endometrit nasıl tedavi edilir?
İlk atılacak adım, asıl nedenini tespit etmektir. Eğer yetersiz bir çocuk düşürme hali olmuşsa o zaman rahim boşluğu bir kürtajla temizlenmelidir. Eğer endometrit bakteri enfeksiyonundan ileri gelmişse hastaya antibiyotik ilaçlar verilmelidir. Eğer enfeksiyon rahim içzarını aşmış ve rahim çeperine bulaşmışsa o zaman durumun tedavisi için rahmin cerrahi müdahale ile alınması gerekebilecektir.

Endometrit kendiliğinden iyileşebilir mi?

Bazı vakalarda evet ama genellikle enfeksiyon yayılacak ve rahim, Fallop tüpleri, yumurtalıklar ve hatta karın boşluğunun en derin katlarına kadar varacak ve bulaşacaktır.

Rahim polipleri nedir?
Rahim içzarından çıkan ve rahim boşluğuna uzanan arızi bir teşekküldür. Bu polipler çok kısımlı olmaktadırlar.

Rahim poliplerinin belirtileri nelerdir?
Adet halinde kramp benzeri sancı, adetler arası lekelemeler adetlerde aşırı kanama ve dölyolu ifrazatı.

Rahim polipleri nasıl teşhis edilir?

Teşhis için kürtaj veya bir "histerogram" yapmakla.

Histerogam nedir?
Rahim boşluluğunun X ışınları yoluyle yapılan incelenmesidir. Bu işlem serviksten rahim boşluğuna kesif (opaque) bir boyanın şırınga edilmesiyle yapılır. Filmler alındığı zaman bunlar boşluğun ana hatlarını gösterecektir.

Rahim polipleri habis olabilir mi?
Evet, bazen olurlar.

Rahim polipleri nasıl tedavi edilir?
Bunlar kürtaj yoluyla alınır. Serviksten dölyolu kanalına dışarı çıkıntı halinde fırlamış oldukları hallerde kıskaç yoluyla de alma-bilinir veya özel bir aletle dölyolu içerisinde ezile bilinir. Polip içinde habis bir durum görüldüğü hallerde ise bütün bir histerektomi (rahim ve serviksin tam olarak alınması) yapılması gerekli olacaktır.

Endometrial hiperplazi nedir?

Rahim içzarının fazla kalınlaşması halidir.

Endometrial hiperplazi neden meydana gelir?

Genellikle nedeni yumurtalıkların devamlı olarak ve normalin çok üstünde kadın seks hormonları (estrojen) üretmesinden meydana gelir. Çok kez, yumurtalıklarda bir kist veya tümör gelişmiştir ve bu fazla estrojen (kadın seks hormonu) üretilmesiyle ilişkilidir.

Endometrial hiperplazinin belirtileri nelerdir?
Düzensiz ve hiç beklenmeyen anlarda kanama meydana gelmesiyle karakterize olmaktadır. Bazı hallerde adet tamamen kesilmekte, bazen normalden fazla olmakta, bazı hallerde kan hafif lekelemekle kalmakta, bazen de akımı çok geniş ölçüde olmaktadır. Yine karakteristiklerinden bir de kanamalarda en ufak bir ağrının olmamasıdır.

Endometrial hiperplazinin kısırlığa (gebe kalınmamak) bir ilişkisi var mıdır?

Evet. Endometrial hiperplazileri olan kadınlar çok kez yumurta yapamadıklarından gebe kalamazlar.

Endometrial hiperplazi nasıl teşhis edilir?

Endometrial biyopsi yoluyla rahim içzarından alman bir parçanın mikroskobik muayenesi yapılmasıyla. Ayrıca kürtaj yoluyla alman dokunun incelenmesiyle de teşhis edilir.

Endometrial biyopsi nerede ve nasıl yapılır?

Özel bir aletin dölyolu ve serviksten rahim boşluğuna sokulması ile yapılan basit ve doktor muayenehanesinde yapılabilmen bir işlemdir. Bu aletle ufak bir doku parçası alınmakta ve bu parça mikroskopla incelenmektedir.

Endometrial biyopsi sancılı bir işlem midir?

Hayır. Doktor muayenehanesinde yapılabilen basit bir işlemdir ve asgari derecede rahatsızlığa neden olmaktadır.

Endometrial hiperplazi ile rahim kanseri arasında bir ilişki var mıdır?

Çocuk doğurma yaşını geçkin kadınlarda bazı tip endometrial hiperplazilerin rahim kanseri gelişmesiyle ilişkisi olabileceği zannedilmektedir. Bunun için endometrial hiperplazisi olan yaşları ilerlemiş kadınlarda daha şümullü tedavi metotları tavsiye edilmektedir.

Endometrial hiperplazi nasıl tedavi edilir?

Tedavi usulleri hastanın yaşına, mikroskobik incelemede tespit edilmiş olan hiperplazi tipine, yumurtalıklarda marazi teşekküllerin bulunup bulunmadığına bağlıdır. Genç kadınlarda basit hiperplazi kürtaj ve normal adetlere dönülmesini teşvik için nestrojen ve progesteron (yumurtalık hormonları) tedavisi yapılmaktadır. Buna, dönem (siklus) tedavisi denir.
Adet kesildikten sonra, hiperplazinin tipi gözönünde bulundurularak, tedavi, basit bir kürtaj ile histerektomi arasında değişebilir. Eğer hiperplazi tekerrür ederse veya bazı tip hücrelerde büyük çapta çoğalma görülmekteyse ve hasta çocuk doğurma yaşını geçmişse, histerektomi en iyi tedavi usulü olacaktır. Fazla büyümüş bir yumurtalık hali tespit edilmişse, histerektominin yumurtalıkta bulunan bir tümörle ilişkili olması kuşkusu uyanmalıdır. Bu gibi hallerde karın bölgesi ameliyatı yoluyla yumurtalıklar ve rahim alınmalıdır.

Endometrial hiperplazileri yapılan kadınlar sık sık doktor muayenesine başvurmalılar mı?

Evet. Eğer kadın çocuk doğuracak yaşta ise ve adet devirlerinde herhangi bir düzensizlik varsa bir jinekologa başvurması gereklidir.

Genç kadınlarda tekerrür eden hiperplazi için en iyi tedavi metotları hangileridir?

a. Tekrarlanacak kürtajlar veya uzun süreli devir hormon tedavisi.
b. Eğer hiperplazi kontrol altına alınmamaktaysa, o zaman histerektomiye başvurulması gerekebilecektir. Ama bu duruma çok nadir hallerde rastlanmaktadır.

Rahimde kanser belirmesinin oranı nedir?
Kadın üreme organlarında meydana gelen kanserler arasında rahim kanserleri ikinci sırayı almaktadır. Serviks kanseri, rahim kanserinden beş defa daha fazla olagelmektedir.

Rahim kanserine hangi yaştaki kadınların tutulması daha muhtemeldir?

Genellikle elli yaşını geçkin kadınların bu hastalığa tutulmaları ihtimali daha fazladır.

Rahim kanserinin irsi olma eğilimi var mıdır?

Hayır.

Rahim kanserinin belirtileri nelerdir?

a. Rahmin büyümesi.
b. Adetleri olan kadınlarda düzensiz dölyolu kanamaları.
c. Adetten sonra kanamanın devam etmesi.

Rahim kanseri nasıl teşhis edilir?
Teşhis için bir kürtajın yapılmasıyla. Adetten kesilmiş herhangi bir kadında görülen dölyolu kanamaları kuşku ile karşılanmalı ve kanser olup olmadığının tespiti için kürtaja başvurulmalıdır. Kanser (Papanikolau) smiri ve endometrial biyopsi de teşhiste yararlı ve yardımcı olur.

Rahim kanseri için hangi tedavi metotları tavsiye edilmektedir?
Radyum uygulanması ve dört ila altı hafta sonrası total bir histerektomi.

Bu tehlikeli bir işlem midir?

Evet ama, yaklaşık bütün vakalarda ameliyat sonrası iyileşme gerçekleşmektedir.

Rahim kanseri tedavisinin başarı oranı nedir?
Eğer kanser rahim dışına yayılmadan teşhis edilmişse, iyileşme oranı beşte dörttür. Kanser rahim dışına yayılmışsa, ameliyatla iyileşme oranı sekizde bire düşmektedir.

Rahim kanserini önleme çareleri var mıdır?
Önleme çareleri yoktur. Ancak, dölyolunda anormal kanamalar olur olmaz hemen doktora başvurulursa erkenden teşhis edilmesi mümkün olur. Ayrıca kanser smiri yaptırmak da bu konuda en erken devrede ipuçları verebilir.

Rahim fibroidleri (miyomaları) nedir?
Fibroidler (miyomalar), rahim kasları dokularında meydana gelen selim tümörlerdir. Bunlar genellikle yuvarlak biçimde ve sert olurlar.

Fibroidlerin oluşma oranları nedir?
Yaklaşık her yüz kadının yirmi beş inde rahim fibroidleri vardır. Bu teşekküllerin büyük çoğunluğu herhangi bir belirti göstermezler ve tedavi de gerektirmezler.

Fibroidler neden meydana gelir?
Tam nedeni bilinmemekteyse de, bazı yumurtalık hormonlarının bunların çabuk büyümesinde büyük rol oynadıkları tespit edilmiştir. Yaş dönümünden yani adetten kesildikten sonra yumurtalık hormonu ifrazatı büyük ölçüde azalınca, fibroidlerin büyümesi de durmakta ve hatta küçülmektedir.

Fibroidlerin gelişmesi genellikle hangi yaşlarda olmaktadır?
Çocuk doğurma çağlarının sonlarına doğru, yani kırk ile elli yaşları arasında. Fakat bunlara, genç kadınlarda ve adetten kesilmiş kadınlarda da rastlanmaktadır.

Rahim fibroidleri bir aile hastalığı olma eğiliminde midir?
Böyle bir eğilim yoksa da, her dört kadının birinde fibroid bulunduğu göz önüne alınırsa, bir ailede birden fazla kadında bu durumun olması normal karşılanmalıdır.

Fidroidlerin muhtelif tipleri hangileridir?
a. Karın içzarı altı (subseröz). Bunlar, rahimin dış örtüsü altında meydana gelir.
b. Çeperler arası (intramural). Bunlar, rahimin kas tabakasında büyür.
c. Şubmüköz. Bunlar, rahim boşluğu içzar dokularının altında büyür.

Fibroidler muhtelif büyüklükte mi olur?
Evet. Bunlar bir topluiğne başı kadar küçük veya bir karpuz kadar büyük olabilirler.

Fibroidlerhı belirtileri nelerdir?
a. Fibroidlerin çoğu hiçbir belirti göstermez ve ancak sıradan bir rahim kontrolünde rastlanır.
b. Eğer fibroid şubmüköz tipindense, adet araları kanamalara veya normalden uzun süreli ve fazla kanamalı adetlere neden olabilir.
c. Çeperler arası (intramural) veya karın içzarı altı (subseröz) fibroidler ya hiç belirti göstermezler veya adetlerde normalin çok üstünde kanamaya neden olurlar.
d. Fibriyumlar çok büyür ve mesaneye veya rektuma fazla baskı yaparlarsa, fazla idrar ve dışarı çıkmakta zorluk halleri getirebilirler.
e. Bazı hallerde sırt ve karın ağrılarına neden olurlar.
f. Eğer fibroidler rahim boşluğunu tahrif ederlerse kadında kısırlık meydana gelebilir.

Fibroidler nasıl teşhis edilir?

Pelvisin elle muayenesiyle. Bu gibi bir dölyolu muayenesiyle fibroidin büyüklüğü, biçimi ve başka vasıfları tespit edilebilir. Histerogamla küçük submüköz fibroidlerin teşhisi mümkündür.

Rahim fibroidleri habis bir tümör sayılır mı?
Kesinlikle değil. Fibroidler selim teşekküllerdir.

Fibroidler kanserleşebilir mi?
Hayır. Ama bazı hallerde fibroidli bir rahimde kanser gelişebilir. Fakat bunun rahimde fibroid bulunmasıyla bir ilgisi yoktur.

Fibroidler, rahimdeki başka hastalıklarla ilişkili olabilirler mi?
Evet. Fibroid olan kadınlarda rahim polipsi ve endometrial hiperplaziye çok kez rastlanmaktadır.

Fibroidler için en iyi tedavi metotları nelerdir?
Fibroidler belirti gösterirseler veya çabuk büyümekteyseler bunların cerrahi mümadahale ile alınmaları gerekir.

Fibroidler için nasıl bir cerrahi müdahalede bulunulur?
Yalnız fibroidler alındığı zaman buna "miyomektomi" denmektedir. Bütün rahim alınırsa buna "histerektomi" denir.

Bir kadın-doğum doktoru, miyomektomi veya histerektomi mi gerekli olduğunu nasıl kararlaştırır?
Bu, hastanın yaşma ve çocuk sahibi olmak isteyip istemediğine bağlıdır. Eğer hasta çocuk doğurmak isteğinde ise, rahmin kalmasına gayret sarf edilecek ve miyektomi ameliyatı yapılacaktır.

Miyomektomi veya histerektomi ameliyatlarından başka fibroidleri tedavi etme usulleri var mıdır?
Evet. Bazı küçük submüköz fibroidler polip şeklinde geliştikleri zaman basit bir kürtaj yoluyla alınabilir.

Fibroidlerin tekerrür etme eğilimleri var mıdır?

Miyomektomiden sonra % 10 oranında tekerrür edebilir. Bütün rahim alındığı takdirde fibroidlerin tekerrür etmesine tabiatıyla olanak kalmayacaktır.

Bütün fibroidler ameliyat gerektirir mi?
Hayır. Bunların birçoğu, herhangi bir tedaviyi bile gerektirmez.

Fibroidler hangi hallerde ameliyat gerektirir?

a. Giderek artış gösteren, daha uzun süreli ve daha fazla meydana gelen adetler.
b. Adetler arası ciddi kanamalar.
c. Mesanede ve rektumda rahatsızlık veren baskılar.
d. Bir fibroidin süratle büyümesi.
e. Üç aylık gebelik durumundan daha fazla şişkinlik gösteren bir fibroid, rahatsızlık vermese bile alınması gerekir.
f. Bir fibroidin yozlaşması veya bükülmesi yüzünden meydana gelen akut sancılar.
g. Üst üste gelen çocuk düşürmeleri veya kısırlık hali.

Fibroidler gebelik halinde de olur mu?
Evet. Eğer gebelik halinde varsalar, gebe kadının karnı büyüdükçe fibroidler de büyüyecektir.

Bir fibroid gebelik halinde tedavi edilmeli midir?
Hayır. Tedavi çocuk doğduktan sonra yapılmalıdır.

Fibroid ameliyatı geçirmiş olan bir kadın gebe kalabilir mi?

Eğer miyomektomi yapılmışsa ameliyat sonrası kadının gebe kalması mümkündür. Bu gibi hallerde doğumun sezaryen yoluyla yapılması gerekebilecektir.

Fibroidlerde cerrahi müdahale yararlı mıdır?
Evet, yaklaşık bütün vakalarda hasta bu illetten kurtulmaktadır.

Fibroidlerin ameliyat dışında yeterli bir tedavi usulleri var mıdır?
Hayır. Bazı doktorlar hormon tedavisinin yeterli olduğunu ileri sürmüşlerse de bu iddia gerçekleşmemiştir.

Miyomektomi ciddi bir ameliyat mıdır?
Evet. Çünkü karnın açılmasını gerektirmektedir. Ancak iyileşme yaklaşık her vakada gerçekleşmektedir. Hastanede kalınma süresi on ila on iki gündür.

Miyomektomiden sonra adet görmeler normale döner mi?
Evet.

Miyomektomiden sonra hastanın tam olarak iyileşmesi ne kadar sürer?

Yaklaşık altı hafta.

Miyomektomi ameliyatı geçiren bir kadının gebe kalması için ne kadar süre beklemelidir?
Üç ile altı ay arası.

Histerektomi nedir?
Ameliyat yoluyla rahmin alınmasıdır.

Histerektomi ameliyatını gerektiren durumlar nelerdir?
a- Semptomatik fibroidler (belirtiye yol açan fibroidler.)
b. Rahimde, Fallop tüplerinde ve yumurtalıklarda gonore veya verem gibi kronik ve tedavisi imkansız hastalıklar.
c. Ciddi ve tekerrür eden endometrial hiperplazi.
d. Rahim veya serviks kanseri.
e. Fallop tüplerinde veya yumurtalıklarda kanser.
f. Kronik endometrioz.
g. Doğumdan sonra kontrol altına alınamayan kanama.
h. Kist veya marazı teşekküllerden dolayı yumurtalıkların alınması icap ettiği hallerde rahmin de alınması gerekir,
i. Gebelik sırasında rahmin delinmesi.

Histerektomi ciddi bir ameliyat mıdır?

Evet ama tehlikeli bir ameliyat olarak kabul edilmemektedir ve yaklaşık olarak hastaların hepsi iyileşmektedir.

Histerektomiden sonra adet görme halleri devam eder mi?

Hayır.

Histerektomiden sonra bir kadın gebe kalabilir mi?
Hayır.

Histerektomi ameliyatlarında yumurtalıkların alınması her zaman gerekli midir?
Eğer histerektomi ameliyatı kanser tedavisi için yapılmaktaysa Fallop tüpleri ve yumurtalıkların alınması gereklidir. Eğer hastalık selim ise ve ameliyat olacak kadın kırk yaşından gençse, o zaman yumurtalıklardan biri veya her ikisi yerinde bırakılabilir. Böylece rahatsız edici yaş dönümü meydana gelmez. Hasta çok genç ise yumurtalıkların yerinde bırakılması için mümkün olan her şey yapılır. Hastanın adetleri kesilmişse yumurtalıklar genellikle alınır. Eğer yumurtalıklar iltihaplanmış ise veya endometrioz mevcutsa, histerektomi yapılırken yumurtalıklar da alınır.

Histerektomiden sonra alınmayan yumurtalıklar yozlaşma ve kist bağlama eğilimini gösterirler mi?

Bu hususta delil olarak kabul edilebilecek olaylar görülmemişse de bunun olabileceğini düşünenler vardır.

Her histerektomi ameliyatından sonra adet kesilmesi belirtileri görülür mü?
Hayır. Eğer her iki yumurtalık da çıkarılmışsa adetler kesilmeyecektir. Adet kesilmesi yalnız iki yumurtalık alınırsa meydana gelir.

Histerektomi ameliyatından sonra adet kesilme belirtileri kontrol altına alınabilinir mi?

Evet. Adet kesilmesi belirtileri ile mücadele edilebilecek çok iyi usuller vardır.

Rahmin alınması kadının cinsel hayatını herhangi bir şekilde etkiler mi?
Hayır. Rahimin, yumurtalıksız veya yumurtalıklarla birlikte alınması, bir kadının cinsel hayatını ve arzusunu hiçbir şekilde etkilemez. Hatta bazı kadınlar histerektomi ameliyatından sonra cinsel temastan daha fazla zevk aldıklarını, iddia etmektedirler.

Histerektomi ameliyatı ile dış genital organlarda değişiklik meydana gelir mi?
Hayır. Histerektomi dölyolunda ve diğer dış organlarda hiçbir değişikliğe yol açmaz.

Histerektomi bir kadının fiziki görüntüsünde bir tesir yapar mı?
Hayır. Bu genel olan yanlış bir kavramdır. Kadınlar histerektomi ameliyatı nedeniyle ne çirkinleşirler ne de şişmanlamaya meyilli olurlar. Yalnız şurası unutulmamalıdır ki, bu ameliyat genellikle kadınların yaşlanmaya başladıkları elli ile altmış yaşları arasında yapılmaktadır.

Histerektomi ameliyatının yarası çirkinleştirici midir?
Hayır. Karında dümdüz bir izi kalmaktadır. Dölyolundan yapılan histerektomilerde hiçbir yara izi görülmemektedir.

Vaginal histerektomi yapılmasını gerektiren durumlar hangileridir?
Sistosel ve rektosel durumlarıyla birlikte rahim prolapsı da varsa, rahmin dölyolundan alınması tercih edilmektedir. Bu şekilde döl-yolunda gerekli olacak plastik ameliyatla aynı zamanda yapılabilir. Bu ameliyat, rahmin dölyolundan alınamayacak derecede büyüdüğü hallerde yapılamaz.

Dölyolundan yapılan histerektomi tehlikeli bir ameliyat mıdır?
Hayır. Bu ameliyatta riskler karından yapılan histerektomilerden farksızdır.
Bir histerektomi ameliyatı ne kadar sürer?
Bir ile iki saat arası.
Histerektomi ameliyatından ne kadar süre sonra hasta yataktan kalkabilir?
Genellikle ameliyattan bir gün sonra.

Histerektomi ameliyatından sonra ne kadar süre hastanede kalınması gerekmektedir?

Dokuz ile on iki gün arası.

Histerektomi ameliyatı sonrası ne gibi belirtiler meydana gelebilir?
Bir iki hafta süre ile dölyolu kanaması devam edebilir. Yine bu ameliyat sonrası bir hafta kadar idrar etmekte ve dışarı çıkmakta zorluk çekilebilinir.

Endometrioz nedir?
Rahim içzarı hücrelerinin anormal yerlerde bulunması hali. Bu dokular rahim çeperinin derininde, rahmin üst tabakasının dışında, Fallop tüplerinde, yumurtalıklarda, rahmi destekleyen ve tutan bağlarda, mesanede, bağırsaklarda, dölyolunda veya karın bölgesinin başka yerlerinde bulunabilecektir.

Rahim içzarı hücreleri (endometrial hücreler) nasıl böyle anormal yerlerde bulunabilmektedirler?

Bunlar başka yapıların üzerine yerleşmekte ve küçücük hücre yuvaları halinde gelişmektedir. Boy itibariyle bir topluiğne başından bir portakal büyüklüğünde değişiklik göstermektedirler. Çok kez kist oluşumuna yol açmaktadırlar. Bunların içinde eskimiş adet kanları ve çikolata benzeri bir sıvı bulunmaktadır.

Endometrial hücre kümeleri ne gibi anormal durumlara yol açabilirler?
Fallop tüpleri ve yumurtalıklar veya mesane, bağırsak ya da rahim arasında sert yapışmalara yol açabilmektedirler. Kist meydana gelmesine neden olabilirler. Bu kistler bükülüp veya patlayıp akut karın ağrılara ve distress'e sebep olurlar.

Endometrial hücre kümelerinin fonksiyonları normal rahim hücreleri gibi midir?
Evet. Her adet periyodu yaklaştığı zaman genişlemekte, kanla dolmaktadırlar ve adet görme hali olduğu zaman kanamaktadırlar.

Endometrioz neden ileri gelir?
Esas nedeni bilinmemektedir. Bir teoriye göre adet periyotlarında rahmin tabaka hücreleri Fallop tüplerinden ters bir peristaltik hareketle dışarı itilmektedir. Başka bir teoriye göre ise, bu hücreler bir rahim ameliyatından sonra yerlerinden kopmuşlardır.

Endometriozun belirtileri nelerdir?
a. Hiçbir belirti göstermeyebilir ve başka bir hastalıktan dolayı yapılan bir ameliyatta meydana çıkabilir.
b. Adetten önce ve adet görme sırasında şiddetli sancı hissedilebilinir.
c. İdrar ederken, dışarı çıkarken veya cinsel temas sırasında şiddetli sancı hissedilebilinir.
d. Adet halinde kanama belirli bir şekilde artış gösterebilir.
e. Ciddi endometriozun komplikasyonlarından biri de kadının gebe kalamamasıdır.

Endometrioz nasıl tedavi edilir?
a. Tedavi genellikle tıbbi yollardan yapılır ve adetleri geçici bir süre durdurmak için hastaya erkeklik hormonları veya yeterli derecede dişilik hormonları verilir. Ancak, bu tür tedavi belli bir süre uygulanır.
b. Belli belirtilerle gelen inatçı endometrioz vakalarında histerektomi ameliyatı yapılması gerekebilir. Bu ameliyat çocuk doğurma yaşını geçmiş olan kadınlara ve ameliyat gerektirecek kadar ciddi araz gösteren genç kadınlara da yapılmaktadır.
c. Çocuk doğuracak yaşta olan genç kadınlarda gebelik geçici bir rahatlama getirir. Bunun nedeni endometrioz arazını meydana getiren dönem (siklus) tesiri gebelikte geçici olarak etkisiz kalmaktadır.

Endometrioz kansere neden olabilir mi?
Hayır.

Endometrioz tedavi edilmediği hallerde ne meydana gelebilir?
Belirtiler ilerliyecek ve sakatlık getirebilecek hale gelecektir. Eğer endometrioz bağırsaklarla veya sindirim sistemi ile ilgiliyse hastalık bağırsakları tıkayabilecektir. Bazı hallerde bu hücrelerden oluşan kistler o derece büyüyecektir ki, başka organlara yaptıkları baskılardan ameliyat gerekecektir. Kistler bazen bükülüp veya koparlar. Bu hallerde derhal ameliyat yapılması gerekmektedir.

Hamilelik - Tüp Bebek - Doğum Hamilelik,Tüp Bebek,Doğum,Gebelik,Annelik

Fallop Tüpleri Nedir

Fallop tüpleri nedir?
Rahmin üst son sınırlarından pelvisin her iki tarafına 7,5 ila 10 santim yükselen içleri boş tüp biçiminde iki yapıdır. Her tüp bir kurşunkalem genişliğindedir ve en ucu huni biçimindedir. Tüplerin dışında bir adale tabakası bulunmakta ve içzar dokuları kıla benzer çıkıntılar ile örtülüdür. Bu kılvari çıkıntılar sallanarak, çalkalanarak ve süpürerek yumurtayı rahme indirmeye yardımcı olmaktadırlar. Ayrıca meninin (spermanın) tüpten yumurtaya gelebilmesine de yardım ederler.

Fallop tüplerinin fonksiyonu nedir?
Yumurtalıktan salıverilen yumurtayı aşağıya doğru rahim boşluğuna nakletmek, rahim boşluğundan meninin (spermanın) yumurtaya doğru gitmesine müsaade ve yardım etmek.

Salpenjit (tüp yangısı) nedir?
Fallop tüplerinin bakteriyel bir enfeksiyona yakalanmalarıdır.

Fallop tüplerinde en genel enfeksiyon nedenleri hangileridir?

a. Gonore. Bu hastalık dölyolu kanalıyla servikse ve rahme çıkmaktadır.
b. Verem. Bu genellikle başka bir yerdeki enfeksiyondan dolayı tali bir şekilde gelmektedir.
c. Stafilokok, pnömokok veya streptokok enfeksiyonları.

Salpenjit çok rastlanan bir hastalık mıdır?
Evet. Ancak antibiyotiklerin bulunmasıyla ve veremi kontrol altına alan ilaçların gelişmesiyle, Fallop tüplerinin iltihaplanmasına bundan on yirmi yıl öncesinde rastlandığından çok daha az rastlanmaktadır.

Fallop tüplerinin içindeki enfeksiyonlardan ne gibi zararlar meydana gelebilir?
a. Kısırlık.
b. Tübal gebelik (dış gebelik).
c. Hem yumurtalıkta ve hem de tüp ile ilişkili kronik bir apsenin gelişmesi.
d. Enfeksiyonun karın boşluğuna yayılarak peritonite neden olması.

Fallop tüplerinde kronik enfeksiyonu tedavi etmek için ne yapılmalıdır?
Cerrahi müdahale. Rahim, tüpler ve yumurtalıklar alınacaktır.

Akut salpenjitin belirtileri nelerdir?
Alt karın bölgesinde sancı, nöbet, ürpermek, idrarda zorluk çekmek, bulantı ve kusmak, dölyolu ifrazatı, adetler arasında dölyolu kanamaları, cinsel temasta sancı, vb. Bu belirtilerin bazıları veya tümüne salpenjitte rastlanılabilinir.

Salpenjiti önlemenin en iyi çareleri nelerdir?
Tabiidir ki kadınlar enfekte olmuş erkeklerle cinsel temasta bulunmamaları gerekmektedir. Ancak, cinsel temastan sonra dölyolu ifrazatı görülür görülmez bir jinekologa başvurulması şarttır. Böylece enfeksiyonun rahimden Fallop tüplerine yayılması önlenebilinir.

Salpenjit bir kere geliştikten sonra nasıl tedavi edilir?
Akut (salpenjit) antibiyotiklerle tedavi edilir. Hasta yatırılır ve sancının dindirilmesi için gerekli ilaçlar verilir. Bir apse gelişmiş ve inatçıysa, ameliyat yolu ile tüpün alınması gerekebilir.

Salpenjitin akut hallerinde çoğunlukla ameliyata başvurulmakta mıdır?
Hayır. Jinekolog iltihaplanmayı ilaçlarla kontrol altına almak için her çareye başvuracaktır. Tüp içerisindeki apse patlama ve peritonite neden olabilecek belirtiler göstermekteyse acil cerrahi müdahale gerekli olabilir.

Salpenjite yakalanan her hastanın hastaneye kaldırılması gerekli midir?
Hayır. Hastalığın ilk safhalarında tedavi evde yürütülebilinmektedir. Ancak, hastalık tedaviye cevap vermemekteyse hastanın hastaneye kaldırılması gereklidir.

Salpenjit kendiliğinden iyileşebilir mi?
Hayır. Bütün vakalar sıkı bir tedaviye tabi tutulmalıdır.

Salpenj itten iyileşme oranları nedir?
Bu hastalıktan çok az kadın ölür Ancak hastalığın kronik hali Fallop tüplerinin alınması yoluyla tedavi edilebilinir. Hastalığın akut halinde tedaviye derhal başlanıldığı taktirde ve sıkı bir tedavi uygulanırsa hasta ameliyata lüzum kalmadan iyileşebilir.

Antibiyotik ilaçlarla Fallop tüplerindeki kronik veya inatçı bir aps tedavi edilebilinir mi?

Genellikle hayır. Kronik bir apse bir kez geliştikten sonra tek tedavi şekli tüpün alınmasıdır.

Salpenjit için hangi ameliyat yöntemleri tatbik edilmektedir?

Eğer hastalık bir tüpte ise basit bir ameliyatla yalnız o tüp alınmak tadır. Bunun dışında, hastalığın gelişme oranına göre, her iki tüpün, yumurtalıkların ve hatta rahmin ameliyatla alınması gerekecektir.

İltihaplanmış bir tüpün alınması ciddi bir ameliyat mıdır?
Evet. Bu ameliyat omurga-veya genel.anestezi altında alt karın bölgesinde açılan bir ensizyondan yapılmaktadır.

Bir tüp ameliyatından sonra hastanın he kadar süre hastanede kal ması gereklidir?

Yaklaşık sekiz ila on gün.

Tüpler üzerinde bir ameliyattan ne kadar süre sonra hasta yataktan kalkabilir?
Ameliyattan bir gün sonra.

Ameliyattan sonra salpenjit yeniden tekerrür edebilir mi?

Radikal bir ameliyatla tüpler, alınmışsa tekerrür olamayacaktır Yalnız bir tüp alınmışsa ve radikal ameliyata başvurulmamışsa yandaki yumurtalıkta veya öteki tüp ve yumurtalığın yeniden iltihaplanmaları mümkündür.

Salpenjit ilaçla tedavi edilmişse tekerrür etme eğilimi gösterir mi?

Evet.

Salpenjitin yalnız bir tüpte olması ne ölçüde sınırlıdır?
Bu durum nadiren olagelmektedir. Genellikle iltihaplanma iki tüpte aynı zamanda olmaktadır. Ancak, her zaman iki tüpün de ameliyatla alınması gerekmemektedir ve çok hallerde bir tüpün kurtarılması mümkün olmaktadır.

Fallop tüplerinin alınması cinsel temasa engel olur mu?
Hayır.

Fallop tüplerinin alınması adetlerin kesilmesine (menopoza) yol açarmı?
Hayır. Ancak Fallop tüpleri ile birlikte yumurtalıklar da alınmışsa
adetler kesilecektir.

Tübal gebelik (dış gebelik) nedir?

Bu, döllenmiş bir yumurtanın Fallop tüplerine yapışarak orada büyümeye başlamasıdır.

Tübal gebelik neden meydana gelir?

a. Tübal gebelik genellikle gebelikten önce Fallop tüplerinin iltihaplanmış olmasından ileri gelmektedir. Vakaların % 25'ine önceden salpenjit geçirmiş olan kadınlarda rastlanmaktadır.
b. Çocuk düşürmeden veya doğumdan sonra meydana gelen bir enfeksiyondan.
c. Bir tüpün mekanik basıncına, eğrilmesine veya tıkanmasına neden olan yumurtalık veya rahim tümörleri.
d. Önceden meydana gelen bir peritonit (karın boşluğu iltihaplanması) . Bu iltihaplanma bir tüpte yapışmalar meydana getirmiştir ve kanalını tahrif etmiştir.
e. Bir tüpte doğuştan gelen şekil bozukluğu.
f. Tamamen normal görünen kadınlarda bilinmeyen ve teşhis edilemeyen nedenler.

Tübal gebeliklerin olma oranları nedir?
Yaklaşık her üç ila dört yüz gebeliklerin bir tanesi tübal gebelik olur.

Bir yumurta döllendikten ne kadar sonra tübal gebelik meydana gelebilir?

Yumurta döllendikten hemen sonra.

Tübal gebelik meydana geldikten ne kadar zaman sonra teşhis edilir?
Genellikle dört ile altı hafta arası.

Tübal gebeliğin belirtileri nelerdir?
Tübal gebeliğin kopma olmadan erken safhalarında genellikle adeti gelmez, fakat hafif dölyolu lekelemesi yapar. Özellikle cinsel temastan sonra alt karın bölgesinde sancı duyulur.Erken gebelikte görülen bütün belirtiler sabah bulantısı, göğüs kabarmaları, vb. tübal gebelikte de rastlanır.Tübal gebelik kopma yapınca, yukarıdaki belirtilerden sonra şiddetli şok, bayılma, hızlı nefes alma, karın ağrıları, omuzlar bölgesinde sancı ve rektumda baskı görülebilinecektir.

Tübal gebelik koptuğu zaman bu belirtiler neden ileri gelmektedir?
Tüp koptuktan sonra geniş ölçüde kan kaybı olmakta ve bu kanlar karın boşluğuna akmaktadır.

Tübal düşük terimi ne anlama gelmektedir?
Bu durumda döllenmiş yumurta veya genç cenin, tüpün, sonum karın boşluğuna itilmektedir. Bu vakaların çoğunluğu kopma o bir tübal gebelik kadar ciddi değildir. Çünkü tüp kendisi kopı maktadır ve çok daha az kanama ve şok meydana gelmektedir.

Gebelik testi (A-Z testi) tübal gebelikte her zaman müspet gösterim te midir?

Hayır. Çok vakalarda test menfi gösterecektir. Bu cenininin hala yaşamakta olup olmadığına bağlıdır.

Jinekolog tübal gebeliği nasıl teşhis etmektedir?
Yukarıda gösterilen belirtilerle birlikte Fallop tüpleri civarın pelvisle ilgili bir yığına rastlanır. Müspet gösteren bir gebelik testi de teşhise yardımcı olabilecektir.Kuşku uyandıran hallerde, pelvis boşluğuna dölyolundan bir iği sokularak bu boşlukta kan bulunup bulunmadığı tespit edilecektir; Veya tüplerin görülmesi için dölyolundan pelvis boşluğuna aynalı bir alet sokulacaktır.

Tübal gebelik şüphesi ortaya çıkınca başvurulacak en iyi tedavi mı todu nedir?
Eğer müspet bir teşhis yapılmamışsa en iyi metot ameliyata başvurmak ve tüplerin durumunu gözle görmektir. Bu bir karın bölgesi ameliyatı gerektirmekteyse de, tüpün kopması tehlikesi karşısında bu araştırıcı ameliyatın yapılması tercih edilmektedir.

Tübal gebeliği önlemenin çareleri var mıdır?
Hayır. Ancak hastanın gebe kalmasına müsaade etmeden önce pelvis içerisinde bütün hastalıkların temizlenmesi yararlı olabilir.

Tübal gebelik nasıl tedavi edilir?
a. Tam bir teşhis yapıldıktan sonra hasta derhal ameliyat edilmeli ve tüp alınmalıdır.
b. Fazla kan kaybı olmuşsa derhal kan nakli yapılmalıdır.
c. Şüpheli vakalarda belirtilere dikkat edilmeli ve durumda bir değişiklik görülür görülmez doktora başvurulmalıdır.

Tübal gebelik ameliyatı yapılırken yumurtalıklar alınmakta mıdır?
Eğer hastalıklı oldukları tespit edilmemişse hayır.

Tübal gebelikte en büyük tehlike nedir?
Kanama.

Tübal gebelikten sonra iyileşme şansları nedir?
Modern imkanlar mevcutsa ve derhal ameliyata başvurulursa vakaların hemen hepsi iyileşir.

Bu ciddi bir ameliyat mıdır?
Başka bir nedenden bir tüp alınması ameliyatından daha ciddi değildir.

Bu ameliyatta ne tür anestezi kullanılmaktadır?

Genel anestezi.

Tübal gebelik ameliyatından sonra ne kadar süre hastanede kalınması gereklidir?
Sekiz ila dokuz gün.

Kopmuş bir tübal gebelikte, hastaya ameliyat öncesi ne gibi tedavi yapılmalıdır?
Hastanın ameliyat edilebilmesi için şoktan çıkmasın temin el maksadıyla kan verilir.

Tübal bir gebelik geçiren bir kadının, daha sonraki gebelikleri normal olur mu?
Evet. Bir tüp veya bir yumurtalığın alınması normal gebeliği önlemeyecektir. Üstelik bu durum yeni bir tübal gebeliğin olacağı anlamına da gelmez.

Bir kez tübal gebelik geçirmiş olan kadınların yeniden tübal gebelik geçirme eğilimleri, bu hastalığı geçirmemiş kadınlardan fazla mıdır?
Bir dereceye kadar evet.

Tübal gebelik ameliyatı geçirdikten sonra yeniden gebe kalınması ne kadar süre beklenmelidir?
En azından altı ay bir süre beklenmesi tavsiye edilmektedir.

Fallop tüplerinde kanser meydana gelir mi?
Evet, ancak bu çok nadir görülen bir haldir.

Fallop tüpü kanserinin tedavisi nedir?
Pelvis kanserlerinde olduğu gibi bütün rahim, tüpler ve yumurtalıklar alınır.

Tüplerde kanser teşekkülünden sonra tedavi mümkün müdür?

Eğer hastalık başka organlara yayılmadan önce ortadan Kaldırılmışsa evet.

Hamilelik - Tüp Bebek - Doğum Hamilelik,Tüp Bebek,Doğum,Gebelik,Annelik

21 Ekim 2011 Cuma

Sperm Analizinin Kısırlık Tedavisinde Önemi Nedir

Sperm analizinin kısırlık tedavisinde önemi nedir?

Sperm analizi, tedavinin planlanmasında çok önemli değere sahiptir. Bu nedenle, iyi bir merkezde, bu işten anlayanlar tarafından yapılması gerekir. Eksik, yetersiz veya yanlış yapılan bir tahlil, yanlış tedavi planlanmasına, zaman kaybına ve tekrar tahlil istenmesi nedeniyle mali kayıplara neden olabilir.

Tedaviyi planlayan ve uygulayan doktorun sperm analizini yeterli şekilde değerlendirmesi hayati önemi olan bir konudur. Ayrıca, spermin nasıl ve hangi şartlarda alınması gerektiği de erkeğe iyice anlatılmalıdır.

Sperm tahlili için:Erkeğin 2-7 gün arası boşalmaması gerekir. Sperm verirken su, tükrük, sabun veya başka bir kayganlaştırıcı kullanılmaması gerekir. Sperm odası gürültüden uzak, sakin ve sessiz bir ortam olmalı, gözden uzak bir yerde bulunmalıdır. İçinde lavabo, temizlik malzemeleri, rahat bir oturma imkanı olmalıdır. Bazen uygun olmayan şartlarda sperm vermek zorunda kalan erkekler bu konudan şikayetçi olmaktadır. Sperm vermede sorun yaşayanlar için gerekli imkanlar sağlanmalıdır.


Azospermi:

Erkeğin menisinde canlı veya cansız hiç sperm hücresi olmamasıdır. Bu durum 2 şekilde ortaya çıkar:
- Tıkayıcı tip: Burada erkeğin yumurtalıklarında (testis) sperm hücre yapımı olmasına rağmen hücreleri ileten kanallarda tıkanıklık olması nedeniyle (daha önce geçirilmiş iltihabi bir hastalık gibi) sperm hücreleri dışarı çıkamaz. Bu hastalarda enjektör ve iğne yardımı ile sperm kanallarından hücre alınır. (tesa, mesa, pesa)
- Hücre yapımının olmaması: Burada ise sperm hücresini yapımı ya hiç olmamakta, ya da hücre olgunlaşması tamamlanamadığı olgun sperm hücresi bulunmamaktadır. Bu tip azospermi pek çok nedenden olabilir: Ör: İnmemiş testis, genetik kaynaklı gibi. Bu hastalarda testislerden iğne yardımı ile hücre aranır (tesa). Eğer hücre bulunamazsa testislerden biyopsi ile çok küçük parçalar alınır ve hücre aranır (tese, mikrotese)

Her iki azospermi tipinin ayırıcı tanısında
-Sperm analizi
-Erkeğin muayenesi
-Erkeğin hormon tetkiklerinin
-Erkeğin genetik tetkikinin yapılması gerekir.

Tıkayıcı tipte olan azospermi de hücre bulunma şansı hemen hemen kesindir ve başarı şansı yüksektir,

Hücre yapımının olmadığı veya çok az olduğu ikinci tipte hücre bulunma şansı %30-50 dir. Eğer hücre bulunamazsa en az 6 ay ara ile biyopsi tekrar edilebilir.

Bazı durumlarda, azospermi tanısı konulanlarda nadir de olsa tekrar yapılan menide yapılan sperm analizinde çok az sayıda canlı hücre bulunabiliyor. Bu nedenle, hastaların her zaman dikkatli değerlendirilmesi gereklidir.

Bu genel bilgiler dışında, her erkeğin kendi özel durumuna göre bir değerlendirme yapılıp ileriye yönelik tüp bebek şansı ayrıca ayrıntılı olarak tartışılıp ona göre karar verilmelidir.



İmmotil sperm: (%100 Hareketsiz)

Erkeğin menisinde hareketli sperm hücrelerinin olmayışıdır. Burada hücrelerin kuyruk yapısında bir anormallik söz konusudur. Hücre sayısı değişik olabilir. Burada, iki durum söz konusudur:
-Hücrelerin hepsi ölüdür.
-Hücrelerin bir kısmı canlıdır fakat hareket yeteneğini kaybetmiştir.

Bunun için canlılık testi yapılır. Bu test sonucuna göre uygun vakalarda tüp bebek yaplır. Eğer canlı hücre yoksa erkeğin testislerinden biyopsi ile sperm hücresi aranır.



Oligospermi: (Sayı)

Sperm hücrelerinin sayı olarak azlığını ifade eder. Eğer, sperm hücre sayısı 20 milyon/ml den az ise oligospermi tanısı konur. Bu azlığın derecelerine göre tedavi düzenlenir.



Astenospermi: (Az Hareketlilik)

Sperm hücrelerinin hareket azlığını ifade eder. Burada:
Hızlı ileri hareketli (hiperaktif) (a)
Yavaş hareketli (b)
Yerinde hareketli (c)
Hareketsiz (d)
Şeklinde bir sınıflandırma vardır. Tedavinin planlanmasında özellikle Hiperaktif olanlar önemlidir.



Teratospermi: (Şekil farklılıkları)

İnsan sperm hücrelerinin kendine has “iğ” şeklinde bir baş yapısı vardır. Bazen sperm başı değişik şekillerde olur. Her normal sperm analizinde bazı hücrelerin “anormal şekilli” şeklinde yazıldığı görülür ve belli bir yüzde ile ifade edilir. Eğer, anormal şekilli sperm hücrelerinin oranı hemen hemen % 100 ise teratospermiden bahsedilir. Bu tanı bazen hastalarda kaygılara yol açmaktadır. Sanki bu hücrelerle tüp bebek yapılırsa ve gebelik oluşursa bebeğin anormal olmasından korkulmaktadır. Halbuki, bu tip hücreler doğal yollardan kadının yumurtasını dölleyemezler; ancak, tüp bebek uygulamasında kullanılabilirler.

Şunu unutmamak gerekir: Tüp bebek uygulamalarında sperm hücreleri ne durumda olursa olsun, gerek duyulduğunda genetik testlerin yapılmasından kaçınmamalıdır. Tedavilerin ayrıntıları çiftlerle beraber tartışılmalıdır.



Aglütinasyon: (Kümeleşme)

Sperm hücrelerinin baş, kuyruk gibi bölgelerinden irili ufaklı kümeler oluşturmasıdır. Bu durumda sperm hareket etse bile yerinden ayrılamadığı için yumurta dölleme kabiliyetini kaybetmiştir. Bu durmda mutlaka sperm yıkama yapılarak değerlendirilmelidir. Genellikle menide bulunan bazı bağışıklık maddeleri bu duruma yol açabilir.



Sperm yıkama:

Günümüzde sperm analizinin artık ayrılmaz bir parçası olmuştur. Yıkama yapılmadan bir sperm analizini değerlendirmek çok sağlıklı olmamaktadır. Bazı özel hücre kültürü sıvıları ile meni yıkanarak istenmeyen maddeler ayrılarak sağlıklı sperm hücrelerinin değerlendirilmesi mümkün olmaktadır.



Kruger Testi:

Bu test sperm şekline göre yapılan özel bir değerlendirmedir. Sonuçlar infertilite tedavisinin planlanmasında önem arzeder. Şöyle ki:
%14 ve üzeri normal, doğal ilişki veya aşılamaya uygun
%5-13 sınırda, yıkama sonuçlarına, ve diğer infertilite nedenlerine göre karar vermek gerekir
%4 ve daha az ise tüp bebek gerekir.

Kruger kriteri azaldıkça spermin yumurtayı dölleme yeteneği de azalmaktadır.



Diğer kriterler:

Sperm hücrelerinin değerlendirilmesi genellikle meni alındıktan 2 saat sonra değerlendirilmektedir. Özellikle bazı durumlarda 2. saatte hücre hareketi yüzdesi iyi iken, 6 ve daha ileri saatlerde bu yüzdenin hızla azaldığı ve bazen % 0 olduğuna raslanmaktadır. Bu önemli bir kriterdir

Menide toplam ileri hareketli sperm sayısı 5 milyon altında ise tüp bebek daha iyi bir tedavi yöntemdir.

Meni miktarı normalde 2-7 cc olarak kabul edilir. Bazen 2 cc altında meni elde edilir. Bu az miktar meni ile doğal yoldan gebe kalma şansı çok düşüktür.

Gereksiz kullanılan bazı ilaçlar sperm analizinde tam ters bir etki ile hücre azlığına veya yokluğuna yol açabilir. Bu gibi durumlarda ilacı kestikten en az 2 ay sonra yeni bir tetkik yapılmalıdır.

Aşırı sigara ve alkol tüketimi (özellikle 5-10 seneden fazla) sperm hareket ve sayısında azalmalara yol açabilir

Başka bir hastalık nedeniyle alınan ilaçlar (ör: mide rahatsızlıkları, depresyon) sperm üzerinde olumsuz etki yapabilirler.
Hamilelik - Tüp Bebek - Doğum Hamilelik,Tüp Bebek,Doğum,Gebelik,Annelik

Hamile Kalmak İçin En Uygun Gün Nedir ? Planlı hamilelik

Planlı hamilelik özellikle kariyer yapma çabasındaki çalışan çiftler için büyük önem taşıyor. Günümüz koşulları hemen hemen her alanda olduğu gibi bebek sahibi olma konusunda da plan yapmayı gerektiriyor. Ama kararı verince bebek de hemen gelmiyor. Aylarca çaba! sarf edildiği halde ve klinik olarak hiçbir sorun bulunmamasına rağmen, bazen istenilen hamilelik bir türlü gerçekleşmiyor. Çünkü ya yumurtlama zamanı tutturulamıyor ya da farkında olmadan hamileliği engelleyen hatalar yapılıyor. Oysa maddi ve manevi açıdan hazır olunan bir dönemde bebek sahibi olmak istendiğinde insanların beklemeye pek de fazla tahammülü olmuyor. Peki, doğru olduğu düşünülen zamanda, vakit kaybetmeden hamileliğin gerçekleşmesi için neler yapılmalı, nelere dikkat edilmeli? Uzmanlara göre hiçbir doğurganlık problemine sahip olmayan ve korunmayan bir çiftin ortalama hamile kalma şansı, her adet döneminde yüzde 25 civarında. Çiftin yaşı, regl döneminin zamanı ve ilişkilerin sıklığı ise başarıyı etkileyen en önemli faktörler. Hamileliği sağlayan ve destekleyen koşullara dikkat ederek arzu ettiğiniz bebeğe bir an önce kavuşabilmek için uzmanımızın önerilerini dikkatlice uygulayın.



İdeal yaşta mısınız?
Tıbbi araştırmalar, çocuk sahibi olabilecek çağdaki yetişkinlerin yüzde 10 - 15'inin kısırlık problemi ile karşılaştığını ortaya koyuyor. Aktif bir cinsel yaşamı olan çiftlerin yüzde 57'si üçüncü ayda, yüzde 72'si altıncı ayda, yüzde 85'i de birinci yılın sonunda hamile kalıyor. Hamilelik için gereken süre, çiftlerin yaşları yükseldikçe artıyor. Yaşla beraber kadının üretkenliğinin azaldığını belirten uzmanlar yaşın çocuk sahibi olunmasında bu kadar önemli olmasını başlıca iki nedene bağlıyorlar.
Birincisi yaşlanma sonucunda yumurtaların kaliteleri bozuluyor. İkincisi, ilerleyen yaşla birlikte erken gebelik kaybı olasılığı artıyor. Bir kadın üreme çağı boyunca ortalama 400 - 500 kez yumurtluyor, yaş ilerledikçe kaliteli yumurta sayısı da azalıyor.

Yumurtlama döneminizi tespit edin
Kadınların en fazla doğurgan oldukları döneme ait şöyle küçük formüller söz konusu: Adetin başladığı gün "1. Gün" olarak kabul ediliyor ve 28 günde bir adet gören kadında yumurtlama 13.- 15. gün arasında gerçekleşiyor, işte bu dönem en fazla doğurgan olunan zaman. Ancak kadınların tümü bu dönemde yumurtlamıyor. Bazıları biraz daha önce veya sonra yumurtlayabiliyor. Bazıları da hiç yumurtlamıyor.
Unutulmaması gereken nokta şu! Yumurtlama problemleri olmasına rağmen kadınlar adet görebiliyor ve yumurtlama gücü aydan aya değişebiliyor. Yumurtlamanın olup olmadığı ultrason ya da kan testleriyle belirlenebiliyor.
Erkek spermi cinsel ilişkiden sonra yaklaşık 48-72 saat kadın vücudunda canlı olarak kalabiliyor, işte kadının en doğurgan olduğu bu zamanda, spermin de orada olması gerekiyor, bir de yeterli sperm bulunabilmesi için her gün yerine gün aşırı cinsel ilişkiye girilmesi.
Çünkü fazla sayıda cinsel ilişkide bulunmak erkeğin menisindeki sperm sayısını azaltıyor.

Yumurtlamanın gerçekleştiği nasıl anlaşılır?
Göğüslerde hassasiyet, karın bölgesi ve kasıklarda ağrı, rahatsızlık hissi, vajinal akıntıların ve vajinada ıslaklığın artması gibi şikayetler yumurtlamanın gerçekleştiğinin belirgin işaretleridir. Ayrıca eczanelerde satılan ovülasyon belirleme testleri ile de yumurtlamanın gerçekleşip gerçekleşmediği belirlenebilir.

Test yaptırabilirsiniz
Jinekologların yumurtlama zamanını izlemek için kullandıkları en önemli yöntem LH düzeyinin tespiti. LH düzeyindeki ani yükseliş, yumurtlamanın 1-1.5 gün içinde başlayacağını, dolayısıyla kadının adet dönemi içindeki en verimli 2-3 gününün başladığını işaret eder. İşte bebek sahibi olmaya karar veren çiftler için cinsel ilişkiye girilmesi en öncelikli günler, bu günlerdir. İdrardaki LH düzeyindeki ani yükselişi artık eczanelerde satılan testler sayesinde evinizde de zamanında ve kolayca tespit edebilirsiniz.

Siz yine de tedbirli olun!
İlişki sırasında kayganlaştırıcı olarak tükürük veya diğer krem vs. gibi maddelerin kullanılması spermleri öldürerek hamileliği önleyebilir. Ayrıca yer çekiminin etkisiyle ayakta veya oturur pozisyonda kurulan ilişkide ya da ilişkiden hemen sonra ayağa kalkıldığında spermlerin rahim ağzındaki açıklıktan geçmeleri zorlaşır, ilişki sonrası kadının bir süre sırt üstü yatması hamilelik ihtimalini artırabilir. Her şeye rağmen tamamen sağlıklı bir çiftin hamilelik elde etme şansı her ay yüzde 25'tir. Hamilelik ve öncesindeki dönemde çiftlerin yüksek ısıya maruz kalmaktan kaçınmaları gerekir. Saunadan ve çok sıcak suyla banyo yapmaktan kaçınılmalıdır. Ayrıca hamilelik ve hamilelik öncesi dönemde çalışma ortamında böcek öldürücü, kurşun, etilen oksit gibi kimyasal maddelere ve radyasyona maruz kalmaktan kaçınılmalıdır. Bu dönemde çamaşır suyu vs. gibi temizlik maddeleri kullanırken eldiven kullanmaya ve bu maddeleri solumamaya özen gösterilmelidir. Günümüzde bilgisayar kullanımının yaygınlaşmasıyla video, display terminallerinden (bilgisayar ve televizyon ekranı) yayılan elektromanyetik alanın da hamilelere zararlı, olabileceği düşünülmektedir. Bu tip enerjiye maruz kalan kadınlarda düşük oranının arttığı gösterilmiştir. Bu zararlı etkiden korunmak için bilgisayar ekranından 80 cm. uzakta oturulması önerilir. Özellikle monitörlerin arka bölgelerinden uzakta oturmak gerekir.

Doğum kontrol hapı kullandıysanız...
Doğum kontrol hapları en güvenilir doğum kontrol yöntemlerinden biri. Ancak doğum kontrol hapını uzun süre kullanan ve bırakan kadınlarda bir süre daha yumurtlama problemi görülebiliyor. Bu sebeple hamile kalmak için geçen süre diğer doğum kontrol yöntemlerine göre uzun olabiliyor. Bu uzamaya karşın, doğum kontrol hapı kullanımıyla kısırlığın arttığı konusunda herhangi bir kanıt yok. Doğum kontrol hapıyla korunan kadınlar hapları kullanmaya devam ederken de (örneğin kullanmaya yeni başladıklarında) veya kestikten hemen sonra hamile kalabilirler, bu durumda bebeğin sağlığı olumsuz etkilenmez.

Şansınızı artırın!
Sağlıklı beslenmek yumurta ve sperm kalitesini, dolayısıyla da döllenmeyi etkiler. Hamilelik öncesi dönemde sağlıklı beslenme alışkanlıklarının edinilmesi ve bunların hamilelik süresince devam ettirilmesi çok önemli. Düzenli beslenme alışkanlığı anne adayına, ailesine ve gelişecek bebeğin sağlığına katkıda bulunur.
Boyunuza ve vücut yapınıza uygun kiloda olmak, sağlıklı bir hamilelik için ayrıca önemli. Hamile kalmadan önceki dönemde yağdan fakir, liften zengin diyet uygulanarak ve egzersiz yaparak kilo verilmesi uygun olur. Ancak hızlı kilo verebileceğiniz diyetler hamile kalma şansını düşürüp, hamilelik öncesi besin depolarınızı azaltır.
Sağlıklı hamilelik için en önemli vitamin folik asittir. Döllenmeden hemen sonra omurilik ve sinir sisteminin gelişmesinde önemli rol oynar. Hamilelikten önceki 3 aylık dönemden itibaren, günde 400 mg. folik asit takviyesi sinir sistemiyle ilgili bozuklukların oluşmasını engeller. Folik asit narenciyede, yeşil yapraklı sebzelerde, fındık, badem ve baklagillerde bulunur,
Günde 300 mg.'dan (3 bardak filtre kahve) fazla kafein alınması üreme sağlığını olumsuz etkiler. Kafein kahvenin dışında çay, kakao, kolalı içecekler gibi birçok gıdada bulunur. Bazı çalışmalar fazla kafein alımının düşüklere yol açtığını göstermiştir. Hamilelik ve öncesi dönemde kafein alımı mümkün olduğu kadar azaltılmalı ve kafeinsiz içecekler tercih edilmelidir.
Hamilelik öncesi ve hamilelik döneminde hiç alkol alınmaması en doğru yaklaşımdır. Alkol erkeklerde sperm sayısını ve kalitesini azaltır.
Hamilelik ve öncesi dönemde sigara içilmemesi ve sigara içilen ortamlardan uzak durulması gerekir. Sigara yumurta ve sperm kalitesini bozar, yumurtanın döllenmesini ve döllenen yumurtanın rahme tutunmasını zorlaştırarak hamileliği önler. Sigara içen kadınlarda dış gebeliğin daha sık görüldüğünü gösteren çalışmalar vardır. Bu dönemde sigara bırakmayı kolaylaştıran nikotin sakız ve bantlarının kullanımı önerilmez.
Suni tatlandırıcılar ve bunları içeren gıda maddelerinin kullanımından da hamilelikte ve öncesindeki hazırlık döneminde kaçınılması gerekir.
Hamilelik öncesi ve hamilelik döneminde çiftlerin stresten mümkün olduğu kadar uzak kalması ve yeterince dinlenmesi gerekir.
Egzersiz fazla ağır olmamak şartıyla önerilir. Ağır egzersiz kadın ve erkekte üreme sağlığını olumsuz etkiler.

Hamilelik - Tüp Bebek - Doğum Hamilelik,Tüp Bebek,Doğum,Gebelik,Annelik

Tüp bebek nedir, kimlere uygulanır?

Tüp bebek nedir, kimlere uygulanır?

Hayatımıza son 30 yılda giren ve bizim için hızla sıradan bir yöntem haline gelen tüp bebek uygulaması nedir ve nasıl yapılır? Sorularınızın cevabını burada bulabilirsiniz.
Tüp bebek uygulamasını kısaca özetlemek gerekirse, kadın ve erkeğe ait üreme hücrelerinin vücut dışı koşullarda döllenme işlemi diyebiliriz.
Bu yöntemde erkek ve kadın üreme hücreleri vücut sıcaklığındaki, uygun bir ortamda 48 saat bekletilir. Bu sürede elde edilen yumurtaların yaklaşık yarısında döllenme oluşur. Bu döllenmiş yumurtalar embriyo (cenin) olarak adlandırılır ve son hedef olan kadın rahmine yerleştirilir.
Embriyolar rahim içerisine rahim ağzından ince bir katater ile yerleştirilir. Bu işlemler sonucu kadınların yaklaşık %50'sinde gebelik oluşur. Ancak bu gebeliklerin bir kısmı düşük ile sonlanır. Tedaviye giren çiftlerin uygulama başına yaklaşık % 40'ında çocukları olur. Bu oran birçok uygulama sonucu % 70 - 80'lere çıkabilir. Geri kalan % 20 - 30'luk grup modern tıbbın bütün olanaklarına rağmen günümüzde çocuk sahibi olamaz.
Tüp bebek yöntemlerinde çeşitli ilaçlarla (Gonal-F, Puregon, Menogon) kadının yumurtalıklarının uyarılması sağlanır. Yumurtalıkların uyarılmasının amacı, embriyo oluşturmaya aday çok sayıda yumurta elde etmek. Çok sayıda embriyonun rahim içine yerleştirilmesinin (embriyo transferi) gebelik şansını artırdığı görüldü (gebelik oranları, bir embriyo yerleştirildiğinde yaklaşık %10, üç embriyo yerleştirildiğinde ise %40 -50 civarında).
Merkezimizde özel durumlar dışında rahim içine üç embriyo yerleştirilir.
Tüp bebek hakkında genel bilgiler
Tüp bebek, klasik yöntemler ile gebe kalamayan kadınlarda uygulanan bir tedavi şekli. Erkek (sperm) ve dişi (yumurta) döl hücrelerinin laboratuvar koşullarında birleştirilmesi sonucunda oluşan embriyoların, rahime transferi ilkesine dayanır. Laboratuvar koşullarında gerçekleştirilen döllenme, kendiliğinden (in vitro fertilizasyon) ya da insan eliyle, tek yumurta içine tek sperm verilmesi ile (mikroenjeksiyon) sağlanır.
Tüp bebek, önceleri enfeksiyon veya cerrahi işlem sonucunda tüplerinde kalıcı hasar oluşan kadınlarda uygulanmaya başlanmış, kısa bir süre sonra ise, kısırlığa yol açan diğer nedenlerin tedavisinde de kullanılır hale gelmiş. Bugün, endometriozis, nedeni açıklanamayan kısırlık olguları ve erkeğe bağlı kısırlıkta, tüp bebek yöntemleri ile başarılı sonuçlar alınır.
Özellikle son yıllarda uygulanmaya başlanan mikroenjeksiyon, sperm sayısının çok düşük olması ve hatta menisinde hiç sperm olmamasına karşın, testisinde sperm bulunan erkeklerin tedavisinde bir devrim olarak nitelendiriliyor.
Hamilelik - Tüp Bebek - Doğum Hamilelik,Tüp Bebek,Doğum,Gebelik,Annelik

Kısırlık - İnfertilite nedir, nedenleri nelerdir ?

Kısırlık - İnfertilite nedir, nedenleri nelerdir ?

İnfertilite, yani istenildiği halde çocuk sahibi olamama pek çok toplumda önemli bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır.
Tanım olarak, en az 1 yıl herhangi bir korunma yöntemi uygulanmaksızın haftada 2-3 kere girilen cinsel ilişkiye rağmen gebelik elde edilmemesi infertilite yani kısırlık olarak adlandırılmaktadır. İnfertilite görülme sıklığı toplumlar arasında büyük farklılıklar göstermez. Tüm dünyada çiftlerin yaklaşık yüzde onbeşi infertilite nedeni yardımla üreme tekniklerine başvurmak zorunda kalmaktadır. Bu çiftlerin büyük bir kısmında gebe kalamamanın nedenini açıklayacak sebepler bulunabilirken, yaklaşık yüzde 10-12sinde herhangi bir patoloji tespit edilemez. Bu çiftler açıklanamayan infertilite olarak adlandırılırlar.
İnfertilitenin nedenlerini anlayabilmek ve tedavisini planlayabilmek için önce kadında ve erkekte üreme döngüsünün nasıl işlediğini ve gebeliğin oluş mekanizmasını anlamak gerekir.
"Ne zaman çocuk sahibi olmayı planlıyorsunuz ?" sorusu pek çok yeni evli çiftin en çok karşılaştığı sorudur. Aslında bu soru yeni evlenen çiftlerin kendi kendilerine de ilk sordukları soruların başında gelir. Özellikle kadının çalışmadığı, geleneksel aile yapısındaki çiftlerde balayında gebe kalma hayali kuran çok genç çift vardır. Çocuğun ailenin geçimi ve işleri için önemli olduğu, kırsal alanda ise sadece çocuk sahibi olmak için evlenen kadın ve erkekler azımsanamayacak kadar çoktur. Bizim toplumumuz gibi çocuk sahibi olmanın ayrıcalık ve prestij olarak görüldüğü toplumlarda ise infertilite neredeyse hayati öneme sahiptir. Bir başka grup ise, çalışma hayatının zorlukları içinde evlenmeye zaman bulamamış ancak yaşı ilerlediği için bir an önce evlenip çocuk sahibi olmayı düşünen bireylerden oluşur. Tüm bu bireylerin ortak yanılgısı istedikleri anda, hatta belki balayında gebe kalabileceklerini düşünmeleridir. Pek çok sinema filminde ve romanda kahraman tek bir ilişki ile ya da bebek istediği zamanda gebe kalabilirken gerçek hayatta durum bu değildir. Hiçbir sağlık problemi olmayan tamamen normal bir çifti ele aldığımızda, kadının tek bir adet döneminde, her gün ilişkide bulunsalar bile, gebe kalma olasılığı sadece %25dir. Çiftin fertilite potansiyelini gösteren bu durum "fekundite" olarak adlandırılır. İnsan, organizma olarak üreme potansiyeli çok yüksek bir canlı değildir. Bunun pek çok nedeni vardır. Bazı yumurtalar döllenmez, bazıları da döllense bile embriyo döneminde gelişme gösteremez. Gebelik bir anlamda şans işidir. Bunu kabaca Rus ruletine benzetmek mümkündür. Hangi çiftin gebe kalabileceğini, yada hangisinin gebe kalamayacağını önceden tahmin etmek imkansızdır! Tek bir ilişkide %25 olan gebelik elde etme şansı bir yılın sonunda %85e çıkar. Yani bir yıl sonunda her 100 çiftten 85inde gebelik elde edilecektir. Geri kalan 15 çift ise infertilite ile karşı karşıya demektir. Bazı yazarlara göre ise birinci yılın sonunda gebelik olmaz ise, çifte infertil demek doğru değildir. Bunun için 2 yıl beklemek gerekmektedir. Gerçekten de ilk yılın sonunda %85 olan gebelik oranı ikinci yılın sonunda %92 civarında saptanır.
Tek bir adet siklusunda gebe kalma şansı pek çok faktörün etkisi altındadır. Bu faktörleri inceleyecek olursak
Kadının yaşı: Biyolojik saat ilerledikçe kadının gebe kalma şansı giderek azalır. Bunun en önemli nedeni yaş ile birlikte yumurtalıklardaki yumurta sayısı ve kalitesinin azalmasıdır. 20 yaşında bir kadın ile 21 yaşındakinin gebe kalma olasılıkları arasındaki fark çok büyük değilken 30lu yaşlarda bu fark daha fazla anlam kazanır.
Cinsel ilişki sıklığı: Cinsel ilişki sıklığı açısından normal ya da anormal diye bir sınıflama yapmak doğru değildir. Önemli olan ilişki sayısının az ya da çokluğu değil yeterliliğidir. Bunun için optimum sayı haftada 3 ilişkidir.
Zamanlama : Cinsel ilişki sıklığının yanı sıra ilişkinin zamanlaması da önemlidir. Yumurtlamanın olduğu günlerde girilecek olan ilişki, gebelik olasılığını arttıracaktır.
Süre: Çiftin ne kadar zamandır çocuk istediği önemli bir noktadır. Gebe kalmaya uğraşan çiftlerde aradan geçen süre uzadıkça, tıbbi yardım almadan başarılı bir gebelik elde etme olasılığı da o ölçüde azalmaktadır.
Patoloji: İnfertiliteye neden olabilecek bir patolojinin varlığı da gebelik şansını azaltır. Bunlara en güzel örnek geçirilmiş ameliyatlar ya da endometriozisdir.
Eğer bir çiftte fertilite problemi varsa bu gebeliği nasıl etkiler? Gebe kalma pek çok faktörün etkisi altındadır. Örneğin sperm sayısı olması gerekenin yarısı kadar olan bir erkek ve normal bir kadından oluşan çiftte gebelik şansı yarı yarıya azalır. Gebeliği etkileyen her faktör için durum böyle değildir. Örneğin kadında her iki tüpün de tıkalı olduğu durumlarda gebelik şansı neredeyse yok gibidir. Benzer şekilde testislerinde sperm üretimi olmayan ya da spermleri testisten dış dünyaya taşıyan kanalların fonksiyon görmediği erkeklerin de doğal yollardan çocuk sahibi olmaları büyük sürpriz olur. Bu açıdan bakıldığında çocuk isteği ile hekime müracaat eden çiftlerde hem erkek hem de kadın detaylı olarak incelenmelidir. Çiftin her ikisinde de problem olduğunda gebelik şansı bunların toplamı ölçüsünde değil çarpımı ölçüsünde azalır. Eğer insan ömrü 300-400 yıla çıkarılabilse ve bu süre zarfında kadından yumurta, erkekten de sperm üretimi sağlanabilse, açıklanamayan infertilite vakalarının tamamına yakını gebe kalabilirdi. Bu durum infertilitede zamanın önemini açıkça ortaya koyan bir olgudur. Gebelik olasılığı arttırılmalıdır ve bu da ancak tıbbi tedavi ile mümkün olmaktadır.
Ne zaman endişelenmeli, ne zaman hekime gitmeli ?
Eğer bir yıldan uzun bir süredir ovülasyona denk gelen günlerde 2-3 günde bir düzenli olarak cinsel ilişkide bulunuyorsanız ve herhangi bir korunma yöntemi uygulamadığınız halde gebe kalamadıysanız infertil sınıfına giriyorsunuz demektir. Bu asla normal yollardan gebe kalamazsınız demek değildir ancak istatistiksel anlamdan bakıldığında şans azalmış olmaktadır. Artık tıbbi yardıma ihtiyacınız vardır. Bu yardım için belirli ve kesin bir zaman yoktur. Bebek sahibi olmamanız sizi endişelendirmeye başladığında bir jinekoloğa gitmelisiniz. Pek çok çift infertiliteyi çekinecek hatta utanacak bir durum olarak görür ve kendilerini yalnız hissederler. Oysa durum bu derece kötü değildir. Tüm dünyada pek çok çift aynı problemi yaşamaktadır ve bunları önemli bir kısmı çok basit tedavilerle gebe kalabilmektedir. Burada çiftleri kısıtlayan infertilitenin her zaman önemli bir problem olmasına rağmen acil olmamasında yatmaktadır. Genelde kişiler doktora gitmeyi herhangi bir bahanenin arkasına saklayarak ertelemekte ve sürekli gelecek ay demektedirler. Oysa hayatta zaman dışında her şeyin telafisi mümkündür.
Bazı durumlarda ise hekime müracaat etmeden önce 1 yıl beklemek gereksizdir.
  • Çok sık ya da seyrek adet görmek
  • Geçirilmiş pelvik enfeksiyon öyküsü
  • 2'den fazla sayıda düşük
  • Kadın yaşının ileri olması
  • Erkekte testislerin küçük olması
  • Prostat enfeksiyonu öyküsü.
varsa vakit kaybetmeden profesyonel bir yardim ya da öneri almak için girişimde bulunmak akıllıca olacaktır.
Hekime başvurmadan önce bazı basit önlemler ile üreme potansiyelinizi arttırabileceğinizi aklınızdan çıkartmayın. Bu önlemlerin en başında gelenlerden birisi vücut ağırlığı, diyet ve egzersiz arasındaki dengenin sağlanmasıdır. Uygun diyet ve egzersiz optimal üreme fonksiyonu için son derece önemlidir. Düşük kilolu ya da aşırı şişman kadınlar gebe kalmada güçlükler yaşayabilirler. Kadınlık hormonu olan östrojenin büyük kısmı yumurtalıklarda üretilir. Ancak yağ dokusu da küçümsenemeyecek bir östrojen kaynağıdır. Döllenme olayı hassas hormonal dengelerin rol aldığı karmaşık bir olaydır. Bu olayın başarı ile sonuçlanabilmesi için stabil bir hormonal durum gereklidir. Bu nedenle az ya da fazla kiloların infertiliteye neden olabilmesi şaşırtıcı bir durum değildir. Normalin %10-15 altında ya da üstünde olan vücut ağırlığı üreme sistemini kökten etkileyebilir. Bunun en güzel örneği beslenme bozukluğu olan aşırı zayıf kişilerde adet kanamalarının düzensiz oluşudur. Bu düzensiz kanamalar genelde anovülasyon yani yumurtlamanın olmaması ile bir arada seyreder. Maraton koşucuları, yüzücüler gibi ağır sporlar ile uğraşan kadınların pek çoğunda adet düzensizlikleri ve dolayısı ile infertilite sorunu mevcuttur.
Fertilite üzerinde etkili bir başka faktör de sigara ve alkoldür. Sigara erkeklerde sperm sayısını azaltırken kadınlarda da yumurta kalitesini bozar. Benzer şekilde alkolde sperm sayısı üzerinde olumsuz rol oynadığı tespit edilen bir maddedir.
Değişik hastalıklar için kullanılan ilaçlar da fertiliteyi etkiler. Özellikle ülser ve tansiyon ilaçlarının sperm sayıları üzerine etkili olduğu bilinmektedir. Kafein alımının azaltılması ise konsepsiyon şansını arttırır.
Cinsel ilişki sıklığı üreme yeteneğini direk etkileyen en önemli faktörlerden birisidir. İlişki ne kadar sık olursa gebelik şansı o derece yüksek olur. Burada kastedilen her gün girilen ilişki değildir. Bu sperm sayı ve kalitesini azaltır. İdeal olan ovülasyona yakın günlerde gün aşırı ilişkiye girmektir. Günümüzde hem erkeğin hem de kadının çalışma hayatı içinde olması, mesleki stresler ve kaygılar nedeni ile cinsel güdülerde ve istekte azalma çoğu çiftin ortak yakınmasıdır. Bu nedenlerle ilişki daha ziyade hafta sonları olmaktadır. Doğal olarak bu çiftlerin gebelik elde etmesi gecikecek ve büyük olasılıkla çift infertilite nedeni ile hekime başvurmak zorunda kalacaktır.
İlişkinin sıklığı yanı sıra zamanlaması da son derece önemlidir. İnsan dışında hemen hemen bütün canlılar yumurtlama dönemini bilirler. Östrus ya da kızgınlık dönemi olarak adlandırılan bu devrede cinsel istekleri artar ve çiftleşirler. Hatta kedilerin bu özelliği pek çok espiriye de konu olmaktadır. Oysa insanlarda durum farklıdır. Kadında belirgin bir kızgınlık dönemi yoktur ve pek çok kadın yumurtlama dönemini fark edemez. Çeşitli yöntemler ile kadının adet düzeni saptanır ve ovülasyon dönemi tespit edilebilir. Fertil dönem denilen gebe kalma olasılığının yüksek olduğu dönemde bu nedenle gün aşırı ilişki önerilir.
Cinsel ilişki ve fertilite arasındaki bağ ile ilgili son nokta uygun şekilde ilişkide bulunmaktır. Doğada çok değişik hayvan türleri vardır ve bunların her biri soyunu devam ettirmek için farklı mekanizmalar geliştirmiştir. Örneğin domuzlar sperm açısından çok cimridirler. Erkeğin penisi spiral şeklindedir ve dişinin vajinasına adeta vidalanır. Bu sayede tek bir sperm bile boşa gitmez. İnsanlarda bu tarz mekanizmalar mevcut değildir. Gerçekte bu tür tekniklere gerek de yoktur. İlişki sonrası semenin vajina dışına kaçması son derece normaldir. Pek çok kadın bunu gebelik şansı açısından olumsuz bir faktör olarak yorumlamakla birlikte gerçek bu değildir. Semenin dışarı gelmesi ilişkinin uygun şekilde yapıldığının göstergesidir. Çocuk isteyen çiftlerde genelde önerilen erkeğin üstte olduğu pozisyonlardır. İlişki sonrası kadının en az 5 dakika sırt üstü yatması ve vajinal duştan kaçınması da diğer öneriler arasındadır. İlişki esnasında kayganlığı sağlamak amacı ile kullanılan yapay maddeler spermler üzerinde ölümcül etki yaratabileceğinden önerilmemektedir. Çok gerek duyuluyor ise petrol bazlı olanlar yerine sıvı parafin tercih edilmelidir.
İnfertiltenin geçmişe göre daha sık görülmesinin nedenlerinden biriside kadınların çalışma hayatı içinde daha fazla yer almalarıdır. Çoğu kadın çocuk sahibi olmak için işinde yükselmeyi beklemekte bu nedenle de yaşı ilerlemektedir. Yine pekçok işveren -ki buna çok büyük holdingler de dahildir- işe alacakları bayan personele belirli bir süre gebe kalmama kısıtlaması getirmektedir. Zaman geçtikçe kadının üreme potansiyeli azalmakta ve dolayısı ile infertilite daha sık karşımıza çıkmaktadır. Aslına bakılırsa bebek sahibi olmak için en uygun zaman diye birşey sözkonusu değildir. Kadının üreme potansiyeli 20-30 yaş arasında zirvededir. 30 yaştan sonra azalan bu potansiyel 35 yaşından sonra keskin ve hızlı bir düşüş gösterir. Bebek sahibi olmak için en uygun zaman oldukça kişisel bir karardır. Ancak çeşitli nedenler ile çocuk sahibi olmayı geciktiren ya da geciktirmeyi düşünen şiftlerin karşısında başka bir problem daha vardır: Sosyal baskılar. Hemen her toplumda özellikle aile büyükleri biran önce torun sahibi olmak için baskı kurma eğilimindedirler. Medyada yer alan ve çiftlerin biran önce bebek sahibi olmasını öneren yazılar da benzer şekilde baskı unsurudur. Tüm bu faktörlerin etkisi ile yeni evli ya da uzun süre etkili yöntemlerle korunmuş çiftler daha infertilite sınıfına girmedikleri halde sırf kadın 30 yaşına geldi diye doktor, doktor dolaşabilmektedirler.
Üreme potansiyeli azalıyor mu?
Bu soru hem konu ile ilgilenen hekimlerin hem de olayla direk ilgili olan çiftlerin cevabını aradığı sorulardan biridir. Cevap kesin değildir ancak muhtemelen önerme doğrudur. Kadının evlenme yaşının artması, cinsel özgürlük ile birlikte cinsel yolla bulaşan hastalık oranlarındaki yükselme, nedeni bilinmemekle birlikte erkekte sperm sayısındaki global azalma bu durumun nedeni olabilir. Sperm sayılarındaki azalma ilginç bir global gözlemdir. Gerçekten de son 15-20 yılda tüm dünyada yaygın olarak sperm sayılarında bir azalma eğilimi dikkati çekilmektedir. Bu durumun çevresel kirlenmeden mi yoksa modern yaşamın yüklediği stresten mi kaynaklandığı belli değildir. Sevindirici olan ise üreme potansiyeli üzerindeki bunca olumsuzluğa karşın, yardımla üreme tekniklerindeki gelişmeler ve buna bağlı olarak artan başarı oranlarıdır. Yine modern insanın infertiliteyi tabu olmaktan çıkarması ve tedavi alternatiflerini bilinçli bir şekilde değerlendirmesi de kayda değer bir ilerlemedir.

Hamilelik - Tüp Bebek - Doğum Hamilelik,Tüp Bebek,Doğum,Gebelik,Annelik

Hamilelikte Göğüsten sıvı gelmesi (Galaktore) nedir?

Göğüsten sıvı gelmesi (Galaktore) nedir?

Galaktore, hamilelik ve emzirme dönemleri dışında kadının göğsünden bazı durumlarda çok miktarda olmak üzere sütlü sıvı gelmesi anlamına gelir.
Çoğu zaman göğüsten gelen sıvı beyaz ya da renksizdir ancak bazı durularda sıvı sarı veya yeşil renktedir. Galaktore denen sıvının göğüsten gelmesi için göğüs ucunun alt kısmından tüm göğse baskı uygulanmalı. Tek göğüste veya her iki göğüste birden görülebilir. Rahatsızlık tek göğüste görüldüğünde mutlaka incelenmeli.
Galaktore nedenleri nelerdir?

26 Ağustos 2011 Cuma

Tüp bebek nedir, kimlere uygulanır?

Tüp bebek nedir, kimlere uygulanır?

Hayatımıza son 30 yılda giren ve bizim için hızla sıradan bir yöntem haline gelen tüp bebek uygulaması nedir ve nasıl yapılır? Sorularınızın cevabını burada bulabilirsiniz.
Tüp bebek uygulamasını kısaca özetlemek gerekirse, kadın ve erkeğe ait üreme hücrelerinin vücut dışı koşullarda döllenme işlemi diyebiliriz.
Bu yöntemde erkek ve kadın üreme hücreleri vücut sıcaklığındaki, uygun bir ortamda 48 saat bekletilir. Bu sürede elde edilen yumurtaların yaklaşık yarısında döllenme oluşur. Bu döllenmiş yumurtalar embriyo (cenin) olarak adlandırılır ve son hedef olan kadın rahmine yerleştirilir.

Embriyolar rahim içerisine rahim ağzından ince bir katater ile yerleştirilir. Bu işlemler sonucu kadınların yaklaşık %50'sinde gebelik oluşur. Ancak bu gebeliklerin bir kısmı düşük ile sonlanır. Tedaviye giren çiftlerin uygulama başına yaklaşık % 40'ında çocukları olur. Bu oran birçok uygulama sonucu % 70 - 80'lere çıkabilir. Geri kalan % 20 - 30'luk grup modern tıbbın bütün olanaklarına rağmen günümüzde çocuk sahibi olamaz.
Tüp bebek yöntemlerinde çeşitli ilaçlarla (Gonal-F, Puregon, Menogon) kadının yumurtalıklarının uyarılması sağlanır. Yumurtalıkların uyarılmasının amacı, embriyo oluşturmaya aday çok sayıda yumurta elde etmek. Çok sayıda embriyonun rahim içine yerleştirilmesinin (embriyo transferi) gebelik şansını artırdığı görüldü (gebelik oranları, bir embriyo yerleştirildiğinde yaklaşık %10, üç embriyo yerleştirildiğinde ise %40 -50 civarında).
Merkezimizde özel durumlar dışında rahim içine üç embriyo yerleştirilir.
Tüp bebek hakkında genel bilgiler
Tüp bebek, klasik yöntemler ile gebe kalamayan kadınlarda uygulanan bir tedavi şekli. Erkek (sperm) ve dişi (yumurta) döl hücrelerinin laboratuvar koşullarında birleştirilmesi sonucunda oluşan embriyoların, rahime transferi ilkesine dayanır. Laboratuvar koşullarında gerçekleştirilen döllenme, kendiliğinden (in vitro fertilizasyon) ya da insan eliyle, tek yumurta içine tek sperm verilmesi ile (mikroenjeksiyon) sağlanır.
Tüp bebek, önceleri enfeksiyon veya cerrahi işlem sonucunda tüplerinde kalıcı hasar oluşan kadınlarda uygulanmaya başlanmış, kısa bir süre sonra ise, kısırlığa yol açan diğer nedenlerin tedavisinde de kullanılır hale gelmiş. Bugün, endometriozis, nedeni açıklanamayan kısırlık olguları ve erkeğe bağlı kısırlıkta, tüp bebek yöntemleri ile başarılı sonuçlar alınır.
Özellikle son yıllarda uygulanmaya başlanan mikroenjeksiyon, sperm sayısının çok düşük olması ve hatta menisinde hiç sperm olmamasına karşın, testisinde sperm bulunan erkeklerin tedavisinde bir devrim olarak nitelendiriliyor.

9 Mart 2011 Çarşamba

Bebek Nasıl / Ne Giydirilir?




Bebeğinizin giyimi, onun sağlığı ve rahat hareket edebilmesi açısından büyük önem taşır. Bebeği olan her anne, onun bakımı, temizliği ve sağlığı için endişelenir.

Bebeklerin rahatlığı ve sağlığı için, içinde kolayca hareket edebilecekleri pamuklu giysiler giymeleri önemlidir. Ayrıca giysilerin biçimleri de önemlidir. Bebek giysileri sabun tozuyla yıkanmalı İlk 5 ayda bebek, doğum ağırlığının 2 katına ulaşıp 15 santimetre kadar uzar. Büyüme çok hızlı olduğundan, bebeklerin hareketlerini kısıtlamayan rahat giysiler tercih edilmelidir

Büyüme hızının yüksek oluşu nedeniyle daha az sayıda giysinin alınması, bebek büyüdükçe de yerine ihtiyacı karşılayacak türde yenilerinin alınması daha ekonomik olacaktır. Bebek giysilerinin kumaşları da önemlidir. Bebeğin giysileri kolayca giyilip çıkartılabilir ve yıkanabilir olmalı, sentetik malzeme içermemelidir. Sıklıkla yüzde 100 pamuklu ve daha az sıklıkla yünlü giysiler kullanılmalıdır. Bebeğin cildini tahriş edeceği için, giysiler deterjanla yıkanmamalıdır. Bunun yerine sabun tozu kullanılmalıdır.

Bebek için gerekli giysiler